Mehmet Ali Birand
 
“KIBRIS, TÜRKİYE ÖNÜNDE ENGELDİR”
 
 

“KIBRIS, TÜRKİYE

ÖNÜNDE ENGELDİR”

BRÜKSEL


Avrupa Birliği Komisyonunun yayınladığı raporu, ardından Parlamentodaki tartışmaları ve nihayet Verheugen’in basın toplantısını istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. İçinde herşey var.


Ulusalcılar “işte Avrupa Türkiye’yi istemiyor ve şimdi de Kıbrıs koşulunu çıkardılar” diyebilirler.


Hiçbirşeyden anlamayan  kuş (!) beyinli bazı köşe yazarları “ihanet” diye çığlık atabilirler.


Benim yaklaşımımı biliyorsunuz.


Türkiye’nin AB’den, katılma müzakeresine başlamak için tarih almasının ne kadar önemli olduğunu sürekli olarak yazıyorum. Buna da çok inanıyorum.


Avrupa Parlamentosu koridorlarında özellikle üstünde durulan ve sürekli tekrarlanan bir cümleyi aktarmak istiyorum: “... Evet eksikleriniz var. Ancak  Avrupaya giderek yaklaşıyorsunuz. Bu da hepimizi rahatsız ediyor.  Türkiye’nin  tam üyeliğini içine sindiren çok az.  Ancak kimse Türkiye’ye hayır diyemiyor. Daha doğrusu, Türkiye’ye hayır demek giderek zorlaşıyor...”


Bu sözler doğru, ancak gerçeğin sadece bir bölümü...


Geriye başka gerçekler kalıyor...


Siyasi gerçeklerin başında da Kıbrıs geliyor...


KENDİ KENDİMİZİ

ALDATMAYALIM


Bizler kendi kendimizi aldatmaktan hoşlanırız. Örneğin, AB komisyonu belgesinde Kıbrıs ile ilgili olarak herhangi bir cümle olmasaydı, “Kıbrıs konusu önemli değilmiş. Dolayısıyla çözüm için kendimizi yerden yere vurmamıza gerek yokmuş” mu diyecektik?


Kıbrıs’ı görmemezlikten mi gelecektik?


Sanki kimse ilgilenmiyormuşta, biz kendi kendimize gelin güvey oluyormuşuz gibi bir havaya mı girecektik?


Oysa Kıbrıs hep oradaydı...


Kıbrıs daima bir koşuldu...


AB Komisyonu ilk defa açıkça söyledi:


“Arkadaşlar, ne yaparsanız yapın. Tarih alma aşamasında olsun, tam üyelik aşamasında olsun, Kıbrıs sorununu çözmediğiniz sürece büyük bir engel ile karşı karşıya kalacaksınız”.


Bu mesaj hep ortada değil miydi?


Kıbrıs’ın temel bir sorun olduğunu bilmiyor muyduk?


Bal gibi biliyorduk, ancak kabul etmek istemiyorduk.


Kendi kendimize doğruyu söyleyelim.


Bu belgede Kıbrıs’tan söz edilmese, sorunun önemi yok mu olacaktı?


Hayır...

SONUÇ: TÜRKİYE

İSTERSE TARİH ALIR


Diplomatik kelimeleri bir yana bırakalım ve gerçeklere bakalım.


Türkiye’nin açıkları giderek azalıyor.


Rapordaki eksiklerin sayısı 15 maddeyi geçmiyor. Üstelik bu eksikler son derece somut şekilde  yazılı. Eğer bu eksikler yok edilirse, 2004 Kasımında yayınlanacak olan son raporda Avrupa Komisyonunun söyleyeceği hiçbir şey kalmayacak.


Kısacası, top Türkiye’nin sahasında .


2004 Aralığında, tam üyelik müzakereleri için tarih almak isteniyorsa, neler yapılabileceği ortada.


Yanlış bir anlama olmasın.


Türkiye’nin Kıbrıs’ı bırakması istenmiyor. Sadece HAYIR diyen taraf olmaması ve ciddi şekilde masaya oturulması yeterli görülüyor.


Bugün Avrupa’da en çok konuşulan ülke Türkiye...


2004 Türkiye yılı olacak.


Avrupa Parlamentosu  seçimlerinde Türkiye konuşulacak. Yıl boyunca Türkiye tartışılacak.


Belçika Başbakanı ile konuşurken bana çok ilginç bir izlenimini anlattı:


“...Türkiye, AB Komisyonu raporundaki eksiklikleri tamamladığı taktirde bizim söyleyecek hiçbir şeyimiz kalmaz” dedi.


Yine dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz.


“Eğer Türkiye gerçekten tarih almak istiyorsa, gerekeni yapar”.


Durum son derece açık.


KOMİSYON ELİNİ

GÖSTERMEK İSTEMİYOR


Bende kendi kendime aynı soruyu sordum:


“Türkiye önemli adımlar attı. AB Komisyonu Ankara’yı yüreklendirecek sözleri neden esirgedi?”


Bu soruya verilen yanıt şöyle:


“Türkiye bastırıyor. AB Komisyonu 2004 Kasım raporuyla ilgili olarak elini göstermek istemiyor. Asıl kavga 2004’te yaşanacak.”


Bakalım, 2004 Kasım-Aralık döneminde kim kazanacak?



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…