Mehmet Ali Birand
 
CEMRE’NİN GÖZÜYLE
 
 

CEMRE’NİN GÖZÜYLE


Gelibolu yarımadasının bitki örtüsü enfes. Hele şimdi gelincikler ve papatyalar açınca herşey bambaşka oluyor. Nefis kokular içinde dolaşıyorsunuz. Yollar da oldukça muntazam,  çam ormanları içinde kıvrıla kıvrıla yarımadayı kaplıyor. Otomobille dolaşmak için daha güzel bir yer düşünemiyorum.


Alçıtepe köyü yarımadanın ucunda üç yol ağzında, ancak gelin görün ki tozdan göz gözü görmüyor. Geniş bir alanda köfteciler, gözlemeciler ve hediyelik eşya standları kesif bir toz bulutunun altında  iş yapmaya çalışıyor. Otobüsler genellikle  öğle molasını burada veriyor ancak yer yetersiz. Muhtar Mümin Devrilmez kan ağlıyor “Ah burayı bir asfaltlasalar, Vali  Bey’e söyledik, Kaymakam’a söyledik” diye yakınıyor. Alçıtepe’nin bu yörede ideal  bir konumu var. biraz ihtimam gösterilse bütün otobüslerin durak ve uğrak noktası olabilir. Köy zenginleşir, insanlar rahatlar. Ancak herşeyi de sadece devletten beklememeleri gerekiyor. Köylüler, bu durumdan para kazanacak olan esnafta seyirciliği bırakıp, harekete geçmeliler. Alçıtepe’liler bu fırsatı kaçırmamalılar. Ecebat Valisi Süleyman Bey, Kaymakamı Yaşar Karadeniz Alçıtepe’lileri örgütleyebilirler. Devlet parasıyla değil, insanları heyecanlandırarak daha etkili  olabilir.


Çanakkale abidesini görüpte yapılmasına ön ayak olan Milliyet’e teşekkür etmemek imkansız. Ancak dibindeki Morta Koyu piknik alanı, daha tatilin birinci gününde mezbele, pislikten geçilmiyor. Bütün köy naylon torbalar, boş şişeler dolu. Çöpler etrafa yayılmış, sinekler uçuşuyor. Çöp tenekeleri yetersiz. Halkta bu pisliğe  elinden geldiği  kadar katkıda bulunuyor.


Otobüsler dolusu öğrenciler, işçiler, askerler bütün  mezarlıkları ve abideleri geziyorlar, bilgi alıyorlar. Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar  buraların üstüne  düşmüşte devlet işi ciddiye almış. Gelibolu yarımadasını görmeyen kimse Türkiye’nin ne bedel ödediğini anlayamaz.





DOĞAN GRUBU

KIBRIS’I DİNLEDİ


Geçen Salı günü Doğan Grubunun üst düzey yöneticileri kapalı bir toplantıda Kıbrıs sorununu tartıştılar. Keşke açık bir toplantı olsaydı ve herkes  konuşulanları dinleyebilseydi. Herhalde Türkiye’nin ekonomisini ve medyasını etkileyen başka hiçbir grupta böylesine bir toplantı yapılmamıştır.


Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile BM Genel Sekreteri Annan’ın temsilcisi Alvaro De Soto’nun (Biri New York, diğeri Lefkoşa’dan uydu vasıtasıyla) tartışmaları, görüşlerini açıklamaları, Kıbrıs muhalefet lideri M.Ali Talat, duvarın açılmasının mimarı Serdar Denktaş, Kıbrıs’ın en uzun Dışişleri Bakanlığını yapmış olan Kenan Atakol ve KKTC bağımsızlığının mimarı İlter Türkmen’in açıklamaları duyulmaya değerdi. İlk defa kimse tribünlere oynamadı ve çok açık şekilde ne olabileceği ortaya çıktı.


Bundan önce aynı grup Irak sorununu dinlemişti. Şimdi Kıbrıs’ı öğrendiler. Doğan Medya grubu başkanı M.Ali Yalçındağ’ın başlattığı bu bilgilendirme toplantıları dizisi, büyük bir grubun yatırımlarını  yönlendirmeden tutun, genel yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeye kadar, son derece önemli verileri getiriyor.


Büyük holdinglerimizin bu uygulamadan örnek almalarında çok yarar var. Sadece gazete ve televizyon haberleriyle değil, bire bir kendi sorunlarıyla yöneticilerin şirketlerinin yönlerini bulmaları son derece önemli...


