Mehmet Ali Birand
 
OBAMA'NIN HER VERDİĞİ SÖZE İNANMAYIN...
 
 

OBAMA'NIN HER VERDİĞİ

SÖZE İNANMAYIN...


Obama, ilk defa Türkiye'ye verdiği önemi somut şekilde ve açıkça gösteren bir ABD Devlet Başkanı oldu. Pazar akşamı başlayan gezinin yapılmış olması dahi yeterli. Konuşmalar veya müzakerelerdeki ayrıntılar hiç önemli değil. Önemli olan Obama'nın gelmiş olması.

Seçimleri kazandığının açıklanmasından itibaren Türkiye'deki Amerikan aleyhtarlığının nasıl azalıvermeye başladığını hep birlikte izledik. Bush o kadar kötüydü ve Amerikanın görüntüsüne o kadar kötü etki yapmıştı ki, Obama hiçbir şey yapmasa dahi yeter.

Pazar akşamı Ankara'ya inmesinden itibaren, Türk halkı Obama’yı kucakladı. Kenya kökenli olması veya müslümanlığa sempatiyle bakması dahi önemli değil. Duruşuyla dahi hepimizin sempatisini kazandı. Bush'un 8 yılda mahvettiği Amerikan imajını bir gün içinde düzeltti.

Tabii unutmamak gerekir ki, Obama'nın da yapabilecekleri ve yapamayacakları vardır. ABD bir süper güçtür ve Süper güç olduğunuz zaman da sadece kendi çıkarınıza dikkat edersiniz.

Buna dikkatinizi çekmek istememin bir tek nedeni var. O da, herşeye inanmamamız gerektiğini sizlere hatırlatmak.

NATO doruğunda, Rasmussen'in Genel sekreterliğinin Türkiye'ye verilen bazı sözlerden sonra gerçekleştiği açıklandı. Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül, Roj Tv'nin kapanacağı ve Türkiye'ye Nato içinde bazı postların verileceğinin sözünün alındığını belirttiler.

Dünkü yazımda, Rasmussen'e tepkinin doğru olduğunu ve bu tepkinin fazla abartılmadan ve belirli bir yere kadar götürülüp bırakıldığını söylemiş ve Türk tutumunun haklı olduğunu belirtmiş bir kişiyim.

Bu yazımda okuyucularımı uyarmak istiyorum.


Verilen sözlere fazla inanmamak gerektiğine dikkat çekmek istiyorum.

Obama istediği kadar söz versin, eğer koşullar değişirse, verilen sözler yerine getirilmez. Bunu da bilelim. Uluslararası ilişkiler böyledir ve kimse bu konuda birşey yapamaz.


GENERAL ROGERS-EVREN

ANLAŞMASINI UNUTMAYIN


Ben, Yunanistanın 1974 Kıbrıs harekatından sonra ayrıldığı NATO askeri kanadına geri dönüşü sırasındaki pazarlıklar sırasında Brüksel'de görev yapıyordum. Tüm ayrıntıları çok iyi biliyorum.

NATO Kuvvetlerinin Amerikalı Komutanı General Rogers, 12 Eylül darbesinin Komutanı ve Devlet Başkanı Evren ile 1982 yılında bir anlaşma yapmıştı. Buna göre, NATO'nun Ege'deki Komutanlıklarından biri Türkiye'ye verilecekti. Ancak işin püf noktası, Yunanlılar bu koşulu içeren bir belge imzalamak istememişlerdi. Amerikalılar, Atina'yı Nato ittifakına geri alabilmenin telaşı içindeydiler. Ankaraya baskı yaptılar ve "Yazılı belge olmasın " dediler.

Dönem 12 Eylül askeri darbe dönemiydi. İş asker askere çözüldü. NATO Askeri Kuvvetleri Komutanı General Rogers, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Evren'e "Size asker sözü veriyorum. Yunanlılar bu istediğinizi kabul edecekler" dedi. Evren de, asker olarak bu sözü kabullendi. Asker sözünden daha değerli ne olabilirdi ki...

Hiç unutmam, bu anlaşmadan birkaç hafta sonra yine Brüksel'deki bir başka toplantıya ben de katılmıştım.. O sırada ABD Dışişleri Bakanı olan Haig, Türk parlamenterlerle bir toplantısında "Bana güvenin, Rodgers-Evren anlaşmasını ben uygulatacağım"demişti


Sonunda ne oldu biliyor musunuz ?

Yunanlılar verdikleri o sözü tutmadılar. Belki de öyle bir söz vermemişlerdi ve General Rogers ilerde Türklere verdiği sözü Yunanlılara uygulatabileceğini sanmıştı. Yanıldığını anladığında çok geçti. Sonradan Evren'e çok özür dilediyse dahi, olan olmuştu. Yunanistan son derece ucuz bir şekilde Nato Askeri kanadına geri döndü.

Karşılığında da hiçbir şey ödemedi.


OBAMA DA, ROJ TV

SÖZÜNÜ UNUTABİLİR, ANCAK...

Aynı şekilde, Obama da Starsbourg'da verdiği sözü unutabilir. Doğrusunu isterseniz, bence kolaylıkla da unutacaktır.

Peki Türkiye Obama'ya inanıp Rasmussen'ın adaylığını kabul ederek enayilik mi yaptık?

Hayır.

Obama'ya karşı yaptırım gücümüz çok güçlü olmasa dahi, Rasmussen bizim elimizde. NATO Genel Sekreteri olarak burnundan fitil fitil getirebiliriz.

Obama'ya gelirsek...

ABD Devlet Başkanı'nın böyle bir söz verdikten sonra, ucuz bir şekilde sırtını dönüp başka bir yere bakabileceğini sanmıyorum.

Unutsa dahi, Türkiye bunu sık sık hatırlatacaktır.

Ankara artık eskisi gibi, Washington'un her dediğini kabul eden bir Başkent değil.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- Hadi bir defa başladık...
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…