Mehmet Ali Birand
 
HIRANT’I TÜRK DÜŞMANLARI ÖLDÜRDÜ
 
 

HIRANT’I  TÜRK

DÜŞMANLARI ÖLDÜRDÜ

 

Bugün ben kendimi Hırat Dink’in yerine koyuyorum. Onun gibi düşünüyorum. Onun fikirlerini paylaşıyorum. Başından beri sadece Türk ve Ermeni toplumunu biraraya getirmek için mücadele etmiş bir insandı. Türk olduğu kadar Ermeni, Ermeni olduğu kadar Türktü.  Hem kökenini sever hem vatanını severdi. Hiçbir zaman aşırı uçlara gitmedi daima uzlaşı aradı.

 

Hırant Dink’i öldürmek Türkiye’ye düşman olmak demektir. Şimdi eminim çeşitli açıklamalar yapılacak. Kimi akli muhazenesini kaybetmiş bir kişinin vurduğunu söyleyecek veya kendini bilmez bir kişinin cinayetinden söz edilecek.

 

Hayır beyefendiler. Bu cinayetten kimlerin sorumlu olduğunu biliyoruz.

 

Ermenilere kin kusanlar, her gelişmede sokaklara dökülüp Ermeni avına çıkanlar, Ermeni sergilerini basanlar...

 

Ermeni düşmanlığını yaymayı bir politika olarak benimsemiş olanlar.

 

İşte gerçek suçlular bunlar.

 

Hırant Dink bir uzlaşı bir hoşgörü sembolüydü. Onu vuran eller Türkiye’yi vurduklarının farkında değiller.

 

Şimdi bekleyin önümüzdeki hafta Fransa’da, Amerika’da ve Avrupanın diğer ülkelerinde Ermeni Soykırım tasarıları meclislere sevkedilecek, yasalaştırılacak. Türkiye yerden yere vurulacak. Bütün gazeteler liberal bir Ermeni kökenli gazeteciye tahammül edemeyen Türk halkından söz edecek. Bu ülküyü bundan daha büyük bir zarar verdirelebilir mi.

 

Yazıklar olsun onlara.

 

Hırank Dink’i kalbimizde yaşatacağız.

 

 

 

 

 

YAPMAYIN, SAVAŞ

TAMTAMLARI ÇALMAYIN...

 

Seçim döneminde olmamız herhalde en büyük talihsizliğimiz. Sırf, kamuoyuna şirin görünmek ve birkaç oy kazanabilmek için Kerkük ve Kuzey Irak konularında en olmadık, en tehlikeli oyunlardan birini oynuyoruz.

 

Kerkük konusunda tatmin olmazsam, PKK Kandil Dağı’ndan indirilmezse, hatta Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti kurulursa, “askeri müdahalede bulunacağımızı ima ediyoruz”.

 

Yapacağız” demiyoruz. Sadece ima ediyoruz. Kamuoyunu kışkırtıyoruz.

 

Hükümet, sanki şu sıralarda gündemi dış konulara yönlendirmek istermiş gibi davranıyor. Ardı ardına demeçler veriliyor.  Bir gün Washington’a çatılıyor, ertesi gün Kürt liderlere.

 

Muhalefet derseniz, desteksiz ve anlaşılmaz bir sorumsuzluk sergiliyor. CHP olsun, MHP olsun ısrarla hükümeti kışkırtıyorlar. Oysa aynı muhalefet liderleri, Irak harekatı öncesindeki tezkere tartışmalarında “Olmaz, yapamazsınız. Irak’a asker yollayamazsınız” diye feryat etmişlerdi. Bugün tam tersine, hükümeti kışkırtıyorlar. “Bakın görüyorsunuz, bunlar korkak oldukları için asker yollamaktan çekiniyorlar” diyorlar. Tek kendine hakim olan Mehmet Ağar.

 

Medya deseniz başka bir alem.

 

Eline tef alan, askeri müdahale çığırtkanlığı yapıyor. Allah’tan, aramızda aklı başında olanlar da var. Onlar yatıştırıyorlar, ancak yetmiyor tabii...

 

Perşembe akşamki 32. GÜN programında konuya en sağlıklı yaklaşan kişi, MİT eski  müsteşarı Büyükelçi Sönmez Köksal oldu. Askeri müdahalenin nasıl büyük bir tehlike yarattığına  dikkat çekti. Askeri müdahaleden söz etmek yerine, Kürt liderlerin söylemlerini değiştirmelerini, Ankara’nın da savaş çığlıkları yerine diyaloğu ön plana çıkartmasını önerdi.

