Mehmet Ali Birand
 
YİNE TEZKERE HAVASI ESİYOR...
 
 

YİNE TEZKERE

HAVASI ESİYOR...


WASHİNGTON


Amerika’nın başkentinde hava 24 saat içinde değişiverdi. Uçağın New York’a indiğinde müthiş bir yağmur yağıyordu. Havaalanı gün boyunca bir kaç defa kapandı. Normal zamanda 1-2 saatte ulaşabildiğimiz Washington’a hava muhalefeti nedeniyle 6 saatte varabildik. Ertesi gün hava açtı ve güneş güler yüzünü gösterdi.


Siyasi hava da aynı iniş çıkışı gösteriyor.


Birkaç gün öncesine kadar, Irak’taki gelişmeler  özellikle Bush yönetiminin moralini bozuyordu. Hergün 1-2  Amerikan askerinin  öldürülmesi, yönetim üzerindeki baskıyı da attırmıştı.


Saddam’ın iki oğlunun öldürüldüğü haberi, havayı birden bire değiştiriverdi. İnsanların yüzü gülmeye başladı. Irak’taki Amerikan Valisi Bremer ve Savunma Bakanı Rumsfeld’i yanına alan  Bush,  gazetecilerin  karşısına çıkıp “işte gördünüz mü, işler iyileşiyor” mesajı verdi. Aynı sırada Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz’de Bağdat’tan döndü ve o da kamuoyuna, hergeçen gün Irak’ta hayatın normale döndüğünü söyledi.


Bush yönetimi, şu sıralarda ilk defa rahat bir nefes alıyor. Kamuoyundan kaynaklanan baskılar azalmış gibi görünüyor.


Ancak, bu durumun ne kadar süreceği belli değil. Eğer kısa bir zamanda Saddam yakalanmaz, Saddam taraftarlarının (eski Baas partililer)  hızı kesilmez ve Amerikan askerlerine saldırılar durdurulamazsa,  Bush yönetimi tekrar baskı altına girecek., bundan dolayı Irak’tan çıkmayacaklar, ancak rahatları kaçacak.







TÜRKİYE’YE BAKIŞ

HEMEN DEĞİŞTİ


Abdullah Gül, işte böyle bir hava içinde Washington’a indi. Bu yazı yazılırken, ilk resmi temaslarını yapmış ancak içeriği hakkında ayrıntılı bir açıklama alınmamıştı. Gül Çarşamba gününün büyük bölümünü Kongre’deki temaslarıyla geçirdi.


Benim en çok dikkatimi çeken, kamuoyunda olsun, Kongre’de olsun, kimsenin Türkiye ile ilgilendiği yok. Belirli  bir çevre konuşuyor ve tartışıyor. Saddam’ın iki oğlunun öldürülmesi nasıl genel havayı değiştirdi ise, Türkiye’ye bakışı da hemen  etkileyiverdi. 


Türkiye-Amerikan ilişkilerindeki sıkıntılı hava henüz geçişmiş değil. Her iki  taraftan hala homurtular duyuluyor. Karşılıklı yeni bir işbirliği kurulması için uzun süre gerektiği anlaşılıyor.


TÜRKİYE’NİN YENİ

KOŞULLARI (!)


Bu arada  Türk basınında çıkan bazı haberler burada çok ilgi uyandırıyor.


Özellikle, “ABD. Türk askeri istiyor”  diyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklamasına  kimse anlam veremedi. “Biz istemedik, siz gönüllü oldunuz” diyorlar.


Öte yandan, bazı köşe yazarlarının “Türkiye’nin asker yollama koşullarını” açıklamaları son derece ilginç yorumlara neden oluyor. Bu koşullar  ve “askerimizin kafasına çuval geçirenlere yardım etmeyelim” yorumları, Washington’da “yine tezkere öncesindeki  tartışmalara geri dönülüyor” şeklinde nitelendiriliyor.


Bu konuda görüşebildiğim Kongre  çevreleri ve resmi bazı yetkililer, neden bu yorumların yapıldığını anlamakta zorluk çektiklerini belirttiler.


“Türkiye gibi, 12 ayrı ülke daha, gönüllü olarak asker yollayabileceklerini bildirdiler. Ancak kimse, Bremmer’in yardımcılığına talip olmadı. Bu koşulların kabul edilmeyeceğini bilenler, belki de asker yollamamak için bu önlemleri ortaya atıyorlar” diyen bir Savunma Bakanlığı yetkilisi, burada çok duyduğum bir yorumu tekrarladı:


“Eğer asker yollamak istemiyorsanız, Süleymaniye  olayından sonra  vazgeçtinizse, bunu açıkça söyleyin... Başka gerekçeler arkasına saklanmayın veya gerçekleştirilemeyecek koşullar  koymayın. Zira bu  yaklaşım çok daha zarar verdiriyor...”


ASKER DEĞİL

SİVİL KANAT...


Yine Washington’da dolaşan bir söylentiye göre, Türk Silahlı Kuvvetleri bu defa Pentagon’a “asker göndermeye hazır  olduğunu, ancak kararın hükümet tarafından alınması gerektiğini” net şekilde yansıtmış. Türk medyasında sözü edilen “koşulların” TSK’dan değil, AKP çevrelerinden kaynaklandığı ileri sürülüyor.


Abdullah Gül’ün görüşmelerinde bu kadar ayrıntıya inilmesi beklenmiyor. Ancak, Türkiye’nin BM veya NATO çerçevesinde  asker yollamayı tercih ettiği Gül tarafından Kongre görüşmeleri sırasında açıkça söylendi.


Tabii bu arada, PKK için hazırlanan “eve dönüş” yasasının TBMM’de engellerle karşılaşmasının da, buradaki Kuzey Irak ile ilgili görüşmelere olumsuz yansıyacağı ileri sürülüyor.


Yarın, bütün bu konuları çok daha net görebileceğimizi sanıyorum.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…