Mehmet Ali Birand
 
“TÜRK CANAVARINI KAFESE KOYDUK, ANCAK...”
 
 

“TÜRK CANAVARINI KAFESE

KOYDUK, ANCAK...”

ATİNA

 

Yunan kamuoyunda, bizim hiç bilmediğimiz bir gerilim yaşanıyor.  Giderek yaygınlaşan izlenim şöyle:

 

“... Türkiye denen canavarı, AB havucunu göstererek kafese soktuk. Eğer biz bu desteği vermeseydik, Türkler kesinlikle müzakere tarihi alamazlardı. Hala dışarda bekliyor olurlardı. Peki, bu alicenaplığımıza , bu yaklaşımımıza karşı ne elde ettik? Cebimize ne girdi? Ne kar ettik? Hiçbir şey...”

 

Medya’ya, muhalefet partisi Pasok ve siyasi çevrelerde bu görüş giderek yaygınlaşıyor.  İnsanlar düşündükçe ve konuştukça da daha fazla sinirleniyorlar. Karamanlis’in Türkiye’yi, 17 Aralık öncesinde yeterince sıkıştırmadığı, gereken ödünleri almadığı dolayısıyla da elinden kaçırdığı inancı giderek yaygınlaşıyor.

 

Örnek olarakta, Ege’de Lahey Adalet Divanına gidilmesi için saptanan 2004 tarihinin atlanması; Ege’de Türk uçuşlarının sürmesi; Kıbrıs’ta hala çözüm bulunamaması; Heybeliada Ruhban okulunun açılmaması... vs. gösteriliyor.

 

“Bizim için, Avrupa Birliği  Yunanistan’ın arka bahçesiydi. Yıllarca oraya Türkiye’nin girmesini engelledik. Ardından, politika değiştirdik ve AB  kapısını elimizle açtık. Müzakere tarihi almanızı sağladık. Hele o ilk aylarda Karamanlis ile Erdoğan’ın kucaklaşmalarını, düğün şahitliği resimlerini gördükçe, bu işin bittiğine  Türkiye’nin tüm sorunları hemen çözeceğine inandık. Şimdi bakıyoruz ki,  durum öyle değilmiş. Ya Yunan hükümetleri bizi aldattı veya Türkiye ümitlerimizi arttıran mesajlar verip göz kırptı ve aldanmamızı kolaylaştırdı. Şimdi hepimiz bunun kızgınlığı içindeyiz. Karamanlis’in Erdoğan’ı yeterince sıkıştırıp gereken geri ödemeleri yaptıramadığı hissi var. Bu da sinirleri geriyor...”

 

Bu değerlendirmeyi yapan Yunanlı dostlar sanıyorum, bana gerçeğe en yakın olan bir resim çizdiler.

 

Gerçekten de baktım, Yunan kamuoyunda  inanılmaz beklentiler doğmuş. Merak ediyorum,acaba bu beklentileri biz mi yarattık, yoksa kendi kendilerine mi şişirdiler?

 

 

 

TÜRKİYE KENDİ

EZBERİNİ KIRDI, ANCAK...

 

Gözleyebildiğim kadarıyla, Yunanlılar eski şablonları, tabuları hala kıramamışlar. Eski  ezberlerini sürdürüyorlar. En basit bir olayda hemen “Türk korkusu” gündeme getiriliyor.

 

Olacak şey değil.

 

AB üyesi olmuşlar, Euro’ya geçmişler, zenginleşmişler... Üstüne üstlük, Türkiye çok istediği AB ile müzakere ortamına geçmiş ve Yunan kamuoyu hala KORKUYOR (!). Hala güvensizlik içinde.

 

Sorarım, AB’den daha büyük bir garanti olabilir mi? Hem de top tüfeğe ihtiyaç duyulmadan, bedava bir güvence...

 

Bakıyorum da, Türkiye kendi tabularını (Kıbrıs) yıkmış, kendi ezberlerini (ENOSİS) bozmuş ve komik olsa dahi eski korkularından (Yunanistan’ın Anadolu’yu işgal arzusu) kurtulmuş. Yunanlıların bir bölümü  hala eskide yaşıyor. Ezberlerden, tabulardan kurtulmak istemiyor.

 

Bu tutukluğun bir nedeni de, iktidarların Türk korkusunu adeta beslemeleri. Kamuoyuna gereken güveni vermek yerine, kamuoyunu Türkiye’ye karşı tahrik edecek haberleri sızdırmayı tercih etmeleri.

 

Örneğin, Ege üzerindeki uçuşlar.

 

Yunan Hava kuvvetleri toplam uçuşunun yüzde 80’ini (23 bin çıkış) Ege üzerinde yapıyor. Türk Hava  Kuvvetleri ise  toplam uçuşunun yüzde 3’ünü (2.300 çıkış), bunun da yüzde 80’ini silahsız gerçekleştiriyor. Her iki tarafın amacı 6-10 mil iddialarını sürdürmek.

 

Türk uçaklarının her uçuşunu kamuoyuna  açıklayan ve “Türk korkusunu”  canlı tutan da, Yunan Savunma Bakanlığı. Bu yaklaşımı neden tercih ettiğini anlamakta güç. Zira kamuoyunu besledikçe, üzerlerine daha fazla baskı alıyorlar.

 

Lahey Adalet Divanına gidiş konusundaki gecikme de, Atina’nın bir ara tereddüt geçirmesinden kaynaklanıyor. Karamanlis hükümetinin ilk aylarında “acaba biz Divana giderek hata mı ediyoruz? Beklentilerimizin altında bir sonuç alabiliriz” kuşkusuyla ikili müzakereleri yavaşlattılar. Şimdi yeniden hareketleniyor.

 

Kıbrıs konusunda ise, herhalde kimsenin söyleyebileceği birşey yok. Yunanlılar Ankara’nın değil Papadopulos’un kapısını  çalmaları gerektiğini biliyorlar ve açıkça olmasa dahi, bunu da yapıyorlar.

 

Ancak yine de kısır döngüden kurtulunamıyor...

 

TÜRKİYE’DE PAYINA

DÜŞENİ YAPMALI

 

Bugün gelinilen durumdan sadece Yunanlıları sorumlu tutamayız. Bizim de sorumluluğumuz var.

 

Türkiye, son yıllarda Yunan kamuoyunda  gerçekleri tam yansıtmayan bir görüntü yarattı. Karamanlis-Erdoğan kucaklaşmaları, dostluk gösterileri çok doğru, çok yerindeydi ancak, sorunların sürdüğü ve çözüm için karşılıklı özveri gerektiği yeterince anlatılmadı. Yunan kamuoyuna gereken ihtimam gösterilmedi. Savurgan davranıldı. Birgün vıcık vıcık sarılıp öpüşme, ertesi gün sert demeçlerle insanlar yayırtıldı.

 

Türriye, ne kendi kamuoyuna ne de Yunan kamuoyuna yönelik bir iletişim stratejisi uygulamadı.

 

Ege üzerinde, 10 mili tanımadığımızı göstermek için 2300 yerine 300 uçuş yeterliyken, böyle bir jest düşünülmedi. Kardak civarında, son defakine benzeyen olaycıkları önlemek için yeterince önlem alınmadı.

 

Komutanlarımız (casus belli örneğinde olduğu gibi) sert demeçler vermekten vazgeçmediler.

 

Özetle, Yunan hükümeti de, bizde ilişkileri  hoyratça yönettik. Gereken duyarlığı göstermedik.

 

Bugün henüz büyük bir tehlike yok, ancak işi ciddiye almazsak, ilerde hepimizin başı ağrıyacaktır.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…