Mehmet Ali Birand
 
AB VE NATO İLE PAZARLIK VAR...
 
 

 

AB VE NATO

İLE PAZARLIK VAR...

 

Belki kamuoyuna yeterince yansımıyor, ancak şimdilik sessiz sedasız bir Kıbrıs kavgası  yaşanıyor. Bundan  önce Avrupalılar ve Amerika Türkiye’nin boğazına basıp masaya oturtmaya çalışırlardı.  Şimdi tam tersine, Ankara ayaklanmış durumda. Birkaç yönlü bir manevra ile  Kıbrıs dosyasının yeniden açılması ve 3 Ekim öncesinde masaya oturulmasını sağlamaya çalışıyor.

 

Temel mantık şöyle:

 

“Kıbrıs hem AB,  hem de NATO içinde sorunla yaratıyor.  Gelin tekrar çözüm arayalım. Bütün bu sorunların üstesinden gelmenin tek yolu çözümdür. BM Genel Sekreteri yine araya girsin. Tüm AB ülkeleri ve ABD, hem Annan’ı, hem de Papadopulos’u ikna etmeli, baskı yapmalılar.”

 

Kıbrıs’ta çözümü gerektiren sorunlarda iki örgütte yaşanıyor. Biri Avrupa Birliği, diğeri de NATO’da. Türkiye tutumuyla,  bu kuruluşlara üye ülkeleri zorlamaya çalışıyor.

 

  1. KKTC, 300 MİLYON DOLARI

REDDEDİYOR, TİCARET İSTİYOR

 

Kıbrıs sorunu çözümlendiği taktirde en çok Avrupa Birliği  rahatlayacak. Zira Kıbrıs, birçok açıdan sorun yaratıyor.

 

En önemlisi, AB Konseyinin önünde bulunan, ancak Rumlar tarafından engellenen, KKTC’nin ekonomik izalasyonunu azaltmaya yönelik paket.

 

Bu paketin iki unsuru var.

 

Birinci bölümü, KKTC’ye verilmesi kararlaştırılmış olan 259 milyon ekü (yaklaşık 320  milyon dolar) değerindeki bir kalkınma yardımından oluşuyor. AB’nin “Yeniden Yapılandırma Ajansı” tarafından direkt KKTC’de harcanacak olan bu miktar hazır. Ancak KKTC, paketin ikinci bölümünün bu fona birleştirilmesinde ısrarlı. Yoksa, parayı almayacağını söylüyor.

 

İkinci bölüm ise, KKTC ile ticaretin direkt olarak, (Rum tarafından geçmeden) ikili yollardan yapılması, hava ve deniz limanlarının trafiğe açılmasını kapsıyor. Bu bölüm KKTC için  paradan daha önemli.

 

Rumlar ise, paranın verilmesi, ancak  ticaretin serbest bırakılmaması için bastırıyor ve paketi engelliyorlar. Bu konuda tam bir tıkanma var.

 

Diğer sorun, Türkiye’nin gümrük Birliğini Kıbrıs’ın Güneyine de  genişletmesinden kaynaklanıyor. Ankara bu konuda imza verdi ve kabul etti. Ancak, Gümrük Birliğinin güneye genişletilmesiyle iş bitmiyor. Türkiye’nin Rum Limanlarına uyguladığı ambargoyu da kaldırması gerekiyor. Ankara bunu   tamamen karşılıksız yapmak istemiyor. KKTC limanlarının da AB’ye açılmasını arzuluyor. Bundan dolayı KKTC’ye direkt ticareti zorluyor. Rumlar ise, bu iki paketin AB Konseyinden geçmesine çalışıyorlar. 

 

  1. NATO’DAKİ SORUNDA

GİDEREK BÜYÜYOR

 

 

Geçen haftalarda Brükseldeyken yazdığım olay giderek büyüyor.

 

Türkiye, NATO-AB diyaloğuna açıkça ambargo koymuş durumda. 2002 yılında imzalanan anlaşmanın aynen uygulanmasını istiyor.

 

Bu anlaşma, AB ile NATO diyaloğu veya işbirliği mekanizmasına Kıbrıs’ı dahil etmemişti. Nedeni de, Kıbrıs’ın o dönemde AB üyesi olmamasıydı. Oysa şimdi üye oldu ve AB tüm  çalışmalara Kıbrıs’ın da  katılması gerektiğini söylüyor.

 

Türkiye ise, AB-NATO çalışmalarına Kıbrıs’ın katılmasına kesinlikle karşı çıkıyor.

 

Bu durum hemen her alanda sorun yaratıyor. AB ile NATO hiçbir konuda diyaloğa giremiyorlar.

 

Son NATO doruğunda bu konu gündeme gledi. Başbakan Erdoğan yalanlasa dahi, İngiliz kaynaklar Blair’in Erdoğan’a “Bu konuyu mutlaka çözmek gerektiğini söylediğini” açıkladılar.

 

Eğer çözüm bulunmazsa, bu kuruluşta da gerilim artacak.  Türkiye üzerinde baskılar yoğunlaşacak.

 

İşte Ankara, böyle bir ortamda tüm muhataplarına “Bu sorunların çözülmesini istiyorsanız, BM ve Rumlara baskı yapın, Annan hareketlensin, Papadopulos’ta masaya otursun” diyor. Bir nevi tersten baskı uyguluyor.

 

Türkiye’nin bu yaklaşımının temel nedeni de, AB ile müzakerelerde rahat etmek. Sürekli Rum ve Yunan şantajı ile karşı karşıya kalmamak.

 

Başarabilecek miyiz?

 

Ben kuşkuluyum. Nedeni de, kimsenin bir acelesi olmaması. Sanki bugünkü durum herkesin işine geliyormuş gibi bir hava var.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- Hadi bir defa başladık...
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…