Mehmet Ali Birand
 
KÜRT KÖKENLİ OLSANIZ, ALINMAZ MISINIZ?
 
 

KÜRT KÖKENLİ

OLSANIZ, ALINMAZ MISINIZ?


Neyseki şu seçim erteleme kargaşası bittide, Türkiye açısından çok daha önemli olan Kuzey Irak, Kıbrıs ve Avrupa Birliği gibi konuları daha ayrıntılı şekilde tartışma olanağı bulmaya başladık. Özellikle Tarık Aziz’in Ankara’ya gelişi, Kuzey Irak Kürt liderinin ortak parlamento ve ortak yeni anayasa konularındaki adımları, dikkatleri yanıbaşımızdaki dinamit kutusuna çekti.


Saddam Hüseyin’in sağ kolu konumundaki Tarık Aziz ile uzun uzun konuşabilme olanağı bulduk. 91-92 Körfez savaşı öncesi ve sonrasında da çok karşılaşmıştık.


Bu defa karşımda farklı bir Tarık Aziz buldum.


91-92 Kuveyt işgali sırasında da hemen hemen aynı konuşmaları yapmıştık. ABD’nin BM kararlarına dayanarak ve yanına bölgenin ülkelerinin büyük bölümünü alarak Kuveyt işgaline karşı bir  harekat başlatması başkaydı. Bu defa durum başka. Tarık Aziz’e göre, Washington Saddam Hüseyin’in bağımsız tutumunu cezalandırmak, ancak özellikle “petrole el koymak”  için harekete geçecek “Doğru dürüst hiçbir gerekçe bulamamalarına, yeterli müttefik desteği sağlayamamalarına rağmen, yine de vuracaklar” dedi.


ABD vurduğu taktirde, kendi dahil Saddam yönetiminin tümüyle yok olacağını biliyor. Adeta, imkansız bir misyon peşinde.


Türkiye’ye de gerçekçi bakıyor.


Ankara’nın ABD’ye hayır diyemeyeceğinin bilinci içinde, buraya gelişinin tek nedeni, Ankara’yı bir daha uyarmak ve ABD’ye sınırsız  destek vermesini engelleyebilmek. Elindeki en önemli kozda, Kuzey Irak.


“Eğer Amerikalılar savaş çıkarırlarsa, Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti kurulacak ve bundan da siz çok zararlı çıkacaksınız” diyor.


Ankara ise çaresiz.


Kuzey Irak’ta istemediği durumlarla karşı karşıya kalabileceğini bilmesine rağmen, Washington’a  karşı çıkamıyor.


GARİP BİR DİL

KULLANIYORUZ...


Hadi ABD karşısında çaresiziz, peki Kuzey Irak konusunda ne yapıyoruz?


Benim en çok dikkatimi çeken unsur, yetkililerden  (bürokrat, asker ve politikacılar) kaynaklanan ve son dönemlerde de, hem medya hem de bazı Sivil Toplum Örgütlerinin genelde Kürtlerle ilgili kullandıkları söylem şekli.


Dışardan bakıldığı zaman, Türkiye sanki bölgedeki tüm Kürt hareketlere karşıymış, Kürtlerin  tümünü düşman olarak görüyormuş gibi bir izlenim yaratıyor. Hiçbir ayırım yapılmıyor. Elekten geçirilmiş, ince ayar yapılmış bir dil kullanılmıyor.


İçerde, Kürt kökenli vatandaşlarımız ile militan veya ayrılıkçı gruplar arasında fark gözetilmiyor.


Öyle bir söylem sürdürülüyor ki, “Kürtler” denince, PKK da HADEP veya DEHAP’da aynı sepete konuyor. Kürt kökenli vatandaşlarımıza herhangi  bir siyasi hak dahi tanımak istenmiyormuş gibi bir görüntü çıkıyor. Neyin yanlış neyin doğru görüldüğü anlaşılmıyor. Kürtçe şarkılı bir konser dahi olay oluyor.


İçerdeki bu kavram ve yaklaşım kargaşası yetmiyormuş gibi, şimdi de Kuzey Irak sahneye çıktı.


Kuzey Irak Kürtleri de aynı “olumsuz gözlükle” görülüyormuş gibi bir tutum izleniyor.


Kürtler ne yaparsa, Türkiye’nin aleyhine sonuç verecekmiş gibi davranılıyor.


Kuzey Irak Kürtleri ile Kürt politikacıları birbirinden ayırmıyoruz.


En sonda söylenecek sözleri, en önce söyleyiveriyoruz. “Onlar sadece kaba güçten anlarlar” yaklaşımı ile “bağımsızlık ilan edilirse asker yollarız” tehdidini hergün tekrarlıyoruz.


Çıkarlarımıza aykırı gelişmeleri durdurmak gayet tabii ki, hakkımızdır. Ancak bu savurganlıkla devam edersek, farkına varmadan Anadolu’daki Kürt vatandaşlarımızı, Kuzey Irak’taki Kürtlerle aynı sepete koymuş olmaz mıyız? Kendi vatandaşlarımızı, Kuzey Irak’taki Kürtlerin kucağına itmez miyiz?


“Bölünme “ paranoyası ile bu şekilde devam edersek, asıl kendimize zarar vermez miyiz?


Ben, Türkiye’nin Kürtlerden korkarak değil, Kürt kökenli vatandaşları ve Kuzey Irak’lı Kürtleri kucaklayarak daha etkili olacağına inanıyorum.


PKK veya Kuzey Irak’ta kurulacak olası bir  Bağımsız Kürdistanı, askeri güçten çok, Kürt halkını yanımıza çekerek  etkisizleştirebileceğimize inanıyorum. Kürtleri döven, tehdit eden değil, koruyan bir Türkiye’nin bölgede çok daha önemli bir “oyuncu” , çok daha güçlü bir “ lider”  konumuna gireceğine inanıyorum.


Ne dersiniz,  yanlış mı düşünüyorum?



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…