Mehmet Ali Birand
 
BRÜKSELDEN TAZE HABERLER VAR...
 
 

BRÜKSELDEN  TAZE

HABERLER VAR...

 

Bayramdan yararlanıp bazı Avrupa başkentlerinin turunu yaptım.

 

17 Aralık doruğunu hazırlayan kişilerle konuştum. Size son ve taze haberlerle geldim !

     

Önce Paris’ ten başlayalım.

     

Fransa’da garip bir hava var. Kimseler konuşmak istemiyor. Bir bölümü hiçbir şey bilmediğinden, diğer bir bölümü ise, Chirac’tan korktuklarından dolayı olacak, ağızları bıçak açmıyor. Benim arayabildiklerim, eveleme gevelemenin ötesine gidemediler. Paris’teki  havayı ayrıntılarına kadar öğrendiğimi söyleyemem. Herkesin kabul ettiği tek husus, Chirac’ın Türkiye ile müzakereleri engellemek veya birkaç yıl sonrasına ertelemek gibi bir niyetinin bulunmadığı. Türkiye’ye bir tarih verilmesine verilecek, ancak iç politika açısından Chirac’ın hayatını kolaylaştıracak formüllerin   (Fransızlar buna KOŞUL diyorlar) neler olacağı henüz netleşmemiş durumda.

     

Ardından gelelim Londra’ ya.

     

Blair hükümetinin durumu son derece açık. Türkiye’ye tarih verilmesi gerektiğini belirtiyorlar ve ekstra yeni koşul konmasına gerek olmadığını, AB Komisyonu’nun 6 Ekim raporuyla yetinilmesi gerektiğini belirtiyorlar. İngilizler, müzakerelerin 2005’in ortasından itibaren, yani kendi dönem başkanlıkları sırasında başlatılmasını istiyorlar.

     

Berlin’ in durumu da aynı.

     

Alman hükümeti de AB Komisyonu raporunun ötesine gidilmemesi, yeni koşullar konulmaması ve 2005’in  Temmuz’ unda masaya oturulmasından yanalar.

 

BRÜKSEL’ DEKİ HAVA’ DA

BUNLARI DOĞRULUYOR...

 

Brüksel’ de şu sıralarda iki sorun var.

     

Biri, Konsey’den (üye ülke delegasyonlarından) gelen ve giderek artan talepleri karşılayabilmek. Komisyon uzmanları son haftalarda, koltuklarının altındaki iri dosyalarla Konseye taşınıyorlar. 25 üye ülke temsilcilerinin oturdukları masalara yayılıyorlar ve soruları yanıtlıyorlar.

     

Dosyaların üstünde  TÜRKİYE yazıyor.

 

Soruların tamamı da, Türkiye ile ilgili. Üye ülkeler, Komisyon’un Türkiye için hazırladığı son İlerleme Raporu’nun içeriğini sorguluyorlar. Kendi başkentlerindeki kaygıların, bu raporda net şekilde karşılığını bulup bulmadığını araştırıyorlar.

     

Başka bir deyişle, 17 Mart doruğunda Türkiye konusunda verilecek karara başka koşullar konup konmaması tartışılıyor. Eğer bir üye ülke, kendi kamu oyunu tatmin edebilmek için bir koşul konmasını istiyor ise ve bu koşul Komisyon raporunda yeterince belirlenmiş ise, o zaman önerisini geri çekiyor.

     

Brüksel’deki genel kanı, şimdilik işlerin doğru yönde ilerlediği ve Komisyon raporunun ötesinde yeni koşullar konulmasını isteyenler bulunmasına rağmen, raporu yeterli bulunların sayılarının çok daha kabarık olduğu şeklinde.Yani Komisyon raporu 17 Aralık doruğunda ağırlaştırılmayacak. Ayrıca yeni koşullar konulmayacak.Raporu olduğu gibi kabul etmekle yetinilecek.

 

Hiç değilse şu andaki durum böyle...

 

RUMLAR SORUN

ÇIKARIYORLAR

 

Şu günlerde en çok konuşulan diğer bir sorun da, Kıbrıs Rumlarının giderek artan ve sertleşen talepleriyle ilgili.

 

Bana bilgi veren kişilere göre, Papadopulos hükümeti, eğer 17 Kasım doruğunda yayınlanacak olan bildiriye, Türkiye’yi sıkı sıkıya bağlayacak bazı koşullar konulmadığı taktirde, veto hakkını kullanacağını belirtiyor. Bu koşulların başında da, Türkiye’nin müzakereler sürecinde Güney Kıbrıs’ı tanıması, asker çekmesi ve bazı kısıtlamaları kaldırılması için AB’ nin niyet beyan etmesi geliyor.

 

Rum yönetimi, Türkiye’nin müzakerelere başlamasını engellemek niyetinde olmadığını, ancak kendi kamu oyuna karşı sorumluluğu olduğunu,  AB’ nin belirli bazı taahüdlerde bulunması gerektiğini vurguluyor.

 

Bir başka deyişle, Rumlar , ilerde Türkiye’nin belirli bazı adımlar atması için AB’nin harekete geçeceğine dair  şimdiden güvence elde etmeye çalışıyorlar.

 

Bu tartışmaların sürdüğünü, Rumları ikna edebilmek için çaba harcandığını, ancak zorluklar bulunduğuna dikkat çeken yetkililer, “ Ne olursa olsun, Türkiye müzakerelere başlama tarihi alacak gibi görünüyor. “ diyorlar.

 

Son haberler bunlar...

 

Bizden ayrılmayın. Yenileri geldikçe, sizlere aktarmaya devam edeceğim.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…