Mehmet Ali Birand
 
WASHİNGTON’DA YARALAR HALA AÇIK...
 
 

WASHİNGTON’DA YARALAR

HALA AÇIK...


WASHİNGTON


Birkaç hafta önce yine buradaydım. Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ‘in fırtınalar yaratan söyleşisine gelmiştim. Bu defa bambaşka bir gerekçeyle geldim, ancak başkentin nabzını tutabildim.


Geçtiğimiz haftalarda Washington’a uğrayan tüm Türk ilgililer gibi, ben de yaraların hala açık olduğunu anladım.


Ankara’da verilmek istenen mesaj farklı. Türk resmi çevreleri, geçmişin üstüne bir örtü örtmek ve artık ileri bakmak gerektiğini söylüyorlar. Tezkere olayının üstünde fazla durulmamasını, Türk-ABD ilişkilerinin rayına oturduğunu ileri sürüyorlar.


Oysa, ya yanılıyorlar veya bizleri yanıltıyorlar.


Türk-ABD ilişkileri bir daha eskisi gibi olmayacaktır. Bunun böyle bilinmesinde de çok yarar var.


Artık eskiden çok kullandığımız “Stratejik İşbirliği  veya Stratejik Ortaklık” cümleleri yok. Aslında bu nitelemenin eskiden de içeriği tartışmalıydı. Bize göre, ABD ile Stratejik işbirliğimiz vardı.


ABD’ye göre ise, bu cümlenin içi boştu. ABD’nin anladığı anlamdaki Stratejik İşbirliği veya Ortaklığı sadece İsrail, İngiltere, Kanada gibi ülkelerle geçerliydi. Türkiye ile ilişkiler sadece “sıkı ve yakın işbirliği” cümlesine daha uygun görülürdü.


Şimdi bunların hepsi bitti.


Artık, Türk-ABD ilişkilerini yeni bir zemine oturtmaya, yeni bir isim vermeye çalışılıyor.


Önce, bir saptama ile başlayalım.


YARALAR AZALMIYOR,

AKSİNE YAYGINLAŞIYOR


Tezkere olayının izleri hala apaçık ortada.


Yaralar azalmıyor. Aksine yaygınlaşıyor, hatta derinleşiyor. Bürokrasinin hemen hemen her alanı etkileniyor.


Eskiden, Türkiye’nin Amerikan bürokrasisinde , hatta medya’sında  son derece geniş bir “hata kredisi” vardı. ABD’nin beklentilerinin aksine kararlar alabilir, hatta bunları yüksek sesle açıklayabilirdi. ABD politikalarına ters olsa dahi, Washington’un sesi yükselmezdi. Kimi zaman görmezden gelir, kimi zaman da belirli bir süre içinde “ince ayar” yaparak Ankara ile ilişkilerinde tekrar uyum sağlanırdı.


Şimdi Türkiye’nin hiçbir konuda kredisi yok. Ne hata yapma kredisi, ne ABD’ye ters düşme lüksü kalmış. Amerikan başkentinde, Türkiye’ye yönelik hiçbir hoşgörü yaklaşımı yok.  Bürokraside, özellikle de Pentagon’daki “arkadan hançerlenmişlik” hissi herşeyi etkiliyor. Ayrıca Türkiye, Irak konusunda “koalisyonun bir parçası” olarakta görülmüyor.


“Stratejik Ortaklık” aldatmasının bittiği ve Türk-Amerikan ilişkilerinin belki de çok daha sağlam bir zemine oturduğu apaçık görülüyor, ancak bunun  ne olacağı henüz belirsiz.


ORG. BÜYÜKANIT’IN KONUŞMASI

FARKLI YORUMLANIYOR


Genelkurmay 2 inci Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın Akademilerde, büyük dikkat çeken konuşması, Washington’da da (yine özellikle Pentagon çevrelerinde) epey yankı bulmuş.


Genelde burada yapılan yorumlar, “yolunu arama-karışık kafa-hedefsizlik” kelimeleriyle nitelendiriliyor. TSK’nın Washington ile aynı yöne doğru bakmadığını söyleyenler de var. Türk askeri’nin rahatsızlığına dikkat çekenler ve AB konusunda kafa karışıklığı yaratan sözlerin ne anlama geldiğini soranlara  rastladım.


Türkiye’nin kendine bir yön aradığını, bunu henüz bulamadığını ileri süren nice Amerikalı gözlemci, bütün gözlerin Ankara’ya döndüğünü ve oradan gelecek mesajların beklendiğini söyledi.


Ben de kendi kendime sordum:


“Acaba AKP hükümeti, genel rotasını çizebildi mi? Bu nasıl bir rota olacak? İslamcı mı, 3 üncü dünyacı mı, yoksa Washington’unki gibi mi?”


İşte Washington da bu soruları soruyor ve önümüzdeki hafta buraya gelecek olan, Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal’in getireceği mesajlar merakla bekleniyor.


Ziyal’in işi zor. Zira bütün projektörler ona dönmüş durumda. Bir gezi böylesine ön plana çıkarılır ve beklentiye boğulursa, hayal kırıklıklarına uğranılması şansı aynı oranda artar.


Amerikan yönetiminin kısa vadede duymak istedikleri bazı sözler var.


“Top Ankara’nın sahasında. Türkler oynayacak ve Wolfowitz’in de söylediği gibi, nereye ve nasıl gitmek istediklerini anlatacaklar” diyen bir Pentagon yetkilisi, Uğur Ziyal’den beklentileri bana kısaca özetledi.


İlgileniyorsanız, yarın yine bu köşe’de buluşalım...



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…