Mehmet Ali Birand
 
TSK,MİLLİ İRADEYE SAYGI DUYAR….
 
 

                                                       

TSK,MİLLİ İRADEYE

SAYGI DUYAR….

           

Ben bu başlığı kısa bir süre önce de kullandım ve aynı görüşü tekrarladım. Bugün daha farklı şekilde,ancak aynı yöndeki görüşlerimi işlemek istiyorum.

           

Şimdi herkes Türk Silahlı Kuvvetlerinin nasıl bir tutum takınacağını merak ediyor.

           

Dışarıda olsun, içerde olsun, herkesin sorusu aynı: Ne dersiniz, TSK Gül’ün Köşk’e çıkmasına ne tepki gösterir ?

           

Bu soruların temelinde, iki açıklama yatıyor.

 

Bunlardan biri 12 nisan, diğeri de 27 nisan tarihli iki açıklamaydı. Kamuoyurda bu açıklamalar, Genelkurmay Başkanlığının, Gül veya onun gibi düşünen bir başkasını Cumhurbaşkanı olarak görmek istemediği şeklinde yorumlandı. Daha da ötesi, Genelkurmay “gerektiğinde tavrını ve davranışlarını, açıkve net şekilde ortaya koyacaktır” diyordu.

 

Durum son derece açık ve net.

 

Zaten bu iki açıklama yapılmamış olsa veya farklı bir dil kullanılsa, şimdi bu tartışmalara girilmezdi.

           

Peki şimdi ne olacak ?

 

Genelkurmay  hem içerden, hem de dışardan baskı altında. Özellikle dışarıdaki kışkırtıcılar çok sertler. Askeri siyasete sokmak isteyenlerle, askeri güç durumda bırakmak  isteyenler arasında adeta bir yarış var.

           

İşte böyle bir ortamda, Genelkurmay, yaptığı eski açıklamaları görmezden gelse “Asker , geri adım attı” denecek. “Arkasında durmayacaktınız, o zaman neden bu tepkileri gösterdin” eleştirisiyle karşılaşacak.

 

Aksi halde, demokratik sürece müdahele etmekle suçlanacak.

           

Unutmamamız gerekir ki, Abdullah Gül anayasal bir hakkını kullanmaktadır. TBMM’deki oylamayla birlikte meşru bir Cumhurbaşkanı olacak. Yani, bu süreci durdurmak artık imkansızdır.

 

CHP gibi, bazı toplantılara katılmamak gibi, boykot anlamına gelecek tutumlar benimsemek de devletin bölünmesi ve devlet içi kavga görüntüsü yaratır ki, askerin istemediği bir yaklaşımdır.

 

TSK’ nın bundan sonra nasıl bir yaklaşım benimseyeceğini,dışardan bakarak anlamak çok güçtür. Askerin kendine özgü iç dengeleri,duyarlıkları vardır. Bugünden yapılacak bir tahmin, yarın tam aksi gerçekleşebilir. Ancak, gelen sinyallere bakılacak olursa, TSK ’ nın  büyük kriz yaratmak, Gül’ün köşke çıkmasını fiilen engellemek veya C.Başkanlığını zehir etmek gibi bir yaklaşımı benimsemeyeceğini gösteriyor.

 

Cumhuriyetin temel ilkelerinden hiçbir ödün vermeden, gelişmeleri izlemek, Bayan Gül’ün türbanından uzak durmak ve Abdullah Gül’ün özüyle sözünün aynı olup olmadığını yaşayarak görmekten söz ediliyor.

 

Bu toplum, kavga istemediğini ,istikrarı tercih ettiğini açıkça ortaya koydu.

 

Bu toplum, seçimini yaptı.

 

Bu toplum, zenginleşmek istiyor.

 

Bizde, artık demokrasinin zedelenmemesini, dış müdaheleler döneminin kapanmasını, laik-demokratik sistemin denetimini bizzat halkın yapmasını istiyoruz.

                                


 

“ ÖZÜMLE SÖZÜM BİRDİR”

 

Abdullah Gül,  Cumhurbaşkanlığı makamında hangi ilkelere dikkat edeceği hakkında  çok iddialı konuştu. Atatürk ilkelerine bağlılığını, laik sistemin devamından yana oluşunu, anayasanın tümüne uyacağını defalarca tekrarladı.

 

Özüm ile sözüm aynı olacaktır  dedi.

           

Şimdi iki yaklaşım benimsenebilir.

           

Bunlardan biri, Gül ne derse desin inanmamak ve eskiden kalma çeşitli sözlerini ortaya getirip, ”Bundan adam olmaz. Mutlaka engellenmeli” demek ve eyleme girişmektir.

           

Diğeri ise, aksi ispat edilene kadar Gül’ün nasıl bir Cumhurbaşkanlığı yapacağını izlemek, buna göre hareket etmektir.

           

Gül gerçekten ,her partiye aynı uzaklıkta durabilecek mi ?

           

AKP’nin kadrolaşmasına göz mü yumacak, yoksa Erdoğan’a gerektiğinde HAYIR diyebilecek mi ?

           

Türkiye’nin din devletine dönüştürülmesi girişimleriyle karşılaşıldığında direnebilecek mi ?

           

Gül, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişkilerinin ne kadar duyarlı bir süreçten geçeceğinin çok farkında. Bu duyarlıkları kışkırtmayı bir yana bırakın, aksine kuşku ve kaygıları gidermek için özel bir çaba harcamaya hazırlanıyor.

Ayrıca, meşru bir şekilde Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacağını da biliyor. Yani, ne diğer kurumlarla kavga etmek istiyor, ne de başkalarının kendini itip kalkmasına göz yummayı planlıyor.

           

Geriye kalan en önemli konu, eşinin türbanı olacaktır.

           

O konuda da, türban fanatikçiliği yapma niyetinde değil.

           

Geçiş döneminin ne kadar güç olacağının da farkında.

             



12 nisan günü Genelkurmay Başkanı’nın basın toplantısı

BAŞKOMUTANIMIZ

“...Seçilecek  cumhurbaşkanı aynı zamanda TSK'nın başkomutanıdır. Bu yönüyle TSK'yı yakından ilgilendirmektedir. Biz hem cumhurbaşkanımızın hem de aynı zamanda başkomutanımızın Silahlı Kuvvetler ve Türk milletinin sahip olduğu cumhuriyetin temel değerlerine, anayasamızda ifadesini bulan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealine, devletin üniter yapısına bağlı ama sözde değil özde, bunu davranışlarına yansıtacak şekilde bir cumhurbaşkanının oraya seçileceğine olan inancımı belirtmek istiyorum...

 KARAR MECLİS'İN

Tabii ki yasal mevzuatı, anayasayı, hukuku, cumhurbaşkanı nasıl seçiliyor, bunların hepsini biliyoruz. Hem vatandaş hem TSK'nın bir personeli olarak cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde sahip olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz. Bunu biz bilemeyiz. Karar Meclis'in kararıdır. Cumhurbaşkanlığı konusunda zaten bundan başka da bir şey söyleme durumunda değilim. Hukuken de hakka sahip değilim.”

    


27 nisan  açıklaması

“ Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

           

 

 



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…