Mehmet Ali Birand
 
AB’DE TÜRK ŞANTAJI KORKUSU
 
 

AB’DE TÜRK

ŞANTAJI KORKUSU


BRÜKSEL


AB Komisyonu Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine ne oranda uyum sağladığı ile ilgili raporu, bugüne kadar Türkiye hakkında yayınlanmış en olumlu rapordur.


Önce bunun hakkını verelim...


Ardından, ikinci bir gerçeğe dikkat çekelim.


O da, Komisyonun dün açıkladığı belgeye “ara rapor” demek gerektiğidir. Asıl rapor, yani son sözün söyleneceği rapor 2004 Kasımında ortaya çıkacak. 2004  raporu, eski ve yeni 25 üyenin önüne gidecek ve 25 ülke lideri bu raporlardaki değerlendirmelere dayanarak kararlarını verecekler.


Eğer 2004 raporu, Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uyum için gerekeni yaptığı sonucuna varırsa, hükümet ve devlet başkanlarının, Ankara ile müzakereye başlamak için tarih vermekten başka çareleri kalmayacaktır.


Avrupalılar oyun oynamanın risklerini bilmektedirler. O yüzden sudan bahanelerle topu taca atamazlar. Türkiye’yi aldatmazlar.


2004 raporunun havası da şimdiden kendini göstermeye başladı bile...


Brüksel’deki gelişmelere bakınca, 2004 sonbaharında nelerle karşılaşacağımız aşağı yukarı belli oluyor.


UYGULAMA EKSİKLİKLERİ:


Türkiye önümüzdeki aylarda, Kopenhag kriterlerine tam anlamıyla uyum sağlayabilmek için, geri kalan değişiklikleri (DGM’lerin kaldırılması, Dernekler yasası, Cemaat Vakıfları, Ruhban okulu) tamamlayacaktır. 2004 sonbaharına girilirken, geride önemli bir eksik kalmamış olacaktır.


Buna karşılık, 2004 raporunda Türkiye’yi en çok yasa değişikliklerinin uygulanmasında görülecek aksamalar zorlayacaktır. Kopenhag kriterlerine uyum için çıkarılmış yasalar bürokrasi tarafından engellenecek, “ülke bütünlüğü elden gidiyor” diyenlerin direnci artacaktır. Bu da, ister istemez Komisyon raporuna girecektir.


Sadece yasa çıkarmakla işin halledilemeyeceği uygulamanın çok daha önemli olduğu konusunda kimsenin farklı bir düşüncesi yok.


Ancak, AB’nin de ince ayar yapması, müzakereler için tarih vermeden önce her alanda ve her konuda yüzde yüzlük bir uygulama aramaması gerekmektedir. Uygulamaların bir bölümünün, katılma müzakereleri sürerken tamamlanması doğal karşılanmalıdır. AB’de unutmamalıdır ki, yeni üye olan ülkelerin  hiçbirinde, Kopenhag kriterleri yüzde yüzlük bir oranda uygulanmamaktadır.


Türkiye’yi “uygulama tuzağına” düşürmemelilerdir. Avrupa topu taca atmamalı, çünkü böyle bir olasılıkta ödeyeceği fatura çok ağır olacaktır.


KIBRIS TUZAĞI:


Tabii, 1 Mayıs 2004  tarihine kadar hiçbir çözüm bulunamaz ve Rumlar AB’ye Kıbrıs’ın tamamını temsil ederek girerlerse, Türkiye’nin önüne çıkacak ikinci tuzak Kıbrıs olacaktır.


Kıbrıs, Türkiye’ye müzakere tarihi verilmesi için gereken Kopenhag kriterleri arasında değildir. Kıbrıs sorununun çözümü, müzakerelere başlamanın bir koşulu da değildir.


Ancak, bir de siyasi gerçekler var.


Mayıs 2004’ten itibaren bu gerçekler çok daha net şekilde  karışmıza çıkacak. Örneğin, Rumlar veto hakkına sahip olacaklar. 24 AB üyesi ne derse desin, 25 inci üye sayılacak Rum yönetimi veto ettimi, Türkiye tarih alamayacak.


Türkiye’ye, başka gerekçelerle müzakere tarihi verilmesini istemeyen bir başka üye ülke, Türk ordusunun Kuzey  Kıbrıs’tan çekilmesi koşulunu öne sürebilecek. Anlayacağınız, Türkiye Kıbrıs yüzünden sürekli bir baskı veya şantaj altında kalacak.


İşte, Çarşamba günü açıklanan ara rapordaki  Kıbrıs paragrafı bu tehlikeye işaret ediyor. Bir yandan “aman, 1 Mayıs 2004’e kadar çözün” mesajı veriyor, öte yandan da “Kıbrıs’ı bana karşı şantaj kartı haline dönüştürme” deniyor.


AB, TÜRKİYE’DEN

KUŞKU DUYUYOR


Avrupa Birliği Komisyonu, Kıbrıs konusunda Türkiye’den kuşkulanıyor. Nasıl biz onlardan kuşkulanıyor, Kıbrıs şantajı yapacaklarını düşünüyorsak, onlar da bizim Kıbrıs kartını kullanacağımızı sanıyorlar.


“Bize  müzakere tarihi verin, karşılığında da Kıbrıs’ta anlaşmaya varalım” diyen Türk yetkilileri duydukça kaygıları artıyor.


Doğrusu, Ankara bu alış-verişi açıkça söylüyor. Gazetelere yansıyan “Tarih alacağımza dair güçlü bir  işaret alsak, hemen çözüm getiririz”  şeklindeki demeçler, AB başkentlerinde derin izler bırakıyor.


Bu iki (uygulama eksiklikleri ve Kıbrıs) konu dışında ben büyük bir sorunla karşılaşacağımızı sanmıyorum. İşki birileri bizleri ayağımızdan vurmasınlar...



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…