Mehmet Ali Birand
 
KARAMANLİS’İN ERDOĞAN’A BATI TRAKYA JESTİ...
 
 


 

KARAMANLİS’İN ERDOĞAN’A

BATI TRAKYA JESTİ...

 

Ne yazık ki, Tayyip Erdoğan’ın 16 yıl aradan sonra ilk defa gerçekleştirdiği resmi Yunanistan gezisi, İmam Hatip kavgası arasında kaybolup gitti. Oysa çok daha geniş şekilde ele alınması, tartışılması ve medya tarafından yansıtılması gereken  bir olaydı.

 

Erdoğan ile Karamanlis arasında garip bir güven ilişkisi kurulmuş durumda. Birbirlerinin sözlerine güveniyor ve inanıyorlar. Bunun en son ve en belirgin işareti de, Karamanlis’in Batı Trakya turunu hiç düşünmeden kabul etmesi.

 

Bunda ne var demeyin.

 

Yunanlılar Batı Trakya’daki Türk azınlığı uzun yıllar saatli bomba gibi gördüler. Saati işletecek olan da Türkiye idi. Bundan dolayı Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türkler sıkı gözetim altında tutuldu. Kısıtlamalar kondu.

 

Daha yeni yeni, o da AB üyeliğinin verdiği bir güven duygusu ve Türkiye ile ilişkilerin düzelmesi üzerine, baskılar azaltıldı.

 

Şimdiye kadar hiçbir Türk Başbakanı bu bölgeyi ziyaret edememişti. Zira Türk Başbakanının  ziyareti, orada Türklerin yaşadığı anlamına (!) gelecekti.

 

Başbakan Erdoğan’ın resmi ziyaretinin bugünkü bölümüne Batı Trakya’nın da eklenmesinin iki temel nedeni var:

 

İlki, Yunanlıların özgüvenlerinin artması ve Türkiye’nin  ora halkını ayaklandıracağı korkusundan kurtulmaları ise, diğeri de Karamanlis’in Tayyip Erdoğan’a duyduğu güvendir. Erdoğan’ın, bölgede farklı yorumlara yol açacak konuşmalar yapmayacağından, insanları kışkırtmayacağından emin olduğu için, yeşil ışık yakmıştır.

 

Çok daha doğru yapmıştır. Böylece adım adım ilişkilerde normalleşmeye gidiyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

PATRİKHANE HALA

TÜRK DÜŞMANI MI ?

           

Fener Rum Patrikhanesi 1923’den bu yana, tarihinin en önemli kavgasını veriyor. Üstelik bu kavgayı, Yunan Ortodoks kilisesi Atina Başpiskoposu Hristodulos’a karşı yapıyor.

           

Geçen hafta sonu,tüm Ortodoks Camiasında fırtınalar estiren bir toplantı yapıldı. Amerika, Belçika, Fransa, Almanya; İtalya, İspanya ve Kore’nin de aralarında bulunduğu 42 bölgeden Piskoposlar İstanbul’ da buluşup bir bildiri yayınladılar.

           

Hristodulos’un Patrikhane’ye başkaldırması, sözünü dinlememesi ve kendi başına kararlar alması ağır şekilde eleştirildi.

           

Hristodulos ile Patrikhane arasındaki gerginlik özellikle geçen yıldan bu yana arttı. Yunan kilisesi Atina Başpiskoposu, Bartholomeos’un manevi egemenliğini kabul etmiyor. Kendi başına kararlar alıyor. Fener Patrikhanesine danışmıyor, açıkçası meydan okuyor. Amacı, Fener Patrikhanesinin manevi şemsiyesinden kurtulup kendi egemenliğini kurmak. Bartholomeos’u da Türk ajanı olarak nitelemeye kadar gidiyor.

           

Hristodulos’ un kim olduğunu gayet iyi biliyorsunuz .

           

Eğer “Türk düşmanlığı “ diye bir tanım varsa, Hristodulos bu tanıma birebir uyan bir kimse. Bağımsızlığını ilan ettikten sonra neler yapabileceğini de söylemeye gerek yok herhalde...

           

İşte böylesine bir manzara karşısında, aklıma bizim Patrikhane düşmanları geldi. Ülkeden atılmasını isterler. Ekümeniklik ünvanının Türkiye’ ye çok zarar vereceğini söylerler.

           

Asıl bu kafadakilerin Türkiye’ye daha büyük zarar verdikleri anlaşılıyor.

           

Acaba kim Türk düşmanı ?

           

Bartholomeos mu , yoksa başkaldıran Hristodulos mu ?

           

Acaba bizim çıkarımız hangisinin güçlenmesinden yana ?

           

Patrikhane’ nin zayıflayıp erimesi mi, yoksa aksine güçlü kalması mı ?

