Mehmet Ali Birand
 
AB İÇİN, HERKES AYNI TAVSİYEDE BULUNUYOR
 
 

AB  İÇİN, HERKES

AYNI TAVSİYEDE BULUNUYOR

 

Önce Fransa, ardından da Hollanda’nın referandumları  Avrupa Birliğini fena halde sarstı. Bugün Brüksel’de bir araya gelen 25 ülke devlet ve hükümet Başkanlarının içine düştükleri kargaşa çok nadir görülen krizlerden biridir. Üstesinden gelebilirler tabii ancak epey kan döküleceğe benziyor.

 

Referandumun verdiği en büyük zarar, Genişleme oldu. Politikacılar işin kolayına kaçtılar ve bundan sonraki Genişlemeyi günah keçisi konumuna soktular.

 

Genişleme dediğiniz zaman, zaten geriye (müzakerelere yeni başlayacak olan) Hırvatistan ile Türkiye kalıyor. Hırvatistan küçücük bir ülke. Asıl hedef Türkiye. Boyu, nüfusu, konumu, kültürel farklılıkları ile referandumda  HAYIR diyenlerin adeta simgesi konumuna girdi.

 

Referandumun yarattığı deprem öylesine büyük ki etraftaki toz duman dağılmadan adım atmak çok zor. Bu süreç içinde de Türkiye’nin işi  güç. Birkaç yıl sonra durum  mutlaka değişecektir, ancak o günlere varana kadar son derece dikkatli davranmak gerekecek.  Hem kendi içimizde, hem de Avrupaya yönelik  yaklaşımlarımız bir kuyumcu inceliğinde,  son derece önemli ayarlarla sürdürülmek zorunda.

 

Referandum sonrasında, Türkiye’nin AB’ye gidiş yolunda bir kazaya uğramasını istemeyen, Türkiye’yi gerçekten üye görmeyi arzulayan  yabancı dostlarla konuştum. Bu kişiler hem Avrupa Komisyonunda çalışıyor, hem Avrupa Parlamentosunda, hem de üye  ülkelerin karar verme mekanizmalarında bulunuyorlar.

 

Hepsinin ortak değerlendirmesi şöyle:

 

“Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, diğer üye ülkeler istediğinden dolayı değil, tamamen Türkiye arzuladığı ve büyük bir hırsla asıldığından dolayı başlatıldı. Çok şanslısınız ki, 17 Aralık’ta bir de müzakerelere başlama tarihi (3 Ekim) aldınız. Eğer bu  sürecin aksamadan  devamını istiyorsanız, görev ağırlıklı olarak yine size düşüyor.”

 

Peki, Türkiye ne yapmalı?

 

  1. AB’DEKİ  KAVGAYA KATILMAYAN:

 

En çok üstünde durulan nokta, Türkiye’nin özellikle şu sıralarda kendini unutturması. Sesini çıkartmaması, Avrupadaki tartışmaların içine girmemesi, yani sipere yatması.

 

Avrupalılar kendi aralarında tartışırken, Türkiye’yi işin içine  çekmek isteyenler olacaktır. İşte bu tuzağa düşmemek gerekiyor. Bırakalım, kendi yarattıkları soruna yine kendileri çözüm bulsunlar.

 

  1. KARARLILIĞINA GÖLGE DÜŞÜRMEYİN:

 

Türkiye’nin, üzerinde en çok durması gereken diğer bir nokta olarak, son iki yılda sergilediği  “kararlılığını sürdürmesi” gösteriliyor.

 

Türkiye’yi bu günlere gerçektende kararlı tutumu getirdi. Eğer bu kararlılık olmasaydı, bugün bulunduğumuz noktaya  imkan yok gelemezdik. Mutlaka bazı ülkeler ortaya çıkar ve engel olurlardı.

 

Bundan sonra da, yine Türkiye’nin kararlılığı engelleri kıracaktır. Hiçbir üye ülke, böylesine bir kararlılık karşısında sonuna kadar direnemez. HAYIR deme riskini alamaz.

 

  1. REFORMLARI SÜRDÜRÜN:

 

En son ve en önemli tavsiye, Türkiye’nin şimdiye kadar yaptıklarını uygulaması ve geriye kalan reformlarını da aynı hızla ve kararlılıkla sürdürmesi.

 

“Türkiye, onu  engellemek veya özel statü gibi işi rayından çıkartacak formüller önerenlerin eline hiçbir koz vermemelidir” diyenler ısrarla tekrarlıyorlar: Aman durmayın. Karşı tarafa, sizin aleyhinize kullanacakları gerekçeler sağlamayın.

 

SONUÇ: İSTİYORSAK

YAPABİLİRİZ

 

Türkiye Avrupa Birliği yoluna koyulduğunda kimse inanmamıştı. Ankara’nın Kopenhag Kriterlerini yerine getiremeyeceği  sanılmıştı. Oysa aksi gerçekleşti.

 

Türkiye nice engelleri aşıp, başardı.

 

Bundan sonrası da, önemli oranda bize bağlı.

 

Kararlılığımızla yine başarabiliriz.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…