Mehmet Ali Birand
 
DENKTAŞ IRAK’A BEL BAĞLADI...
 
 

DENKTAŞ IRAK’A

BEL BAĞLADI...


Kıbrıs konusunda garip gelişmeler yaşanıyor.


Son Çankaya doruğu ile ilgili olarak, doruğa bizzat katılmış veya katılmış olan kişilerden bilgi edinmiş yetkili kişilerden bir bölümü, “Denktaş’a çok net şekilde, Türkiye’nin anlaşmadan yana olduğu, masadan kaçmaması ve sonuna kadar iyi niyetle görüşmesi gerektiği söylendi” diyorlar. Denktaş’ın da bu yaklaşıma itiraz etmediği ileri sürülüyor.


Doruk sonrasında, Denktaş ile Başbakan arasındaki görüşmeler hakkında da, hemen hemen aynı sözler ediliyor. Buna göre, AK Parti yönetimi Kıbrıs’ta çözüm istendiğini Denktaş’a bildirmiş. Aynı çevreler, Dışişleri Bakanlığındaki militanların bir bölümünün hala direnmekte, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanının açıkça “karşı tutum” almadıklarını vurguluyorlar. Nitekim ben de, dışişleri bakanlığının orta kademedeki militanların dışında, çözümden yana olanların arttığını bizzat gördüm.


Gelelim Denktaş kampına.


Orada ise tam tersine rüzgarlar esiyor.


Denktaş, Annan planı ile herhangi bir çözümü imza atmayacağını ve gerektiği taktirde istifa dahi edebileceğini açıkça söylüyor. Başta Dışişleri Bakanı olmak üzere, çözümden yana tutum alanların tümü “Amerikan veya İngiliz ajanı”  olarak açıkça suçlanıyor ve “gösterilerden de fazla korkmamak gerekir. Muhalefete ve halka bir para pompalandı mı, herkes susar”  şeklinde konuşmalar yapılıyor. Hatta bu para operasyonu için 300 milyon dolarlık bir paketten dahi söz ediliyor.


Anlayacağınız, Türk halkı, “çözüm isteyenleri susturabilmek için” elini cebine atmak zorunda kalacak.


DENKTAŞ BOŞ YERE

BÖYLE KONUŞMAZ...


Rauf Denktaş’ı tanıyanlar, KKTC Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’yi yönetenlere başkaldırmayacağını, Ankara’nın politikalarının dışına çıkamayacağını bilirler. Eğer bugün “istifa ederim de bu anlaşmayı imzalamam” diyorsa, mutlaka ya birilerinden destek görmekte veya hükümeti gerektiği kadar kararlı görmemektedir.


Başka bir anlatımla, bugün için dışa yansıyan manzara, AKP hükümetinin sanki kesin ve kararlı bir Kıbrıs politikası yokmuş izlenimini veriyor. Başbakan Gül, en yakın yardımcıları ve parti lideri Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta çözüm istediklerini, Denktaş’ı ikna etme aşamasında olduklarını söylüyorlar. Hatta Tayyip Erdoğan’ın Rize TV’ye yaptığı açıklama inanılır gibi değil:


“Kıbrıs’ta 30-40 gündür sürdürülen siyasetten yana değilim. Bu iş Sayın Denktaş’ın kişisel olayı değildir. Bu milletin varlık mücadelesidir. Sayın Denktaş ile başbaşa görüştüğümüz zaman statikoyu tamemen korurum iddiasında değildi. Planın müzakere edilebilir olduğunu söyledi. .. 28 Şubata kadar çözüm yönünde bir karar çıkmazsa burada işler zorlaşır. Sıkıntılı yarınlar doğabilir. Eğr 30 bin kişi aynı anda miting yapıyorsa Kuzey Kıbrıs bir yerlere doğru gidiyor demektir. Rastgele bir olay değildir. “


Bu çok farklı tutumlar belki de hükümetin Denktaş’a mesajını yeni  yeni vermeye başladığını gösteriyor. Bekleme  döneminde de, çözüm istemeyen bir Denktaş’ın sesini yükseltmesi, pazarlık açısından  işlerine geliyor.


Pazarlıklar, önümüzdeki haftalardan itibaren başlayacak ve 28 Şubat’a kadar sürecek. Şubat ayı Kıbrıs açısından çok sıcak geçecek.


Denktaş’ta bunu bildiği için, şu sıralarda Irak savaşına bel bağlıyor. Savaş ile birlikte  Kıbrıs unutulacak, ayrıca Washington da  Türkiye’yi rahatsız edecek tutumlardan kaçınmak isteyeceğinden dolayı, Denktaş BM önerilerini çok daha kolaylıkla reddedebilecek.


DENKTAŞ İSTİFA EDİP

ANLAŞMAYI ENGELLEYEBİLİR


Ankara kulislerinde tartışılan diğer bir olasılık, Denktaş’ın son gün (örneğin 26 Şubat’ta) istifa etmesi ve yerine hemen yeni bir Cumhurbaşkanı seçilemeyeceği  için 28 Şubat randevusunun  kaçırılması.


Gözardı edilmemesi gereken bir olasılıktan söz ediyorum. Denktaş, Ankara ‘da kararsızlıktan kaynaklanan  siyasi otorite  boşluğu gördüğü sürece, arayı  dolduracaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalı.


Kıbrıs çözümü ne yazık ki, giderek sloganlar mücadelesine dönüşüyor. Paketin içeriği doğru dürüst tartışılmıyor. Çözümsüzlüğün Türkiye’ye faturası konuşulmuyor. Daha da önemlisi, Kıbrıs’ta kaçırılan her randevunun Türk tarafının elini biraz daha zayıflattığı, KKTC vatandaşlarını biraz daha fakirleştirdiği ve Kıbrıs’ın asıl bu şekilde kaybedileceği gerçeği konuşulmuyor.


Bazı efendilerin rahatları bozulmasın diye bu ülke göz göre göre zarara itiliyor.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…