Mehmet Ali Birand
 
AB TÜRKİYE’Yİ ERTELERSE NE OLUR?
 
 

AB TÜRKİYE’Yİ

ERTELERSE NE OLUR? 


Dünkü yazımda, Türkiye’nin 40 yıldır  süren Avrupa’ya katılma fikrinin bir zamanlar gerçekleşebileceğine inanılmayan bir rüya gibi algılandığını, şimdilerde ise giderek  bir tutkuya dönüştüğüne değinmiş ve “Bu, son derece tehlikeli bir gidiştir. Acaba AB başkentleri bu gidişin farkındalar mı?” diye sormuştum.


Haftalar ve aylar geçtikçe, gerilim daha da artıyor. 


Türk insanı her konuda olduğu gibi, AB’den tarih verilip verilmemesini (Aralık 2004’te) bir futbol maçına dönüştürüyor. Ya galip gelinecek veya mağlubiyetle karşı karşıya kalacağız. O zaman da dünyamız kararacak, müthiş bedbaht olacağız. Kimlik kavgası yine başlayacak. Avrupa’nın bizi sevmediği, ne yaparsak yapalım, yine dışlanacağımız sonucuna varacağız. Büyük bir Batı aleyhtarlığı rüzgarları esecek.


Özetlemek gerekirse, kamuoyunda öylesine büyük bir hayal kırıklığı, öylesine büyük  bir tepki doğacaktır ki, olay ülkenin iç dengelerini de önemli biçimde etkileyecektir.


AB yetkililerinin sık sık olumlu demeçler vermeleri, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerine başlama tarihi alacağını söylemeleri, kamuoyundaki beklentileri ve heyecanları daha da attırıyor. Bu demeçlere rağmen, Aralık 2004’te  “uzun süreli yeni bir erteleme” anlamına gelecek bir karar çıkarsa, işte o zaman ayıkla pirincin taşını...


“BİZ SİZE DEMİŞTİK.

ARTIK İÇİMİZE DÖNELİM”


Türkiye’nin Aralık 2004’te tarih alamaması veya yeni bir erteleme anlamına gelecek bir kararla karşı karşıya  kalması durumunda en sert kavga, Ulusalcılar veya AB karşıtları ile AB yanlısı görüşleri savunanlar arasında çıkacaktır.


“Biz dememiş miydik?” diye ayaklanacak olan Ulusalcılar, “hainlere ölüm”  sloganı ile insan avına çıkacaklar ve ardı ardına yargısız infazlar yaşanacaktır.


Kamuoyunda bu karmaşa yaşanırken, Devlet kurumları ve bürokrasi içinde de büyük bir mücadelenin başlaması  hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Kopenhag kriterlerini yerine getirmek için değiştirilen bir çok yasa  geri döndürülmek istenecektir. İnsan  Hakları ve Demokratikleşme adına gerçekleştirilen bir çok reformun uygulanması durdurulacaktır.


ASKER ETKİNLİĞİNİ

TEKRAR KAZANACAK


2004 Aralığında eli boş dönecek bir Türkiye’de etkinliğini en hızla ve en kolaylıkla tekrar yerleştirecek kurum TSK olacaktır.


Özellikle Milli Güvenlik Kurulunun eski yetkilileri, kağıt üzerinde olmasa dahi, pratikte yeniden geri gelecektir. TSK içinde AB’ye tam üyelik fikrine karşı duranların sesleri yükselecek ve Türkiye’nin “gerçek sahiplerine geri verilmesi” için gereken önlemlerin alınması yönünde baskılar artacaktır.


TSK, siyasi yaşamı etkileme rolünü tekrar yüklenecek ve bir daha kimse bu gücü askerin elinden alamayacaktır. Türkiye, askerin gözetiminde bir demokrasi ile yaşamını sürdürmek zorunda kalacaktır.


AKP MİLİTAN

İSLAMA TESLİM OLACAK


AKP  en büyük  faturayı  ödeyecek parti olacaktır.


Sadece muhalefet tarafından hırpalanması ve kamuoyu gözünde “başarısız” görülmesi değil, asıl  sorun, parti içindeki militan islamcı grupların başkaldırısı ile patlayacaktır.


