Mehmet Ali Birand
 
MÜZAKERECİ PROFİLİ: A. GÜL
 
 

MÜZAKERECİ

PROFİLİ: A. GÜL

 

Her zamanki sabırsızlığımızla, sanki 17 Aralık’ta müzakerelere başlama tarihi almışızda, geriye kimin müzakereci diye atanacağı kalmış gibi tartışmaları hemen başlattık.

 

Ne yapalım, biz böyleyiz.

 

Böyle olduğumuzdan dolayı, bende Brüksel’de bu soruya yanıt aradım.

 

İki ayrı grup insan ile temas ettim.

 

Bir bölümü, AB Komisyonu adına müzakereleri yürütmüş kişiler, diğer bölümü de aday ülkeler adına  müzakere masasının karşı tarafında oturmuş olanlar.

 

Hepsine de  aynı soruyu sordum:

 

“Bir aday ülke’nin Başmüzakerecisinin hangi nitelikleri olması gerekir? Çok iyi dil mi bilmeli? AB muhteviyatını çok iyi incelemiş mi olmalı? Çetin bir müzakerecilik yeteneğine mi sahip bulunmalı?”

 

Aldığım yanıtları alt alta sıralayayım:

 

-          İyi dil bilmesi tabii ki avantajdır. Hatta 1-2 dil bildiği taktirde işi daha kolaylaşır.

-          AB muhteviyatını ya iyi bilmeli veya altındaki ekibi çok bilgili insanlardan oluşturmalı.

-          Baş müzakereci, zamanının çok büyük bölümünü bu işe ayırmak zorundadır. Eğer yetenekli bir 2 inci seçebilirse, bu yükünü bir oranda azaltabilir. Ancak bu iş, tek başına yapılması gereken, insanlara fazla zaman bırakmayan bir çalışma düzeni getirir.

-          Uluslararası alanda  tanınması ve müzakerecilik yeteneğinin bulunması da yarar sağlar.

 

“ANCAK TEK KOŞUL,

SİYASİ YAPTIRIM GÜCÜDÜR”

 

-          Bir müzakereci için, olmazsa olmaz koşulu, siyasi ağırlıktır. Siyasi yaptırım gücü az olan, çeşitli bakanlıkları ve bürokrasiyi harekete geçiremeyen, Başbakan ile  yakın ilişki içinde olamayan bir kişi müzakereciliğe atanmamalıdır.

 

Bu son noktaya  öylesine vurgu yapıldı ki,  şöyle bir örnek dahi verildi:

 

“Müzakereler sırasında aday ülkeye en çok zaman ve prestij kaybını Müzakerecinin tutumu getirir. Eğer toplantıya gelir ve   “kusura bakmayın, tarım bakanına söz geçiremedim. Hala yönetmelikleri  çıkaramadık”  derse, masanın etrafındakilerin güveni kaybolur. Bu defa işler uzamaya başlar. Hele müzakereci ile Başbakan arasında tam bir görüş birliği yoksa, Müzakerecinin verdiği söz tutulmazsa, işlerin içinden çıkılmaz olur.”

 

BU PROFİLDEN

KİM ÇIKIYOR?

 

Kopenhag (2002) doruğunda Türkiye’ye müzakere tarihinin 2004 Aralığında verileceği ile ilgili karar çıktığı günden bu yana, bende zihin egzersizi yapıyorum.

 

Doğrusu, ilk günden beri de bu role en çok  yakıştırdığım insan da, Kemal Derviş idi. Bunu da ilk söyleyen ve yazan ben oldum

 

Kemal Derviş, yetenekleri, uluslararası çevrelerdeki tanınmışlığı, müzakereciliği, bilgisi ve kişiliği ile Türkiye’yi en iyi temsil edecek bir isim idi. Tabii  bütün bunlar, Derviş’in ne düşündüğünü dahi bilmeden yaptığımız, sırf kendi kendimize gelin güvey olarak vardığımız sonuçlardı.

 

Brüksel’deki temaslarımdan ve daha önceki Müzakerecilerin profillerine baktıktan sonra fikrim değişti.

 

Bu görevi ancak Abdullah Gül’ün yürütebileceği sonucuna vardım

 

En önemli nedeni de, siyasi kişiliği ve AKP hükümetindeki ağırlığı. Başbakan ile yakınlığı, kabineye  ve bürokrasiye sözünü geçirebilme yeteneği.

 

Çok iyi yabancı dil bilmek, AB muhteviyatını yutmuş olmak, müzakerecilik yeteneği bir yana, siyasi ağırlık öbür yana. Yaptırım gücü herşeyin önüne geçiyor.

 

Gül etrafına, çeşitli bakanlıkların en etkili isimlerinden oluşacak iyi bir ekip kurabilir, çok iyi 2 inci  ve 3 üncü isimleri seçebilirse, ideal bir Baş Müzakereci olabilir. Tek hendikapı Dışşileri Bakanlığı ile AB Müzakereciliğini bir arada götürmesinin imkansızlığı olacaktır. Orada  bir seçim yapma zorunluğu doğabilir.

 

Dışişleri Bakanlarının bir süre sonra unutulduklarını, ancak Baş Müzekerecilerin tarihe geçtiklerini de gözden uzak tutmamak gerekir.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…