Mehmet Ali Birand
 
TÜRKİYE DEĞİŞİYOR, FARKINDA DEĞİLİZ...
 
 

TÜRKİYE DEĞİŞİYOR,

FARKINDA DEĞİLİZ...

 

Türkiyemizde günlük konular, konuşulan kişi veya olaylar büyük bir hızla değişiyor.  Ancak bizler henüz yeterince farkında değiliz.

 

Eski ile bugün arasındaki farkı daha iyi anlatabilmek için, örnekleme yapmak istiyorum.

 

Herhalde son 30-35 yılımızı (ANAP’ın 83 sonrası yakaladığı  4-5 yıllık çoğunluk iktidarı hariç) koalisyonlu yönetimler, örtülü veya açık askeri müdahelelerle geçirdik.

 

Hergün evimize giren gazetelerin temel hammaddesi, koalisyon partileri arasındaki gerilimler, birbirine ters düşen politikalar ve bunun sonucu olarakta, kimin ne dediği idi.

 

Bir siyasi kriz (ki, hiçbir zaman eksik olmazdı)  başladı mı, hemen herkes işini gücünü bırakır ve “bakalım ne olacak?” sohbetlerine girerdi. Liderler ardı ardına demeç verirler, onlar olmazsa koalisyona dahil politikacılar konuşurlardı. O da olmazsa, muhalefet kükrerdi.

 

Politikacılar konuştukça, bizler de birini destekler, diğerini eleştirirdik. Kriz uzarsa, işin gidişine  göre, bürokrasi de hemen kokuyu alır ve devlet mekanizmasi dururdu. Kimse imza atmaz, karar almaz ve koalisyonun bozulup bozulmayacağının hesapları yapılırdı. Medya da bu kriz ortamında demeç fırtınası içinde kamuoyunu beslerdi.

 

Kriz olmasa bu defa, koalisyon ortakları arasındaki yaklaşım farkları aranır ve yine “kim ne dedi?” gazeteciliği ön planda tutulurdu.

 

Hele işin içine bir de “Askerde huzursuzluk” manşetleri girdi mi, günlük yaşamımız tümüyle Ankara’da kimlerin ne dediklerine endekslenirdi. Adı verilmeyen bir komutanın bir sözü, ona Başbakan veya bir bakanın yanıtı, gündemin tek maddesi olurdu.

 

Bütün bunlara bir de 70’lerin sağcı-solcu terörünü, ardından da 80-90’lardaki PKK terörünü ekleyin...

 

İşte yıllarımız böyle geçti.

 

Medya bu olayları yansıttı, bizler de konuştuk durduk...

 

 

BUGÜN DURUM

GİDEREK DEĞİŞİYOR...

 

Şimdi bir de  bugüne bakalım.

 

Elimizde  (medya açısından bakarsak) potansiyel  kriz olarak ne var?

 

Bir Türban, bir de İmam Hatip.

 

Bu konularda da hükümet çok dikkatli gidiyor. Bir ara gereksiz bir İmam Hatip krizi çıkarır gibi oldu, ancak onu da son dakikada dondurdu. Türban’ı da -şimdilik- askıya almış gibi görünüyor. Durum böyle olunca, Asker-Hükümet krizi olasılığı da ortadan kalkıyor.

 

Çok şükür terör yok.

 

Dikkat edecek  olursanız, eskiden tüm medyanın projektörleri altında yapılan Askeri Şura toplantıları dahi, medya’da eski yerini bulmuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, demokratik bir yaşamda olması gerektiği kadar ilgi topluyor.

 

Ekonomi, IMF ile üç yıllık yeni bir stand-by yapılacağı açıklandıktan sonra daha da sakinleşti.

 

Çoğunluk hükümeti içinde herhangi bir kutuplaşma veya bölünme işareti yok. Hırçın ve güçlü bir muhalefet de yok.

 

Kıbrıs Ege veya komşularımızla ilişkiler konularında da artık eski krizler, eski itişmeler kalmadı.

 

Sonuç olarak, Türkiye normalleşiyor. Kriz endeksi giderek düşen bir ülke konumuna giriyor. Üstelik, hiç değilse orta vadede bu gidişin değişmeyeceği izlenimi kamuoyunda yaygınlaşıyor.

 

Hele 17 Aralık’ta Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başlayacak bir Türkiye, daha da normalleşecek, siyasi ve ekonomik krizlerden uzaklaşacak. (Tabii rahat batar da, olmadık konularda krizler üretmezsek...)

 

Bu değişimi kamuoyu, bizlerden (medya) daha çabuk farketmiş gibi gözüküyor. Bizler geri kalıyoruz.

 

Peki şimdi ne yapacağız. (!)

 

Neyin dedikodusu ile meşgul olacağız?

 

Nasıl komplo teorileri üreteceğiz?

 

“Bugün gündem bomboş” cümlesi hemen hergün, her haber merkezinde tekrarlanıyor.

 

Henüz değişimi tam olarak kavrayamadık. Siyasilerimizden 1-2 kriz bekler gibi bir halimiz var.

 

Oysa değişim zorunluğu kendini giderek hissettiriyor. Artık demeç gazeteciliği, kulaktan dolma haberlerin yazıldığı dönemin kapandığı apaçık ortada.

 

Bu değişimi, biz medya olarak yakaladığımız zaman ülke çok daha büyük bir hızla kabuk değiştirecek.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- Hadi bir defa başladık...
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…