 

Yapmayın, etmeyin... Böyle devam edersek, bir gün kendimizi, kendi kazdığımız tuzağın dibinde bulabiliriz.

 

 

AĞIR ROMAN’I

AYAKTA ALKIŞLADIK

 

Ağır Roman'ı biz daha çok sinemadan tanıyoruz. Mustafa Altıoklar'ın yönettiği filmde Okan Bayülgen'in performansına bayılmıştık. Peki, Ağır Roman'ın bir dans gösterisi olduğundan haberiniz var mı? Üstelik 5 yıldır aralıklarla AKM'de sahne aldığından... Hayır mı? Ama elin ABD'lisinin haberi var.

 

Ağır Roman Türkiye'nin ilk dans tiyatrosu. Geçtiğimiz yılın Ağustos ayında özel davetle ABD'ye gitti. Bu bir ilkti.

 

Üstelik, Kültür Bakanlığı ve Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun desteğine rağmen eksik kadroyla gidildi. 22 Amerikalı oyunda rol aldı. Bu da bir ilk. Gene de Hollywood'da, 40 derece sıcaklığa rağmen 2 bin kişi izledi. Olumlu eleştiriler aldı. Sadece Amerikalılar değil, Yunanistan'ın ve Japonya'nın da gözü bu oyunda. Buraya kadar aslında her şey güzel. Gelelim bize.

 

Oyunun Türkiye'de  tek bir  turnesi yok. Avrupa turnesi düşünülmüş ama maliyet hesaba katıldığında vazgeçilmiş. Üstelik ilgisizlik biletler alınırken de yaşanıyor. Devlet Opera ve Balesi ‘yer yok’ diyor. Oysa boş koltukları gözümle gördüm. Ağır Roman önceki gün son kez sahnelendi. Ancak ben ümitliyim. Kültür Bakanlığı destek verirse neden olmasın? Metin Kaçan'ın "Ağır Roman - Doğu Yakası’nın Hikayesi"ni Aysun Aslan'ın koreografisiyle Aspendos'ta izleyebilsek fena mı olur?

 

Fahir Atakoğlu’nun nefis müziği, Aysun Aslan’ın harika kareografisi ve oyuncu kadrosunun inanılmaz  performansı ile Ağır Roman’ı ayakta alkışladım.

 

Kültür Bakanı Koç’a sesleniyorum: “Bu oyuna sahip çıkın”.

 

 

 

 ABD MODELİ ÖĞRENİM…

“İSTEYEN MÜZİK DİNLEYEREK,

 İSTEYEN YATARAK DERS GÖRECEK”

 

Ders konuları yani müfredat aynı. Ama anlatım farklı.

 

Amaç; “öğrenmeyen tek bir öğrenci kalmasın”.

 

Projeyi uygulayan ise Milli Eğitim Bakanlığı değil, İstanbul’da özel bir eğitim kurumu;

 

Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları

 

Kurum Başkanı Enver Yücel, geçen yıl Türkiye'de sınıfta kalan 246 bin öğrencinin devlete maliyetinin yaklaşık 1 milyar dolar olduğunu hesaplayınca ABD’de uygulanan bir yöntemi Türkiye’ye getirmiş; “Kişiye Özgü Öğretim Modeli”.

 

Bu modelle; ilk aşamada öğrencilere 93 soruluk bir test uygulanıyor.
Böylece öğrencinin öğrenme stili ve neden yanlış yaptığı tespit edilerek, ona uygun bir mekânda öğrenme modeli hayata geçiriliyor.  Örneğin yatarak veya müzik dinleyerek daha kolay öğrenebilen öğrenci, kendisine uygun bölüme yönlendiriliyor.


Enver Yücel’e bravo. Sürekli yenilikler peşinde koşuyor.

 

 

 

MİT YA DEĞİŞTİ

VEYA BİZ TANIMIYORMUŞUZ

 

Bizim kuşağın MİT hakkındaki izlenimi hiç iyi değildi. Solcu avlayan, devlete kafa tutanları, resmi ideolojiye karşı çıkanları fişleyen bir örgüttü. Güvenlik araştırması adı altında, izlediği kişiler hakkında kapıcılardan, mahalledeki kasap ve manavlardan dedikodu toplayıp rapor yazardı. MİT’e çalışanlar sevilmez, ispiyoncu gibi görülürlerdi.

