Mehmet Ali Birand
 
Kendi havamıza girdik...
 
 

Güneydoğu kaynıyor, farkında değiliz

Kendi havamıza girdik, etrafımızı göremez olduk.Olaylar yeterince yansımıyor. Oysa bölge kaynıyor. PKK ve güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar sürekli artıyor ve daha da önemlisi, artık her operasyon hayatı fena halde etkiliyor. Seçimlere çok kısa bir süre kala, karşılıklı olarak parmaklar tetikten çekilmeli ve herşey seçim sonrasına bırakılmalı.

Herhalde şimdiye kadar gördüğümüz en “bel altı seçim kampanyasını” yaşıyoruz.

           

Bu kadar düzeyi düşük olanına rastlamamıştık.

           

Eminim, siyasi partilerimiz ileride bu yaklaşımlarından dolayı çok pişmanlık duyacaklar, ancak iş işten geçmişolacak.

           

Beni asıl rahatsız eden, Güneydoğu’da yaşananlar.

           

Günlük yaşamımıza daldık ve oraları göremiyoruz.

           

Üstelik doğru dürüst yansımıyor, yansıtamıyoruz...Yansıtılamamasının birçok nedeni var tabii.

           

Ancak gerilim de gittikçe artıyor.

 

Operasyonlar sürüyor. PKK faaliyeti yaygınlaşıyor.

 

Acaba hangisi diğerini tetikliyor belli değil. PKK mı, operasyonları tahrik ediyor, yoksa operasyonlar mı PKK’yıharekete geçiriyor?

           

Bilinen şu ki, bölge kaynıyor ve eskinin tersine, günlük yaşam çok etkileniyor. 12 PKK’ lının ölmesi tüm hayatıdurdurdu. Kepenkler indirildi, insanlar sokağa döküldü.

           

Bu manzaraya baktığınızda , seçim öncesinde bir pazarlığın yapıldığı da anlaşılıyor.

           

PKK, seçim sonrasında, çözüm için ciddi adımlar atılmadığı taktirde nelerin yaşanacağının mesajlarını veriyor. Güvenlik güçleri  de, çözüm konuşulsa dahi, PKK’nın görüldüğü yerde vurulacağının mesajını veriyor.

           

Gerilimi taraflar da körüklüyor.

           

“Benden yana olan, bana oy versin ...” hesabıyla hareket ediliyor.

Bu genel yaklaşım, seçim sonrasındaki çözüm olasılığını gölgeler mi?

           

BDP’liler çok karamsarlar ve bunu hemen her konuşmalarında yansıtıyorlar. Olayın içinde yaşadıklarındandolayı haklı da olabilirler.

           

Ancak ben sanmıyorum. Bu noktaya geldikten sonra, seçim sonrası için son derece ümitliyim.

           

Bugün yaşananlar, yarın unutulacak ve herşeye yeniden başlanacak. Yeter ki, seçimlere ateş keserek girilsin ve bölgedeki gerginlik artık yatışsın. 

AYSAL ENKAZ DEVRALDI, ŞİMDİ ONA DESTEK OLMALI...

                                                                  

Beklenen gerçekleşti.

           

GS kendini buldu, diyebilirim.

           

Katılımın 1.500-2.000’i geçmemesi için epey bir kulis döndürülmüştü, 4017 delege o güzel havaya rağmen, keyfini bozup geldi.

           

Bu Galatasaraylılar için son derece önemli bir özveridir. Zira bizler sefa adamlarıyızdır. Tam tersine, durumunciddiyetini görmüş olacaklar ki, oy vermek için okulu doldurdular.

           

Ünal Aysal, 3965 geçerli oyun 2996’sını aldı.

           

Bu da son derece önemlidir.

           

Bundan böyle, çok daha cesur, daha rahat hareket edebilecek. Delegeyi arkasına almış olduğu için kendinegüveni artacak.

           

Aysal, bugüne kadar enkaz edebiyatı yapmadı, ancak gerçekten bir enkaz devraldı. Kulübün kasası bomboş, oysa hemen ödenmesi gereken milyonlarca dolarlık borcu var.

GS’Lİ SEYİRCİ DURUMDA KALMAMALI ...

 

Bundan böyle, Galatasaraylılara düşen bir görev var.

           

Eğer oylarını verdilerse, yarından tezi yok, Aysal’a destek olmalıdırlar.

           

Bizler genelde, oyumuzu verir ardından da hemen eleştiriye başlarız.

           

Sabırsız olduğumuzdan dolayı, hemen paraların bulunmasını ve takımın 

şampiyon olmasını bekleriz. Oysa, hem delege hem de taraftar önümüzdeki birkaç yıl şampiyonluk beklememelidir.

           

Bizim beklediğimiz; önüne gelene yenilen, oynadığı kötü futboldan dolayı, Arena’ya dahi seyirci çekemeyen birtakım yerine, isterse ikinci ya da üçüncü dahi olsa, onurlu ve güzel bir futbol oynayan bir takım...Borçlarındandolayı iflas etmeyen, aksine yeniden yapılandırılan bir Galatasaray Kulübü görmek.

           

GS’li delege ve taraftar, Aysal’a Birleşmiş Milletler’in gelişmeleri uzaktan seyredip, sonra da eleştiri raporu yazan gözlemcileri gibi davaranamazlar.

           

Şimdi zaman, Aysal’ a destek vermek zamanıdır.

*

SEKİZİNCİ SÜTUNU KAYBETTİK...

 

Eski Milliyet okurları Özer Yelçe’yi çok iyi tanırlar.

           

Espri yeteneği, müzik kültürü, olaylara farklı şekilde bakışı ve özveri dolu  yaşamıyla hepimizi kendine hayranbırakmış bir arkadaşımızdı.

           

Sekizinci sütun adlı köşesinden hepimizin görmediklerini görür ve muzip anlatışıyla tüm arkadaşlarını veokurlarını kendine hayran bırakırdı.

           

Yelçe’yi tanrıya emanet ettik.

           

Türk medyasında iz bırakmış birini daha kaybettik.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…