Mehmet Ali Birand
 
OLLI REHN, TÜRKİYE’NİN ŞANSI OLDU
 
 

OLLI REHN, TÜRKİYE’NİN

ŞANSI OLDU

 

Gunther Verhaugen, AB Komisyonu’nun Genişlemeden sorumlu Komiseri olarak Türkiye’ye ilk geldiği dönemlerde çok soğuk davranırdı. Türk kamuoyu da bunu hemen sezmiş ve adama hemen “Türk düşmanı” damgasını vuruvermişti. Aslında Türk düşmanı değildi, sadece Türkiye’yi tam anlamıyla kavrayamamıştı. Sonra zaman içinde, özellikle Kopenhag kriterlerine uyum çalışmaları sırasında ve özellikle de Annan planı tartışmaları döneminde, eski Türk düşmanı Gunther, oldu  Türk dostu Verhaugen.

           

17 Aralık 2004 kararına kadar bu böyle devam etti. Verhaugen dahi, Türkiye konusunu öylesine bir kişisel prestij olayına dönüştürdü ki, sonunda “ Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği benim hayatımın en büyük projesidir” demeye başladı.

           

Verhaugen gidince yerine Finlandiyalı Olli Rehn geldi.

           

Kimseler tanımıyordu. İlk başlarda, İskandinav donukluğunun getirdiği bir mesafelilik var idi. Ancak kısa sürede Olli Rehn gerçek yaklaşımını ortaya koydu.

           

Şu kadarını çok kolaylıkla söyliyebilirim ki, eğer bu post’ta Rehn yerine, politik akımları daha fazla kollayan, kimi üye ülkelere şirin görünmek isteyen bir başka Komiser olsaydı Türkiye’nin işi çok daha zorlaşırdı.

           

Olli Rehn verdiği sözlerde durdu.

           

Politik oynamadı.

           

Referandum sonrasında Avrupa kamu oyunda doğan havaya kendini kaptırmadı. Fransanın iç politika oyunlarına göz yumup, Türkiye’yi satmadı. Oysa çok rahatlıkla, ek koşullar çıkaranlar karşısında hiç sesini çıkartmazdı.

           

Kıbrıs’ın tanınması koşulu tartışılırken “Hayır, ek koşul ortaya atamazsınız. Kıbrıs’ın tanınması ek koşul getirmek anlamına gelir” diyerek kesin tutum aldı.

           

Bazen bizim hoşumuza gitmese dahi, gerçekleri söyledi. Örneğin, Kıbrıs gemilerine Türk limanlarının açılmasını,hukuki açıdan, Kırmızı Çizgi diye nitelendirirken, Komisyonun görüşünü aktarıyordu.

           

Avrupa Komisyonu, doğrusunu söylemek gerekir, tüm kadrolarıyla, verilmiş sözlerin arkasında durdu.Eleştiri alma pahasına iç politika oyunlarına kapılmadılar. Türkiye’nin müttefiği olduklarını gösterdiler.

           

Müzakereler sırasında da- göreceksiniz- aynı durumlarla karşı karşıya kalınacak. Eğer Türk müzakereciler bu durumu iyi çözerler ve Komisyon ile kavga etmek yerine, Komisyon’a güvenip, işbirliği yaparlarsa kazanırlar.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- Hadi bir defa başladık...
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…