Mehmet Ali Birand
 
İLK DEFA, ANKARA RAHAT KARŞI TARAF SİNİRLİ
 
 

                                     İLK DEFA, ANKARA RAHAT

                                       KARŞI TARAF SİNİRLİ

WASHİNGTON.

 

Başbakan Erdoğan’ın Amerika gezisi ve özellikle de Beyaz Saray’da Başkan Bush ile yaptığı görüşme, rüzgarların Türkiye lehine esmeye başladığını açıkça gösteriyor.

           

İstediğimiz kadar ayrıntıları inceleyelim, istediğimiz kadar kuşkucu davranalım, yine de Türkiye’nin Başkan Bush’dan beklediği desteği aldığını kabul etmek zorundayız. Yapılan açıklama çok net: Türkiye gerekeni yaptı, şimdi sıra Rumlarda...

           

Belki arabulucu konusunda istenilen sonuç alınamadı, ancak yine de Dışişleri Bakanı Powell devreye sokuldu.

           

Türkiye saate karşı koşuyor.   

           

1 Mayıs’a kadar değil, 1 Nisan’a kadar, referandum dahil herşeyin bitmesi gerekiyor. Hızlı gidebilmek, yolda tıkanmamak ve Rumların engellerini aşabilmek için de Amerika’nın işin içine sokulması gerekiyor. Bu nedenle de arabuluculuk konusu ortaya atıldı. Avrupa Birliğini araya sokmamak için, Ankara’ya daha sempati duyan ABD’li  bir siyasi kişi arandı.

           

Ancak henüz bu gerçekleşmedi.

           

Bush beklenen adımı atmadı.

           

Powell’ın devreye girmesi iyi de, ne yapacağı henüz belli değil. Benim tahminim, müzakerelerin sonunda, Powell, Türk ve Rum liderleri bir araya getirecek ve üstün ikna yeteneğini (!) kullanarak, taraflara son adımı attıracak.

           

 

 

 

ABD, Erdoğan’ın Washington gezisi sırasında, Atina’yı ve Rumları rahatsız edecek, köşeye sıkıştıracak bir “Türk taraflısı gösteri “ yapmamaya özen gösterdi.

 

Ancak bu duyarlık dahi, buradaki Rum gazetecilerdeki sinirliliği yatıştırmaya yetmedi. Yıllardan beri hep haklı ve mazlum taraf olarak sempati toplayanlar, bugün birden bire kendilerini masanın öbür tarafında buluverdiler. Amerikalı sözcülere ve yetkililere yönelttikleri soruları gerilim doluydu. Türk Başbakanının oyun oynadığı, gerçekte çözüm istemediği savlarını, Amerikalı muhataplarına kabul ettirmek için çırpınıp durdular.

           

Türk heyeti ise son derece rahattı.

 

Rahatlamalarının bir diğer nedeni de, Başkan Bush’un Erdoğan’a “bende dindar bir insanım, sözüme inanın, Irak’ ta kaygılanacağınız hiçbir gelişme yaşanmayacaktır” demesiydi.

           

Türk heyetine göre, bağımsız bir Kürdistan olmayacağı, mezhep veya etnik ilkelere dayalı federasyonlara gidilmeyeceği konularında gereken güvenceler alındı.

TÜRKİYE, BUGÜN İÇİN,

İSTEDİĞİNİ ELDE ETTİ..    

 

Hatırlayacaksınız, bu köşe’de sık sık tekrarladım. Beyaz Saray’da başarısız görüşme yapılmaz. Başarısız olacak görüşmeler, Oval Ofise sokulmaz ve “göreceksiniz, Erdoğan’ın gezisi de çok başarılı “ diye nitelendirilecek dedim.

 

Dediğim oldu.

           

Aslında göz boyamadan söz etmiyorum. Görüşmelere katılan üst düzey bir Amerikalı yetkilinin sözleri ilginçti:

           

“Kıbrıs konusunda ortaya çıkan fırsatın kaçırılmaması ve mutlaka bir çözüm bulunması isteniyor. Türkiye bu açıdan desteklendi. Irak konusunda da kuşkular giderildi. PKK ile ilişkin kaygılarınızı yok etmek için elimizden geleni gösteriyoruz. PKK, Kuzey Irak’ta kalamayacağını, artık daha net bir biçimde anlamış olmalı. “

           

Bütün bunlar çok güzel sözler.

           

Ancak unutmamamız gerekir ki, önemli olan sözler değil hareketlerdir.

           

Washington’un önümüzdeki aylarda neler yapabileceğini, somut adımlar atıp atamayacağını göreceğiz.

 

 

 

Başbakan Erdoğan Washington’da memnun ayrılıyor . Bakalım yolun sonunda nasıl bir manzara ile karşılaşacağız.

 

Demirel’in dediği gibi “ dün dündür, bugün bugündür ! “

 

TÜRKİYE, BÜYÜK

ORTA DOĞU’ NUN MODEL ÜLKESİ

           

Türkiye Bush yönetiminin çok önem verdiği  bir ülke konumuna geri geldi. İlişkilerimiz hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. Tezkere olayı daima akıllarda kalacak, ancak Başkan Bush’ un kafasındaki “Büyük Ortadoğu’da“ Türkiye’nin yeri yine de çok önemli.

           

İslam ile Demokrasinin bir arada yaşayabileceğini gösteren, laik ve Avrupa Birliğine katılmış bir Türkiye, bölgenin diğer ülkelerine son derece önemli bir mesaj niteliği taşıyacağına inanılıyor.

           

İşte bundan dolayı da, Kıbrıs’ta çözüm, AB’ye tam üyelik ve Irak’taki gelişmelere destek veren bir Türkiye düşleniyor.

           

Başbakan Erdoğan’da Başkan Bush’un rüyasını büyük oranda yerine getirecek adımlar atıyor. AKP  sonunda, Washington’a nasıl bakılması gerektiğini anlamış, Bush yönetimi de savrukluğunu kaybetmiş iki dost havası yansıtmaya başladılar.

           

Ancak daha önce dediğim gibi...Bütün bunlar bugün için geçerli. Yarın ne olacağını kimse bilemez. Baksanıza son 1.5 yılda nerelerden nerelere geldik...     

Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…