Mehmet Ali Birand
 
FOGG’ UN TEK SUÇU TAKİYYE BİLMEMESİYDİ…
 
 

FOGG’ UN TEK SUÇU

TAKİYYE BİLMEMESİYDİ…

   

Karen Fogg’ a çok haksızlık ettik.

   

Bunu söylediğimden dolayı, kimlerin beni diri diri yakmaya çalışacaklarını da gayet iyi biliyorum. Zerre kadar da korkum yok. Zira artık bu toplum doğruların söylenmesini istiyor. Doğruları söyleyenleri de koruyor. Artık şirretlikle prim kazanma ve insanları susturma dönemi bitti.

   

Bundan önceki bir yazımda da anlatmıştım. Karen Fogg benim ve eşim Cemre’ nin 30 yıllık arkadaşıdır. Bununla da gurur duyarım. Karşılıklı birbirlerimizin evimizde kaldık. Birlikte tatil yaptık.

   

Yani ben, Karen’ i en yakından tanıyanlardan biriyim.

   

Derinliği olan, son derece bilgili, insanları dinlemesini bilen, özellikle itilip kakılanların yanında duran, sosyal adalete çok inanan, müthiş çalışkan kaliteli ve yetenekli bir insandır.

   

Eğer mutlaka bir eksikliğini arıyorsanız, onun için tek söyliyebileceğiniz şey, bildiğimiz anlamda klasik bir “diplomat” olmadığıdır. Görüşlerini evirip çevirip dolaştırmaz. Hiçbir anlama gelmeyen cümleler kurmaz. Bir fikri varsa açıkça ve direkt olarak söyler. 

   

Eğer bu bir hata ise, evet hatalıdır.

   

Karen Fogg’ un başına gelenler aslında, abuk sobuk bir grubun sansasyon yaratan girişiminden başka bir şey de değildir. Milliyetçilik, Atatürkçülük, Türkiye’ nin Egemenliğini koruma adına, tamamen kişisel çıkarını düşünen bir garip politikacı ve onun peşine takılmış bir grubun yaygarasından başka bir şey değildir. Oysa bu grubun lideri, zamanında Öcalan’ ı yüceltmiş, Kürtlerle federasyon yapılması için kampanyalar açmış, Öcalan’ı kampında çiçeklerle ziyaret edip, partisine katılmaya çağırmıştır. Bundan dolayı partisi kapanmış, Avrupa Mahkemesine başvurup astronomik tazminatlar istemiştir.

   

Ancak “dün dündür, bugün bugündür“ dedikleri için, şimdi tam tersi politikaları destekliyorlar. (Ağızlarını açtıkları anda, daha neler neler yaptıklarını zabıtlarla anlatmaya da hazırım)

   

Bunun dışında,  Fogg tutumuyla, bazı diplomatlarımızı rahatsız etmiş, derin devleti kızdırmış, AB’ ye soğuk bakan grup veya kurumları son derece sinirlendirmiş, medya’ nın bazı büyük isimlerinin dahi mesafeli durmalarına yol açmıştır.

   

Bütün bunları bilerek yapmamıştır.

   

O Karen Fogg olduğu, bizler de biz olduğumuz için bu noktaya gelmişizdir.

   

Karen Fogg’ un nasıl bir insan olduğunu anlatmıştım. Biraz da kendimizden söz edelim.

                                            

BİZLER ALDATILMAK İSTERİZ.

TAKİYYE’ DEN HOŞLANIRIZ.

  

Toplum olarak aldatılmaktan hoşlanırız.

    

“Ben erkek adamımdır. Dobra dobra söylerim” deriz, oysa hiçbir zaman gerçekleri tam olarak duymak istemeyiz. İslamcıları  takiyye yapmakla suçlarız, oysa en büyük takiyye’ yi laik olanı da, politikacısı da, bilim adamı, hatta gazetecisi de uygular. “Canım doğruları söylemenin de bir yolu yordamı vardır” lafının altında bu gerçekler yatar.

   

Eğer, ister kişisel ister ülkenin geneli için, hele bir yabancı bir şey söyleyecekse, önce sırtımızın okşanmasını, inanmamamıza rağmen ne kadar büyük bir insan veya bir millet olduğumuzun söylenmesini, dünyanın en önemli ülkesi olduğumuzun vurgulanmasını arzularız. 

   

Bütün bunları duyduktan sonra, eleştirileri kabul edebiliriz ( ! )

   

İşte Karen Fogg böyle bir dünyanın insanı olmadığından dolayı kaybetti.

   

PKK’ yı en çok eleştiren insandı, PKK’ lı olarak nitelendi. Türkiye’ nin bölünme anlamına gelecek karar veya söylemlere karşı mücadele etti, bir bölen muamelesi gördü.

   

Eğer Karen Fogg, Ankara’ nın sivil- asker koridorlarında sırt sıvazlayıp dolaşşa, Anadolu’da  dolaşmak ve daha çok muhabirler ve birşeyler öğrenmek isteyen muhabirler, köşe yazarlarıyla birlikte olmak yerine, İstanbulun medya krallarıyla sık sık birlikte olsa başına hiçbir şey gelmezdi.

   

Yalan mı ?

   

Farklı düşüneniz varsa, hadi yazın bana…

   

Karen Fogg bugünlerde ülkemizden ayrılacak.

   

Bir daha onunla belki de hiç karşılaşmayacağız. Üstelik Avrupa Birliği Komisyonundan da ayrılıyor. İsveç’ in en prestijli Sivil Toplum Örgütlerinden birinin başına geçiyor. Belki de gerçek yerini buluyor. İnandığı fikirleri, hiçbir kısıtlamayla karşılaşmadan, daha da özgür şekilde açıklayabilecek. 

   

Bu konuda benim görüşlerimi paylaşanlar adına da Karen Fogg‘ a, Türkiye- AB ilişkilerine katkılarından , bir grup insanı aydınlattığından ve bu ülkeye verdiği önemden dolayı teşekkür etmek isterim.

   

Goodbye Karen and goodluck…



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- Hadi bir defa başladık...
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…