Mehmet Ali Birand
 
HAYIR, SUSMAYACAĞIZ...
 
 

HAYIR, SUSMAYACAĞIZ...


Lice’de beş gün önce, 12 yaşındaki Ceylan Önkol, bir havan mermisiyle paramparça olmuştu. Güvenlik güçlerine ait olduğu öne sürülen havan mermisinin neden atıldığı belli değil. Genelkurmay sözcüsü o saatte o yerde havan atışı yapılmadığını açıkladı.


Şimdi çok titiz bir soruşturmayla o havan mermisini kimin attığı bulunmalı.


Önemli olan, “teröre destek veren bölge” olarak nitelendirilen Lice’deki bu olayın beklenen ve gereken ilgiyi bulamamasıydı. Eğer DTP milletvekili Aysel Tuğluk gitmese, konuyu kamuoyuna taşımasa, TARAF gazetesi ve başyazarı Ahmet Altan “Susacak mıyız?” diye haykırmasa, bu cinayet belki de görmezden gelinecekti.


Ben, kendi açımdan susmayacağım.


Medya da susmayacak.



















TÜRKİYE KÜÇÜK

MİLLET MECLİSİ GELİYOR…


Hikaye 2008 yılında başlıyor. 5 farklı ilde “Ortak Çalışma Grupları” adlı bir oluşum kuruluyor. Bir yıl içinde il sayısı 30’a yükseliyor. Bu oluşum il il gezerek çeşitli seminerler ve forumlar düzenliyor. Bu toplantılara illerin Sivil Toplum Kuruluşları ve her yaştan insan katılıyor. İşte bu çalışma, bu yıl adını Türkiye Küçük Millet Meclisi olarak değiştiriyor. Yani TKMM oluyor.


Bu oluşuma şu ana kadar destek veren pek çok ünlü isim var. Şanar Yurdatapan’dan Lale Mansur’a, Rüstem Batum’dan Prof. Baskın Oran’a, Etyen Mahcupyan’dan Atilla Dorsay’a, Ferai Tınç’tan Fikret Başkaya’ya kadar pek çok farklı meslek ve görüşten insanlar bu çalışmaya destek veriyor. TKMM, yapılacak tüm çalışmaları her ayın sonunda “Ortak Payda Raporu” adı altında kamuoyuna duyuracak.


TBMM’deki tartışmalara katılamıyorsunuz. Yaşananları sadece televizyon ekranlarından ya da gazete haberlerinden takip ediyorsunuz. Size tavsiyem TKMM’ye katılın. Gidin söz alın.

Türkiye’de demokrasi böyle “küçük” oluşumlarla büyüyüp olgunlaşacak

Daha fazla bilgi için: www.tbmmocg.net, Tel: 0216 492 05 04














BİR ANNENİN

16 YILLIK MÜCADELESİ...


Tarih 28 Eylül 1993. Ankara’da bir silah patlıyor. 17 yaşındaki Umut Önal arkadaşının silahından çıkan kurşunla hayata gözlerini yumuyor. Tüm Türkiye’nin gözü bu olaya çevriliyor. Vuran “kazaydı” derken, vurulan Umut’un annesi ısrarla “cinayet” diyor. Anneyi Adli Tıp da anneyi doğruluyor. Ama mahkeme, “Kürt Ahmet” lakaplı Ahmet Turgut`un oğlu Melih Turgut`un silahından kurşunun kazayla çıktığına hükmediyor. Ama anne yine yılmıyor. Davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüyor ve kazanıyor. O anne Nazire Dedeman. 16 yıldır Türkiye’de silahsızlanma mücadelesinin sembol ismi…


Anne Dedeman 1995 yılında Umut Vakfı’nı kuruyor. Bireysel silahsızlanma için mücadele etmeye başlıyor. Ama gelin görün ki yalnız kalıyor. Bunu ben değil rakamlar söylüyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 3000 kişi yani günde 8 kişi ateşli silahla ölüyor. Bunların 700’ü kaza sonucu ölümler…Ölenlerin ailelerini de düşünürsek yılda 15000 kişi silah mağduru. Ve şimdi sıkı durun! Türkiye’de belinde silah taşıyanların sayısı 10 milyon! Yanlış okumadınız. Ülkenin yedide birinin cebinde silah var.


28 Eylül günü “Bireysel Silahsızlanma Günü”ydü. Umut Vakfı ve vakfın kurucu başkanı Nazire Dedeman her yıl gelenekselleşen eylemlerini Taksim’de “Sessiz Ayakkabıların Yürüyüşü” adıyla gerçekleştirdiler. Kazayla da olsa, cinayet sebebiyle de olsa, silahların hiçbir sebeple ateşlenmemesi için sessizce haykırdılar.


Sanırım onları en çok bu acıyı yaşayan anneler duydu…














MAHMUT DİKERDEM’İ

BUGÜN ANIYORUZ...


Mahmut Dikerdemi’i kaybedişimizin bugün 16 ıncı yıldönümü.


Bazı insanlarımız vardır, değerlerini öldükten sonra anlarız. Yaşadığı dönemlerde, özellikle resmi ideolojiye başkaldırdıklarından dolayı itilip kakılırlar.


Ancak, gerçek değerlerinden hiçbir şey kaybetmezler.


Mahmut Dikerdem, kendine özgü ve bence efsane bir isimdir.


Dışişlerinin en pırıltılı elemanı olmuş, 42 yaşında Büyükelçiliğe tırmanıp, en genç Büyükelçi olan kişi ünvünını kazanmıştı. 1970-80’lerin o kara dönemlerinde solculuğun vatan hainliği olarak görüldüğü günlerde başkaldıran bir Büyükelçiydi. Tüm baskılara direndi.


Büyükelçiliğinin keyfini sürüp, zengin bir hayat yaşamak varken, görüşlerini ön plana çıkarıp, Barış Derneğini kurup 12 Eylül’de hapisanelere girmesini bilmiş bir inanç adamıydı.


Mahmut Dikerdem’i bu toplum unutmamalı...


Bu arada Mahmut Dikerdem ile ilgili geniş bilgi almak isteyenler, Amsterdam Institute for Social History’nin Türkiye bölümüne girip, oğlu M.Ali Dikerdem’i tıkladıkları taktirde, baba-oğul arasında 1965’ten ölümüne kadarki yazışmaları, 1982-87 arasındaki Dikerdem kampanyasının tüm belgelerini de bulabilirler.














ASLAN BAŞKAN (!)


Ak Parti Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, Osmanlı Belediye Başkan Vekili Erhan Kamtemiz’i makamında ziyaret etmiş. Ne yapsın, kapalı alanda olmasına, yanında gazeteciler bulunmasına rağmen, yakmış bir cigara ve başlamış tellendirmeye. Gazetecilerin resim çektiklerini görünce, verdiği gerekçe de bir alem. “Ne yapalım, halkın arasında içemiyoruz ki (!)”. Bravo Başkan’a, biraz düşünse kırdığı potun farkına varırdı. Başbakan bu resmi gördüyse, hapı yuttu demektir.















































Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…