Mehmet Ali Birand
 
KİM NE KAZANDI, NE KAYBETTİ?
 
 

KİM NE KAZANDI,

                                                        NE KAYBETTİ


Bir bilanço yapmanın iki temel ilkesi vardır.


Olaylar yaşanırken gözümüze başka görünür. Heyecanlar vardır, günlük gelişmelerin etkisinde kalırsınız. Geçip bittikten sonra ise, ortam yatışır ve durumu daha soğukkanlı şekilde değerlendirebilirsiniz.

Sahada yaşanan gerçekler ne olursa, son kararı kamuoyu verir. Demeçlere bakılır, gelişmeler TV’den seyredilir, gazeteler okunur ve sonunda bir izlenim doğar. Bazen  toplumun algılaması, gerçeklerle  çatışır, tam tersi olabilir.  Sahada veya kağıt üstünde kazandığınız, başardığınız sorun, bir bakarsınız kamu tarafından “felaket bir kayıp” şeklinde algılanmıştır. İstediğiniz kadar çırpının, sizin dediğinizin doğru olduğunu  savunun, kabul ettiremezsiniz. Kamuoyu bildiğini okur ve kendi damgasını vurur. 


İşte bu iki ilkeden hareket ederek,  daha doğrusu kamuoyundaki algılamalara dayanarak Kuzey Irak’a yönelik son kara harekatının bir bilançosunu çıkarmaya çalıştım. Kağıt üzerindeki veya harekat alanındaki gerçekler farklı olabilir, ancak bakın kamuoyu, kimin ne kazandığı, kimin ne kaybettiğini nasıl görüyor.




BÜYÜKANIT 

SAHADA KAZADI

İÇ POLİTİKADA KAYBETTİ


SAHADA kazandı. Kim ne derse desin, erken çıktı veya PKK’ya yeterince zayiat verdirilemedi eleştirilerine rağmen, PKK’nın Türkiye sınırına yakın kamplarına ve hazırlıklarına büyük darbe vurdu. Bu, PKK terör eylemlerinin bitirilmesi veya Kuzey Irak’tan tümüyle çıkarılması anlamına gelmiyor, ancak TSK terör örgütünü kontrolü altında tuttuğunu, silahla bir yere varamayacağını gösterdi.

İÇ POLİTİKADA ve özellikle toplumla iletişim alanında (hedeflerini iyi anlatma ve kamuoyunu yönlendirme açısından) kaybetti. Harekatı iyi anlatamadı. Pentagon ve siyasi  iktidarla iyi bir koordinasyon kuramadı. Eleştirilere sinirlendi ve sanki bir hata yapmışta kendini savunuyormuş gibi bir izlenim doğmasına neden oldu.




ERDOĞAN 

ASKERLE İLİŞKİLERİNİ

DÜZELTTİ, ANCAK...


Harekatın olumsuzlukları ona yansımadı. Asker, paratoner gibi şimşekleri üstüne çekince Başbakan rahat bir nefes aldı. Genelkurmay’ın bu jestine karşılık o da Org. Büyükanıt’ı savundu. İktidarın (özellikle 27 nisan 07 açıklamasıyla) ilişkileri çok gerilimli bir noktaya inmişken, Kuzey Irak’a yönelik  hava ve kara harekatları  sırasında, bu ilişkilerin  tekrar rayına oturduğu izlenimi doğdu.

Genelkurmay Başkanı’nın tüm güvencesine rağmen, hükümetin harekatla ilgili tüm sorumluluğu askere bıraktığı ve siyasi yönden  (harekatın hedefleri, başlama  ve bitiş tarihleri dahil) kararlara karışmadığı kanısı yerleşti... En büyük kaybı, Güneydoğu’da 22 temmuz seçimlerinde  yaşadığı oy patlamasının sönmesi, Kürt kökenli oyların inişe geçmesi oldu.




BARZANİ

SAHADA KAYBETTİ,

İÇ POLİTİKADA KAZANDI


Sahada kaybetti. En önemeli müttefiki ABD, Türkiye’nin yanında yer aldı. Her ne kadar kara harekatının uzun sürmemesi için Ankara’yı uyarmış olsa dahi, sıkışma anında Türkiye’ye  öncelik vereceğini gösterdi. Kuzey Irak yönetimi tüm tehditlerine rağmen, Türkiye’nin hala bölgede  göz ardı edilemeyecek bir güç olduğunu gördü. Tepki gösteremedi ve krizi daha derinleştirmemek için, direnişe geçmedi. Aksine, Cumhurbaşkanı Talabani ile Ankara’ya “diyaloga hazır olduğu” mesajını yolladı.

Buna karşılık Türkiye’ye, Kuzey Irak’ta PKK ile mücadelenin, ancak kendisiyle işbirliği halinde etkili olabileceğini, Barzani’siz çok mesafe alınamayacağını da gösterdi. şu anda, politik açıdan dirildi. Eski kayıplarını silmesini bildi.



ÖCALAN 

ALANDA KAYBETTİ,

İÇERDE KAZANDI


PKK, alanda kaybetti. TSK’ya direnmesinin imkansız olduğunu gördü. Özellikle, ilk bahar operasyonları için yaptığı tüm hazırlıkları kaybetti... Diğer önemli bir kaybı,  yandaşlarına “Türkiye’yi ateşe verin, büyük gösteriler yapın ve harekata muhalefetinizi ortaya koyun” çağrılarına istediği  yanıtı alamadı.

İçerde ise, bazı kazançları oldu. Bölgede kaybettiği taraftarlarının önemli bir bölümünü tekrar kendine bağladı... Hem Kürtçü hareket içindeki muhaliflerini susturdu, hem de DTP’nin örgüt etrafında kenetlenmesini sağladı...


SONUÇ...


Türk kamuoyu, son harekatta yaşananlar ve sonuçları hakkında kararsız. Kafalar hala karışık. Kamuoyu, askerine güven duymakla birlikte, PKK terörünün sadece sınır dışı harekat ve silahla çözülemeyeceğine daha fazla inanmaya başladı


Terör örgütünün kökünü kurutmak için, Kürt sorununun PKK’dan ayrılması ve siyasi-ekonomik-kültürel paketler açılması gerektiği fikri giderek yaygınlaşıyor.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.

 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…