 

Kamuoyundaki algılama böylesine kötüydü veya bizler böyle algılıyorduk.

 

Aradan yıllar geçti ve özellikle komünist bloğun yıkılmasından sonra, kamuoyundaki MİT algılaması değişmeye başladı. Hele müsteşarları, askerden sivile geçince, sır adı altındaki gizlilikten vazgeçildikçe, MİT, kamuoyunda farklı görülür oldu.

 

Sönmez Köksal döneminden başlayan sivilleşme, Şenkal Atasagun ve Emre Taner ile devam ediyor.

 

İlginçtir, MİT’in çetrefilli konularda, tutucu çevrelere oranla çok daha liberal tutum aldığı da  işte bu dönemde ortaya çıktı.

 

Öcalan’ın hem yakalanmasında hem de idam kararının infazının ertelenmesinde MİT çok önemli bir rol oynadı. Atasagun, o dönemde eleştiri alma pahasına görüşlerini açıklamıştı. Sönmez Köksal, Emre Taner ve müsteşar yardımcısı Cevat Öneş’in, hem Kürt sorunu, hem Irak konularındaki  farklı yaklaşımları hepimizin dikkatini çekti. Ya MİT değişti veya bizler MİT’i tanımıyormuşuz. Belki de bizler değiştik.(!)

 

 

 

DÜNYA DEĞİŞİYOR

VE FARKINDA DEĞİLİZ

 

Günlük yaşam, hepimizi öylesine içine çekiyor ki etrafımızı göremez oluyoruz. Günlük kavgalar içinde kayboluyoruz. Birilerinin bizi dürtmesi ve dikkatimizi çekmesi, “küçük dünyanızın dışına çıkın ve etrafa bakın” demesi gerekiyor.

 

Doğan Yayın Holding Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ  işte bunu yapıyor. Yılda bir defa bizi sarsıyor, rahatsız ediyor. Dünya’nın medya açısından nereye gittiğini anlamak için dünyanın en önemli oyuncularını davet ediyor. İki gün süreyle, dünyayı konuşturuyor.

 

Bu yılki toplantıda “dünyanın nasıl değiştiğini” dinledik. Alman, İngiliz, Amerikan, Arap ve İsrailli konuklar bizi dünya gerçekleriyle karşı karşıya bıraktılar. Birkaç günlüğüne dahi olsa ufkumuz açıldı.

 

İnternet’in önlenemez büyümesini izledik. Piyasalardaki değişimi gördük. Tüketici alışkanlıklarının ne yöne gittiğine tanıklık ettik.

 

Dünyamız açıldı...

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- BAŞKA BİR DÜNYAYA GİTTİM VE BAKIN NELER GÖRDÜM…
- Levent telgrafçıları başta, hepinize teşekkür ederim
- Dürrüşehvar Sultan’da öldü...
- 12 EYLÜL BELGESELİ BENDEN İZİNSİZ SATILIYOR
- TARKAN’A ÇÖZÜM BULSAK KÖTÜ MÜ OLURDU?
- POWER FM’İN GÜCÜ…
- Kuşadası toparlanıyor...
- BURSA CEZAEVİNDEN MESAJ VAR…
- Ülkenin gündemini en çok iki lider yönlendiriyor. Büyük oranda Başbakan Erdoğan...
- Bodrum belediyeleri: Altın yumurtlayan kazları kaçırmak üzeresiniz
- Lig şimdi yeniden başlıyor...
- Teşekkürler...
- EMİNİM, MÜFTÜ ŞAKA YAPMIŞTIR
- Artık kime inanacağımızı şaşırdık
- Beş gün başka bir dünya'da yaşadım…
- "... Sesimi duyan var mı?"
- Türk kaptanı, Kenyalı rehber kadar olamıyor…
- Ya program ya da koalisyon çökecek
- Kırmızı ışıkta durmayan
- Bilmem farkında mısınız...
- Bu kupa kime ne kadar kazandırdı…
- ALATON’UN KATKILARI
- GS ligden, kendi kararıyla çekilmeli
- Türkiye, Süper Lig mücadelesinde
- Dayatma olmadan hareket edemiyoruz