Mehmet Ali Birand
 
BİRAZ CESARET, BİRAZ ÖZGÜVEN
 
 

BİRAZ CESARET,

BİRAZ ÖZGÜVEN


BRÜKSEL


Her ülke, yaşamının  belirli bir anında önemli yol kavşaklarıyla karşılaşır. Bu an öylesine önemlidir ki, iyi kullanıldığı taktirde, kangrenleşmiş yaralar deşilebilir, ülke’nin önünü kapayan engeller yıkılabilir, siyasetin çözemediği büyük sorunlar aşılabilir.


Böylesine tarihi fırsatları değerlendirebilmenin iki koşulu vardır. Biri, toplumun önemli bölümünün kendine güven duyması, diğeri de cesur bir lider veya lider grubuna sahip olunmasıdır. 


Bunun farklı koşullarına rağmen bir örneği, De Gaulle’ün Fransa’yı  Cezayir batağından kurtarmasıdır... Karamanlis’in Yunanistan’ı Avrupa Birliğine, adeta sürükleyerek sokmasıdır... Schumann’ın ülkesini bir daha savaşa girmemesi ve Uluslararası camiadan dışlanmaması için Avrupa Birliğini kurmasıdır...


Türkiye şu sıralarda böyle bir yol kavşağında  bulunuyor.


Kıbrıs sorununu çözüp,  önünü açabilecek veya elleri kolları bağlı şekilde yoluna devam edecek.


Toplumun önemli bir bölümünün kendine güveni var. BM Genel Sekreteri’nin  ortaya koyduğu planın, ülkenin uzun vadeli çıkarlarına ters düşmediğine, Kıbrıs Türk toplumunun yok edilemeyeceğine inananlar çoğunlukta.


Çoğunluk, artık eskisi gibi, Kıbrıs’ı askeri açıdan değerlendirmiyor. Yeni bir Kıbrıs oluşturmak istendiğinin,  bundan dolayı da farklı kıstaslarla değerlendirme yapılması gerektiğini biliyor.


“Yeni planda askerin rahat hareket edebileceği derinlik yok... Türk asker sayısı az.” diyenlere “Askere gerek kalmayacak ki. Her iki toplum da AB üyesi olacak” yanıtını veriyor.


“Güzelyurttaki su kaynaklarının yarısı gidiyor” diyenlere “Su olsun, narenciye bahçeleri olsun, ayrı ayrı kullanılmayacak, ortaklaşa paylaşılacak” yanıtını veriyor.


“20 yıl sonra, Türk  toplumunun arasına 40 bin Rum girecek” diyenlere “ 20 yıl içinde Türk toplumu da zenginleşecek ve korkulacak bir şey kalmayacak” yanıtını veriyor.


Türk toplumu kendinden emin.


Geriye ikinci koşul, yani cesur bir liderlik kalıyor.


ERDOĞAN-GÜL İKİLİSİ

CESARET EDEBİLECEK Mİ?


Kıbrıs sorunu ile ilgili, son derece temel bir yanıt vermemiz gerekiyor.


Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ın üstüne mi oturmak, yoksa çözüm mü istiyor? Eski dğerlendirmeler, soğuk savaş döneminden kalma sloganlarla hareket etmek ve KKTC’yi bir vilayet gibi mi görmek, yoksa yeni bir düzene geçmeyi mi istiyor?


Çözümü yokuşa sürmek çok kolay.


Kofi Annan planındaki olumsuzlukları ön plana çıkarırsınız, olur biter. Statükoyu sürdürmüş, kendinizi sıkıntıya sokmamış, Kıbrıs sorununun  giderek ağırlaşacak olan maddi ve manevi yükünü torunlarınızın sırtına yükleyip, kısa vadede liderliğinizi rahatlatırsınız.


Veya cesur davranır ve adımınızı atarsınız.


Bunun için ise, lider konumundaki kişilerin tutumları önemlidir.


Acaba, Tayyip Erdoğan- Abdullah Gül ikilisi bu cesareti gösterebilecekler mi? Turgut Özal gibi, uzun vadeli düşünebilecekler mi?


Sadece bu iki lider değil, acaba Genelkurmay Başkanı Özkök nasıl davranacak? Alışılmış eski değerlendirmelerle mi hareket edecek, yoksa –duyumlarımız doğru ise- farklı mı davranacak?


ÇÖZÜME DİRENENLERİN

SORUMLULUKLARI BÜYÜKTÜR


Kıbrıs konusunda öyle bir noktaya geldik ki, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin önemli bölümü çözümden yana olduklarını gösterdi. İnsanların ümitleri kabardı. Yeni bir sayfa açmanın, yeni bir başlangıç yapmanın heyecanı kasırga gibi esiyor.


Buna karşılık, statükonun devamından yana olanların karamsarlıkları var. Varsayımlara dayanan felaket senaryolarıyla ortaya çıkıyorlar. Bu plan ile çözüm olduğu taktirde, neredeyse Türkiye’nin çökeceğini ileri sürüyorlar.


Veremedikleri tek yanıt, 12 Aralık tarihinden sonra Kıbrıs’ın nasıl korunacağı, Türk toplumunun  nasıl ayakta tutulacağıdır. 40 yıldır başarılamayan bir işin bu defa nasıl başarılacağıdır.


Ben her görüşe saygı duyarım.


Ancak çözümsüzlükten yana olanların bilmeleri gereken en önemli nokta, tutumlarıyla büyük bir sorumluluk altına girdikleridir.


Toplumların nabzını iyi tutmaları, son kararlarını vermeden önce çok iyi düşünmeleri geremektedir. Sadece bizler değil, tüm gelecek kuşaklar için de karar vereceklerdir.


Herşeyini yenileyen, ekonomisini reform kıskacına sokan, eski liderlerini tasfiye eden bir toplumun, çözümsüzlüğü nasıl karşılayacağı iyi hesap edilmelidir. Artık “Girit örneği” verilerek, Vatan-Millet-Sakarya nutukları atılarak bu toplumu yatıştırmak imkansızdır.


Ya cesaretle hareket edilmeli veya neden çözüme direnildiği somut ve inandırıcı verilerle ortaya konmalıdır.


Bakalım, Tayyip Erdoğan’ın Kasımpaşalılığı laftan mı ibaretmiş, yoksa gerçekten lider bir devlet adamı mıymış, göreceğiz...



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…