“Size söylemiştik. Hristiyanlar bizi müslüman olduğumuz için istemiyorlar. Avrupa önünde küçük düştük” diye ayaklanacaklar ve AB yüzünden kerhen içlerine attıkları, gösteremedikleri gizli gündemlerini ortaya çıkaracaklardır. Kamuoyundaki Batı aleyhtarlığından da yararlanarak, Türkiye’yi İslam dünyası içindeki “model ülke” konumundan çıkarıp, daha muhafazakar, daha dini  değerlere bağlı bir ülke konumuna sokmaya çalışacaklardır. Laik düzeni değiştirmeye güçleri yetişmeyeceği için, bu kadarıyla yetinecekler, ancak bu tutumlarıyla AKP’nin de küçülmesini ve marjinal bir partiye dönüşmesini de gündeme getireceklerdir.


Özetle, hem Türkiye’ye, hem de AKP’ye büyük zarar verdireceklerdir.


KÜRT SORUNUNDA

PATLAMALAR YAŞANABİLİR


Eğer bugün Kürt sorunu göreceli şekilde yatışmış görünüyor, sokaklarda gösteriler yapılmıyorsa, Güneydoğu’da belirli bir sükunet varsa, bu durum PKK’nın güvenlik kuvvetlerimize yenilgisinden veya Öcalan’ın tutuklanmasından  kaynaklanmamaktadır.


Yaşanmakta olan sükunet, yönetici konumundaki Kürt kadroların büyük oranda Avrupa Birliği beklentisinden kaynaklanmaktadır.


Kürt kadrolar da geleceklerini AB’ye bağlamışlardır. AB ile müzakereye başlamış ve 2015 yılına doğru tam üye olabilecek bir Türkiye’de sosyal, kültürel  ve ekonomik beklentilerini çok daha kolaylıkla karşılayabileceklerini bilmektedirler. Hesaplarını da buna göre yapmaktadırlar.


AB’den tarih çıkmaması veya uzun bir erteleme ile karşı karşıya kalınması, Kürt kadrolar için, bu  ümitlerin yok olması, yani beklentilerini yine  sokak gösterileri ve T.C. Devletiyle çatışarak elde etme döneminin açılması anlamına gelecektir.


Kürt gösterileri, bu defa T.C. Devletini ve kamuoyunu tahrik edecek, Kürt aleyhtarı grupların tekrar ortaya çıkmasına ve seslerini duyurmalarına yol açacaktır.


Yine özetle, karşılıklı tahrikler bir kısır döngü yaratacak ve yeni bir istikrarsızlık dönemine girilecektir.


EN BÜYÜK DARBEYİ

EKONOMİ YİYECEK


Bütün bu olumsuzluk en çok ekonomiyi etkileyecektir. 


Zaten bıçak sırtında giden ekonomik dengeler, AB’den tarih çıkmaması üzerine depremli bir sürece girecektir.


Kısa sürse dahi, faizlerin ve doların yükselmesi, borsa’nın yeniden dibe vurması beklenmelidir.


AB’den tarih  alınması durumunda, yabancı yatırımların artışı, ekonomik disiplinin daha da sıkı şekilde yerleştirilmesi bekleniyordu. Borsa ve geneldeki ekonomik veriler de, bu moralli ortam içinde paylarını alıyorlardı. Tarihin gelmemesi tüm beklentileri olumsuza dönüştüreceği gibi, ülkenin iç ve dış gerilimlere düşmesi de eklenince, gelinecek durumu artık düşünün...


Yukarda, iç sarsıntılardan bazılarını işleyebildim. Kimbilir daha ne kadar çok unuttuklarımız ve tahmin edemediklerimiz vardır.


Acaba AB başkentleri bunları düşünüyorlar mı? Acaba Türkiye’yi nasıl bir istikrarsızlığa iteceklerini biliyorlar mı?


Yoksa umurlarında dahi değil mi?


Eğer umurlarında değilse, o zaman bari beklentilerimizi yükseltici, tahrik edici demeçler vermesinler...


Ayrıca, Aralık 2004’ünde tarih alamayacak bir Türkiye’nin sadece iç istikrasızlığa düşeceğini de sanmamalılar. Böyle bir Türkiye bölgeyi de karıştırabilir, AB başta bir çok üye ülkeye  hayatı zehir edebilir.


Nasıl mı?


Gelin yarın da bu  konuyu inceleyelim.





Tarih alamamış, AB umutlarını kaybetmiş bir Türkiye’nin dış ilişkilerinin ne hale geleceğine bakalım...



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…