Mehmet Ali Birand
 
“TÜRKİYE HEDEFE YAKLAŞIYOR”
 
 

“TÜRKİYE HEDEFE

YAKLAŞIYOR”


BRÜKSEL


Gunther Verheugen, AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu Komiseri. Türkiye dosyasını  uzun yıllardan beri yöneten ve 2004 Aralağı’nda tam üyelik müzekerelerinin başlayıp başlamaması yolundaki kararı en çok etkileyebilecek konumda bulunan bir isim...


Verheugen ile uzun yıllardır söyleşiler yaptım, özel görüşmelerim oldu. Şimdiye kadar hiçbir zaman böylesine olumlu konuştuğunu görmedim. Daima “evet, tam üyelik hakkınız ancak...” diye başlayan ve Türkiye’nin eksikliklerinin  bir listesi şeklinde uzayan cümlelerini dinlemişimdir.


Son görüşmemde, kameralara açık bölümü olsun, yazılmamak üzere söyledikleri olsun, bambaşka bir Verheugen ile karşılaştım. Komiser, kelimelerini yuvarlayan ve herkese çiçek dağıtıp şirin görünmeye çalışan bir yönetici değildir. İnandığını, zaman zaman diplomatik formatların dışına çıkarak anlatır.


Bu defa da aynısını yaptı...


Genel yaklaşımı son derece açık:


“Bugünden 2004 Aralığında çıkacak kararın ne olabileceğini kimse bilemez. Spekülasyon da yapılamaz. Ancak, Türkiye herkesi şaşırttı ve çok kimsenin beklemediği reformları gerçekleştirdi... Avrupa başkentlerinde artık Türkiye ile  müzakerelerin başlaması tartışılıyor. Türkiye’yi reddetmek veya ertelemek giderek güçleşiyor...”


Verheugen’e göre, bundan önceki hükümetler uyum yasalarına hep  yarım yaklaştılar. Asıl değişimi, AKP gerçekleştirdi. Her konuşmasında bu farkı vurguluyor ve ekliyor: Aman şimdi dikkat edin, koşunun geri kalan bölümünde nefesiniz tıkanmasın. 


Türkiye bir atlete benzetiliyor.


Yarışın ilk etabının sonuna doğru hızlanan ve finiş çizgisine az kalan bir atlet gibi, “acaba kayar mı?” veya “acaba ayağı takılır mı?” diye izleniyor.


ANCAK, BİR DE

KIBRIS ENGELİ VAR


Avrupa Birliğinde kiminle konuşursanız konuşun,  hemen aynı yanıtı alıyorsunuz:


“Eğer Kıbrıs sorunu çözümlenmezse, herşey iyi gittiği  bir sırada, Türkiye’yi istemeyenler harekete geçecekler ve gidişi durduracaklar...”


Kıbrıs bir Kopenhag kriteri değil.


Ancak, bir de siyasi gerçekler var. Kıbrıs Rumları, istediklerini elde edemedikleri taktirde, Türkiye’ye karşı vetolarını kullanacaklar.


Peki, o zaman ne yapalım?


Rumlara her istediklerini verelim mi?


Hayır...


Rumlara reddedemeyecekleri bir teklifte bulunalım.


Örneğin, bazı bölümlerini değiştirip, Annan planını kabul edelim. Annan planını reddetmenin ilerde Türk tarafına çok pahalıya mal olacağını görelim...


Verheugen, özel ve açık konuşmamız sırasında hep aynı nokta  üstünde durdu... “Kıbrıs’ta hergün kartlarınızı kaybediyorsunuz. Mayıs 2004’te herşeyi kaybedeceksiniz”.


Bu arada Gündüz Aktan’ın son olarak ortaya attığı öneriyi sordum: “Annan planını imza edelim, ancak uygulamayı Türkiye’nin tam üyeliğine bırakalım...”


“Zarar edersiniz” dedi.


Türkiye’nin tam üye olması, AB çevrelerinde 2010-15 olarak hesaplanıyor.  O zamana dadar da, aday ülke Türkiye’nin  tam üye Kıbrıs’ı işgal altında  tuttuğu gibi  bir durumla karşı karşıya kalınacağı hesaplanıyor.


Aslına bakacak olursanız, Türkiye’ye müzakere tarihi vermek isteyenler bu olasılığı fazla önemsemiyorlar.  Rum yönetiminin veto kullanamayacağını ileri sürüyorlar. Türkiye’nin AB’ye doğru yürüyüşünü engellemek isteyenler ise, Kıbrıs konusunu ön plana çıkarıyorlar.


SON KARARI ÜYE

ÜLKELER VERECEK


Son kararı Komisyon vermeyecek.


Komisyon, hazırlayacağı raporla üye ülkelere bir sinyal verecek.


Gerisi, üye ülke hükümetlerinin kararına bağlı. Verheugen  genel ortama bakıyor. Genel ortam şu sıralarda “Türkiye’ye hayır demenin güç olduğu” yönünde. Yarın, hava tam tersine dönebilir.


Gerisi , Türkiye’nin ne yapacağına bağlı.


Türkiye oyunu kurallarına göre oynarsa, 2004 Aralığında tam üyelik müzakereleri için tarih alabilir. Oyunu iyi oynayamaz ve bindiği dalı kendi eliyle keserse, o zaman söylenecek birşey kalmaz.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…