Mehmet Ali Birand
 
YETTİ ARTIK, AB İŞİN TADINI KAÇIRIYOR
 
 

YETTİ ARTIK, AB

İŞİN TADINI KAÇIRIYOR

BRÜKSEL.

 

Beklenen oldu. AB Başkenti Brüksel’ de fırtınalar esmeye başladı.

           

Dönem Başkanlığını elinde tutan Hollanda’nın yapmaya çalıştığı iş çok güç.

 

16 Aralık gecesi, 25 Hükümet ve Devlet Başkanı Brüksel’de bir yemek masasının etrafında toplanacaklar ve Türkiye’ye verilecek yanıtı konuşacaklar. Tabii, 25 kafadan ayrı bir ses çıkarsa karmaşa daha da artacak. Bundan dolayı, Hollandalı dönem başkanlığı ortak bir metin hazırlamaya çalışıyor. Daha doğrusu, 25 ülkenin çoğunluğunun kabul edebileceği, ortak bir uzlaşı metni arıyor.

           

Kıyametler de bundan kopuyor. Zira hemen herkesin, farklı nedenlerle Türkiye ile bir hesabı var.Böylesine önemli bir aşamadayken de, eski alacaklarını tahsil edebilmek için kuyruğa girenler artıyor.

           

Rumlar, bedavadan Kıbrıs’ın üstüne yatmak istiyorlar.

           

Yunanlılar Ege’yi kurtarma çabasındalar.

           

Fransa, işi uzatacak ve tam üyeliğin sulandırıldığı izlenimi verecek bir formül peşinde.

           

Almanya Türk işçilerini engellemeye çalışıyor.

           

İskandinavların hesabı Kürtlerle ilgili.

           

Bazıları da, Türkiye’yi dışarda tutma opsiyonunu kaçırmak istemiyor.

           

Tam bir karmaşa, tam bir pazarlık.

           

Eskiden bu tip pazarlıklar 9 veya en son olarak 15 ülke lideri arasında yapılırdı. Nispeten daha kolaydı. Şimdi sayı 25’e çıkınca işler çok karıştı. 25’ler ilk defa böyle büyük bir karar alma denemesine giriyorlar. Dolayısiyle, büyük sıkışma var.

           

Hollanda sıkışmış durumda. Allahtan  bu pazarlığı, son derece deneyimli ve sorumluluk duygusu olan bir Başbakan ve Dışişleri ekibi yapıyor. Aksi halde Ankara darmadağın olabilirdi.

           

25 üye arasındaki bu pazarlıklar 16 Aralık akşamına kadar sürecek. Eğer görüş birliğine varılırsa ne ala, sorun kalmaz. Ancak sonuç çıkmaz ve herşey liderlerin 16 Aralık’taki son yemeğe kalırsa, iş çığrından çıkabilir. Hatta 17 Aralık günü dahi bitmeyebilir.

 

AB TEHLİKELİ BİR

OYUN OYNUYOR.

           

25 ülke Türkiye ile tehlikeli bir oyun oynuyor.

           

Kabul ediyorum, bu kulübe girmek isteyen Türkiye’dir. AB, Türkiye kulübüne girmemektedir. Ancak, ortaya öylesine şişirilmiş faturalar çıkarılıyor ki, sanki Türkiye’nin sabrını taşırmak ve Tayyip Erdoğan’ın Kasımpaşalı yanını tahrik edip, kapıyı kurup ayrılmasını sağlamak için hareket ediliyormuş izlenimi doğuyor.

           

Brüksel’de bazı AB çevrelerindeki hava, Türkiye’nın başka seçeneği olmadığı ve ne koşul getirilirse getirilsin kabul edeceği şeklinde.

           

Bundan daha büyük bir yanılgı olamaz.

           

Ankara’daki AB üyesi ülkeleri Büyükelçilerinin alarm zilleri çalmaları ve kendi Başkentlerini uyarmaları gerekir. Tayyip Erdoğan Kasımpaşalıdır ve Kasımpaşalılığını da göstermekten pek kaçınmayan bir liderdir. Türk kamu oyunda AB yanlısı çevrelerde dahi giderek “yetti artık, işin suyunu çıkarıyorsunuz” diyenlerin sayısı giderek artmaktadır.

           

Bizlerin  İngiliz, Alman veya İskandinav soğukkanlılığına sahip bir toplum olmadığımız herhalde biliniyordur. Pire için yorgan yaktığımız çok olay vardır. Üstelik bu tip tepkilerin mantıklı bir tutarlığı da olmayabilir.Ancak yelkenleri atar, ipleri kolaylıkla koparabiliriz. Belki yarın pişman olabiliriz, ancak sabrımız taşınca da gözümüz birşey görmez.

           

AB yetkilileri belki farkında değiller, ancak Türk toplumu işte bu noktaya geliyor. Tayyip Erdoğan’da bunun farkında olduğu için gittiçe geriliyor. Kasımpaşalılık sinirleri geriliyor.

           

Brüksel’de gördüğüm tüm AB yetkililerini bu tehlikeye karşı uyarıyorum. Gerçekten bu ortamı ciddiye almalılar. Bu havanın basit bir pazarlık oyunu, karşılıklı yalancı bir pozisyon kapma gösterisi olmadığını bilmeliler.

Eğer Türkiye’nin nasırına basmak isteniyorsa...Nasırını acıtıp bağıtmak niyeti varsa, Avrupa Birliği bu yolda devam etmeli. Ancak, sonradan karşılıklı ağlamamak koşuluyla...

           

Bu köşeyi izleyenler, benim Türkiye- AB ilişkilerine ne kadar önem verdiğimi bilirler. Aynı şekilde herkesin bilmesi gerekir ki, Türkiye’nin sonucu tam üyelik olmayabileceği izlenimi veren bir süreci kabul etmemekte hakkı vardır.

           

Bu gerçekleri , özellikle Ankara’daki 25 ülke Büyükelçilerine ve Brüksel’de bu köşeyi hergün okuduklarını bildiğim Komisyon ve Konsey yetkililerine, çok geç olmadan hatırlatmak isterim. Şu anda ateşle oynanmaktadır ve ateşle oynamak, kimseye bir yarar getirmeyecektir.

           

Belki kasten belki bilmeden, Türk toplumunun sabrı abartılı şekilde gerdirilmektedir.

           

Tehlike zilleri çalmaya başlamıştır.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…