 

 

 

 

 

İŞKENCE RESİMLERİNE

NASIL TEPKİ GÖSTERİLMELİ

           

Amerikan ve İngiliz basınında yayınlanan işkence fotoğraflarına baktıkça, aklıma böyle bir durumla karşı karşıya kalsa bizim medya’nın nasıl tepki göstereceği geldi.

           

Bizde nedense bir ayrım yapılır.

           

Başkalarının işkenceleri ortaya çıkınca ilk tepkimiz  “işte, bize dil çıkarırlar, oysa işkencenin daha alasını kendileri yaparlar “ oluyor. Sanki bir suç ortağı bulmanın memnuniyetini yaşarız.

           

Ülkemizdeki işkence iddialarına tepkimiz ise daha da farklıdır.

           

İster asker, ister polisten kaynaklansın, işkence iddialarını mümkün olduğunca sümen altı yapmaya çalışırız. Sanki suçlu durumdakilere işkence yapılarak sorgulanması doğalmış gibi davranırız. “Kardeşim herifler konuşmuyor ki, dayağı yediler mi bülbül oluyorlar” sohbetleri yapılır.

           

Hala işkencenin milliyeti, haklı veya haksız gerekçesi, yapanın üniformasının önemsiz olduğunu anlayamıyoruz. Oysa işkencenin bir insanlık suçu olduğunu, ister asker ister sivil olsun, mutlaka cezalandırılması ve afişe edilmesi gerektiğini kabul etmediğimiz sürece uygar bir toplum düzeyine çıkamayız.

           

Bu açıdan bakılırsa, nereden ve kimden gelmiş olursa olsun, Amerikan ve İngiliz basını doğruyu ve gerekeni yapmıştır. Bizim de ders almamız gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KİTAP KÖŞESİ

 

KORYÜREK’İN NEFİS

OLİMPİYAD KİTABI ÇIKTI

 

İlk defa 1995’te Arçelik  tarafından  düşünülmüş ve Cüneyt Koryürek’e hazırlatılmıştı. Şimdi de İstanbul Olimpiyad oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu aynı eseri yenileyerek yayınlanmasını akıl etmiş.

 

Bravo...

 

Koryürek’ten başkası da böyle bir çalışmayı yapamazdı.

 

Olimpiyad’ların başlangıcından bu yana tarihçesini ve özellikle Türkiye’nin bu ünlü oyunlardaki yeri öylesine güzel anlatılmış ki, insan tadına doyamıyor.

 

Meraklılara tavsiye ederim.

 

                                               *                      *                      *

 

BİR DİPLAMATIN

ANILARI...

 

Emekli Büyükelçi Yaman Başkurt,  diplomatlar ordumuzun içinde özel yeri olanlardan biridir. “Aferin iyiydin...” adlı anılar kitabını (İnkılap tel: 0212 514 06 10-11, e-mail: ) yayınladı.  Son derece rahat okunan, başarılı bir insanın başından geçenleri hikaye eden çok hoş bir kitap.

 

Türkiye’nin dış ilişkilerine, hükümetlerle diplomatlar arasındaki iletişimi  merak edenler için kaçırılmaması gereken bir çalışma.

 

Yaman Başkurt’ın başarısı sadece dış politika değil, dış ekonomik ilişkilere de emek vermesinden kaynaklanıyor. Komple diplomatlarımızdan biriydi.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

KATOLİK MARONİTLERİN ÇAĞRISI

 

Lefkoşe'de yaşayan Kıbrıslı bir Maronit'ten mektup aldım. İsmini açıklamak istemiyor. Mektupta Başbakan Mehmet Ali Talat'a da bir çağrı var:

 

"Sayın Birand. Her gün makalelerinizi okuyorum.  Tüm siyasetçilerin bir adım önünde olduğunuzu kanıtladınız. Ben Rum tarafında yaşayan bir Kıbrıslı Maronitim. Sizin de bildiğiniz gibi biz 5 bin kişilik nüfusumuzla azınlık sayılıyoruz. Maronitlerin yüzde 90'ı referandumda "EVET” oyu verdi . Ama ne yazık ki Annan Planı'nın uygulanması bize bağlı değil. Annan planı uyarınca köylerimize dönüp kendi mülkümüzü kullanma hakkına kavuşacaktık. KKTC Başbakanı Talat’dan ve Türkiye'den beklentimiz, HAYIR oyuna rağmen  4 köyü askerden arındırmak ve Maronit katoliklerinin geri dönmesine izin vermek olacaktır. Böyle bir kararla Talat, Avrupa Birliği'ne Kıbrıs sorununun statüsü ne olursa olsun, Kıbrıslı Türklerin azınlıklara saygı duyduğunu kanıtlayacaktır. İsmimi açıklamadığım için özür diliyorum, ama biliyorsunuz şu an içinde yaşadığımız şartlar zor. "

 

Kıbrıslı bir Maronit, Lefkoşe

 

 

 

 

 



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…