Mehmet Ali Birand
 
DERİN DEVLET İŞSİZ KALACAK (!)
 
 

DERİN DEVLET

İŞSİZ KALACAK (!)

 

Yıllardan beri “Derin Devlet” ’in  kimlerden oluştuğunu ararız. Aslında hepimiz bilirdik te, açıkça söyleyemediğimizden dolayı, işin etrafında dönerdik.

 

“Derin Devlet” 1960-70’lerde, “iyi saatte olsunlar” formülüyle anlatılırdı. Sonra yavaş yavaş “zinde kuveteler” diye anılır oldu. Susurluk olayından itibaren  “Derin Devlet” adı son yıllarda yaygınlaştı.

 

Peki kimdi “Derin Devlet “ mensupları?

 

Herkesin bir başka anlatımı var. Bir fili tarif eder gibi davranılıyor. Allahtan, sonunda bu işi bilenler ortaya çıktı da, ortalık biraz daha aydınlandı.

 

  1. SİYASİ BOŞLUK:

 

Derin Devlet’in  yavaş yavaş dirilmesi, kanlanıp canlanması için ilk koşul : Siyasi istikrarsızlıktır. Birbiriyle anlaşamayan koalisyon hükümetleri, bir türlü kurulamayan hükümetler ve birbiriyle  kavga eden liderler. Bu ortam Derin Devletçileri harekete geçirmeye yetiyor. Bazen, tek başına iktidar olmasına rağmen (Sayın Tansu Çiller dönemindeki gibi) kararları Askere bırakan (PKK terörü  ile mücadele ve  Kuzey Irak’taki politikaların saptanması) liderler de, Derin Devlet’in yaygınlaşmasında rol oynamışlardır.

 

  1. LAİK SİSTEME TEHDİT:

 

Derin Devlet’i hareketlendiren, canlandıran ikinci önemli neden Laik sistemi tehlikeye sürükleyebilecek gelişmelerdir. Ancak, bu “gelişmelerin” ne olduğu hiçbir zaman net değildir. Bazen din konusunu bayrak yapan bir parti de hedef olabilir, bazen bir koalisyon ortağının demeçleri de yeterli gerekçe sayılabilir. “Tehlikenin” sınırları belirsizdir.

 

  1. SEMBOL ASKERDİR:

 

Derin Devlet’in en önde görünen temsilcileri Askerlerdir. Harekete geçer, düğmeye basar ve sonunda el koyar. Kendi içindeki örgütlenmesi, istihbarat servisleri,  elindeki silah gücü ve en önemlisi kamuoyundaki güvenirliği-prestiji sayesinde, daima  “davet edilen” ve alkışlanan kurumdur.

 

 Ancak, Asker tek başına değildir. Asker hem olaya müdahele zeminini hazırlar, hem de diğer çeşitli kurumlardan gelen “sinyal”, mesaj” ve “çağrılara” kulak vererek hareket eder.

 

Asker kendini, Laik Cumhuriyetin koruyucusu olarak görür ve politik kadrolara (ne kadar sandıktan çıkarsa çıksınlar) güvenmez. Gerektiğinde hepsini silip, duruma müdahele hakkı olduğuna inanır. Üstelik, bu inanç, bu rol toplumun büyük bölümü tarafından da kabul edilir. Müdahele etmez veya gecirikse, diğer Derin Devletçiler tarafından eleştirilir.

 

  1. DİĞER DERİN DEVLETÇİLER:

 

“Derin Devlet’in”  diğer gönüllü neferleri şunlardır:  Laik kadrolar, TSK emeklileri, Polis ve emeklileri, Yargı ve emeklileri, Sosyal demokratlar (CHP-DSP) ve aralarında en aşırı Milliyetçileri- en aşırı Solcuları barındıran  Ulusalcılar, bazı Üniversite hocaları, bazı iş adamları, yazılı ve görsel basının tanınmış isimleri. Bu oldukça geniş ve etkili bir kesimdir.

 

Gönüllüler, hem Askeri kışkırtırlar, hem de Askerden gelen yönlendirmelere uyup eyleme katılırlar. Polis-Yargı ve medya koordinasyon halinde harekete geçerler.

 

Bunu bir emme basma tulumbasına dahi benzetebiliriz.

 

  1. SENARYO NASIL UYGULANIR?

 

Ülkede Siyasi boşluk veya kargaşa başlayınca, belirli çevrelerde hemen kıpırdanmalar görülür. Fısıltı gazetesi yaygınlaşır. Ardından medya’da “Vatan elden gidiyor, Paşam neredesiniz?” yazıları yayınlanmaya  başlar. Komutanların buluşup “durum değerlendirmesi yaptıkları” haberleri gazetelerin manşetlerine  çıkar.

 

Polis ve MİT, gerekirse taşaronlar tutup harekete geçerler. Savcı ve Yargıçlara brifingler verilir. Bu mesajları alan yargı da hareket geçer. Savcı hedef olan kişileri mahkemeye verir, hakim de cezalandırır.

 

İşte, Derin Devlet böyle işler.

 

ARTIK BU DÖNEM

KAPANDI...

 

Bugünkü Türkiye, artık dünkü Türkiye değil.

 

Artık  ne askeri müdahele yapılabilir, ne de Derin Devlet eskisi gibi işleyebilir. Böylesine kesin bir yargıya varmanın başlıca nedeni, Türkiye’de laik sistemin kimsenin değiştiremeyeceği bir noktaya gelmiş olmasıdır. İçerdeki dinamikler, Uluslararası konjonktür ve Avrupa Birliği süreci, Türkiye’nin bir din devleti olmasına izin vermez.

 

Sorunlarla tabii ki karşılaşılacaktır, ancak hepsi Demokratik süreç içinde çözüm bulacaktır.

 

Derin Devlet hep kafalarda olacak, ancak işsiz kalacak ve bir süreç içinde kaybolacaktır.

 

Dolayısıyla artık Derin Devlet edebiyatını da arkamızda bırakmamız gerekiyor.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…