Mehmet Ali Birand
 
NE TÜRKİYE,NE DE İSRAİL BİRBİRİNDEN VAZ GEÇEMEZ
 
 

NE TÜRKİYE,NE DE İSRAİL

BİRBİRİNDEN VAZ GEÇEMEZ

 

Şu aralarda moda oldu. Hemen herkes, Türk-İsrail ilişkilerinden sanki kolaylıkla bozuluverilirmiş gibi söz ediyor. Bu ilişkilerin hangi dengelere bağlı olduğu düşünülmüyor. İşin kolayına kaçılıyor.

           

Kimi, İsrail ile ilişkilerini kesmesi veya bozmasının, Türkiye’ye çok pahalıya mal olacağını anlatıyor. Kimi de, işi İsrail açısından alıyor ve İsrail’in uğrayacağı büyük zararları anlatıyor.

           

Kimse gerçekçi davranmıyor.

           

Gerçekler ise, Türkiye ile İsrail’in ilişkilerini bozamayacaklarını gösteriyor.

 

Ne İsrail, ne de Türkiye böyle bir macerayı göze alabilir.

 

TÜRKİYE, İSRAİL İÇİN

VAZGEÇİLMEZ BİR GÜVENCEDİR

 

Türkiye, İsrailliler için en önemli güvencedir. Etrafı Araplarla sarılmış, kafasına heran bomba yeme veya bir intihar saldırısıyla sarsılma korkusu içinde yaşayan İsrailli açısından, Türkiye’nin duruşu, İsrail’in yaşama hakkına sahip olduğuna inanması ve bunu savunması, son derece hayatidir. Bölgenin, 70 milyon nüfusuyla bir devi konumundaki Türkiye’nin sırtını dönmesi, İsraillinin güvensizlik duygusunu bir misli arttırır. Bugün iki ülke arasındaki ticaretin 4 milyar dolara çıkması, Savunma sanayii projelerinin 2 milyar dolara ulaşması, iki ülke orduları arasındaki işbirliğinin inanılmaz noktalara gelmesi, İsrailli turistin Almanyadan sonra en fazla (tarifeli ve tarifesiz uçaklarla, günde ortalama 15’e varan uçuş) gittiği ülkenin Türkiye olması boşuna değildir.

           

İsrail, Türkiye’den vazgeçemez.

           

İsrail de, Türkiye için vazgeçilemez bir ülkedir.

 

İSRAİL, TÜRKİYE’NIN SIRT

DÖNEMEYECEĞİ BİR ÜLKEDİR

 

İsrail’e düşmanca yaklaşmaya başlayan Türkiye, Washington’a da sırtını dönüş ve ABD’ye de düşmanca bakan bir Türkiye demektir. Bu konuda kimsenin kuşkusu olmasın. Zira Amerika, İsrail’i kimselere yedirmez. Gerekiyorsa, stratejik açıdan son derece önemli olan Türkiye’yi veya yöneticilerini dahi gözden çıkarır, ancak İsrail’e karşı düşmanlık yaptırmaz. Washington’un sırtını döndüğü bir Türkiye’nin Uluslararası kredisi çöker. Zaten son derece kırılgan olan ekonomisi ayakta kalamaz. Böyle bir duruma düşmek,  Avrupa Birliği projesine de veda etmek demektir. İsrail’e düşmanca yaklaşan bir Türkiye’de, Kürt sorunu bambaşka noktalara gitmeye başlar. PKK için bundan daha güzel ve yeni bir fırsat doğmayacağı gibi, Kuzey Irak’ta Bağımsız bir Kürt Devletinin kurulması da çok kolaylaşır. Türkiye işte o zaman, bazı çevrelerin çok istediği, İran- Rusya- Suriye üçgenine yerleşir.

 

BU KRİZ BELKİ DE BİRBİRİMİZİN

DEĞERİNİ DAHA İYİ ANLAMAMIZA YOL AÇAR

 

İlişkileri hoyratça ve yanlış hesaplara dayanarak zedelediğimiz taktirde birbirimize ne zararlar vereceğimizin listesini uzatabilirim.

 

Bu arada sakın Arap kardeşlerimizin veya dünya Müslümanlarının etrafımıza toplanacaklarını da sanmayın. İsrail’e düşmanlaşmış , Hamas ve Hizbullah ile kol kola dolaşan bir Türkiye, Mısır başta olmak üzere, ne Suudi Arabistan’dan, ne de Körfez ülkelerinden beklediği desteği görebilir.  Orta Doğu’daki ince hesaplar, Ankara’daki kafaların anlayamayacağı kadar incedir.Unutmayalım ki, Türkiye AB’ye katılma çabası, ABD ile ilişkilerini sıkı tutması nedeniyle ilginç bir ülke sayılmaktadır. Aksi halde, marjinal diğer Arap veya müslüman ülkeden hiçbir farkı kalmaz.

 

Ben bu krizin bir kaç yararı olacağına inanıyorum:

 

-                          Erdoğan’ın  söyledikleri arasındaki doğrular dikkatleri çekecektir. Hamas’ı ötelemek yerine, barış masasına oturtmak ve muhatap kabul etmek zorunda kalabilirler.

-                          İsrail, Gazze’de yaptıklarının Uluslararası kamuoyunda ne kadar tepki topladığını, en yakın bir dostundan ,belki de şok tedavisi gibi bir şekilde duyunca, bazı şeylerin değişmeye başladığının farkına varabilir.

-                          Türk ve İsrail kamu oyu, birbirlerine ne kadar muhtaç olduklarını daha açıkça görecekler ve bundan sonra daha dikkatli davranabileceklerdir.

 

Başbakan Erdoğan’ın bundan sonraki adımları, büyüteç altında incelenecek.

 

Türkiye’nin bundan böyle, ABD ve İsrail ile ilişkilerine çok daha dikkat fazla dikkat etmesi gerekecektir. Avrupa Birliği ile reformlar ve müzakerelerin hızlandırılması, bundan böyle çok daha önemlidir.

 

Bu adımlar atıldığı taktirde, Erdoğan’ın Türk dış politikasını islamlaştırdığı , Türkiye’nin önceliklerini değiştirdiği ve batılı değerlere önem veren,  laik-demokratik sistemden ayrıldığı yönündeki kuşkular dengelenir.

 

Aksi halde, bu ülkeye kaos dolu günler gelir.

 

 



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…