Darısı herkesin başına...





NYT  SAYGINLIĞIN

FATURASINI ÖDÜYOR


New York Times (NYT)  Amerika’nın  en saygın gazetelerinden biridir. Bu saygınlığını ve güvenilirliğini  sürdürebilmenin faturasının çok ağır şekilde ödüyor.


Türk basınında okumuşsunuzdur : EYLÜL 2001’de gazetenin  Genel Yayın Yönetmenliğine gelen  Howard Raines ‘ın  eliyle yükselttiği Jayson Blair adlı genç gazetecinin  yazdığı  ürünü çıktığı, NYT büyük darbe yedi. 


Gazete, sadece Jayson  Blair’i atmakla yetinmedi. Upuzun makaleler yayınlayarak, sütunlar dolusu özürler dileyerek, Blair’in haberlerinin gerçeklerini ortaya koydu.


Bu yetmedi, Genel Yayın Yönetmeni Howard Raines, gazetenin patronu Sulzberger ile birlikte yazarlarının, ileri gelen muhabir ve editörlerinin katıldıkları büyük bir toplantı düzenledi. Bu, bir “günah çıkarma” buluşmasıydı. Toplantı, NYT muhabirlerinden birine izletildi ve ertesi günkü gazetede, Genel Yayın Müdürü  Raines’in nasıl eleştirildiği, gazeteye ödül kazandırma pahasına Jayson Blair gibi insanları aldığı ve yeterince kontrol etmediği, “istifayı düşünüp  düşünmediğinin “ sorulduğu yazıldı.


NYT, saygınlığını ve güvenirliğini konuyabilmek için böylesine büyük bir mücadele verdi.




TÜRK MEDYASININ

KULAKLARI ÇINLASIN


Benim dikkatimi çeken, Türk medyasının bu olayı çok farklı şekilde ele alması oldu.


“Sahtekar bir gazeteci yakalanmıştı...”


“Sahtekarlığına rağmen genç gazeteci zengin teklifler almıştı...”


“Basın sahtekarlığı ABD’de de görülüyordu...”


Kimseler çıkıp NYT’nin bu olaydan dolayı  saygınlığını ve güvenirliğini  kaybetmemek için neler yaptığı ile ilgilenmedi. Doğru haberin kutsallığına, çarpıtılmış habere duyulan tepkiye kimse değinmedi.


Hiçbirimiz NYT’daki olaydan ders çıkatmaya çalışmadık. İşin sadece magazin yönüyle ilgilendik, o kadar...


İşte bundan dolayı, Türk medyası bu kafayla gittikçe, eski saygınlığını ve güvenirliğini belki hiçbir zaman kazanamayacak.




YIKIMI  İHALE EDEN

AKILLI KENT: ÇANAKKALE


Duyunca, önce çok şaşırdım, ardından da çok akıllı bir fikir  buldum.


Çanakkale’de kaçak inşaatlarla mücadele konusunda uygulanılan yöntemi, özellikle İstanbul yöneticileri duymalı.


Yasak bir inşaat mı yapıldı? Bu inşaatın yıkılması için resmi bir karar mı alındı?


Şimdiye kadar ki uygulama, Jandarma veya zabıta korumasında bu görev Belediye’ye bırakılırdı. Ya Belediyeciler korkar gitmez veya araya rüşvet-tanıdık girer veya gidip bir balkon- bir duvar  yıkıp dönerler veya buldozerlerle girip binayı yerle bir edip, arkada felaket bir enkaz bırakarak ayrılırlardı.


Çanakkale bu işi çok akıllıca halletmiş.


Yıkma görevini özel şirketlere ihale ediyor. Sadece Jandarma koruması veriyor.


İhaleyi alan şirket, para kazanacağı için yıkımı mutlaka gerçekleştiriyor. Rüşvet veya kayırma dinlemiyor. Üstelik, yıkım sonrasında  enkazı da  başka yere taşıyıp çevre kirliliğini de ortadan kaldırıyor.


Çanakkale’nin Bayındırlıkçılarını , Belediye’yi ve Vali’yi tebrik ederim. Darısı İstanbul’un başına...



FARKLI BİR

BAKIŞ...


Bilmem hiç duydunuz mu? “M5 Strateji ve Haber-Politika” adlı bir dergi uzun süredir sessiz sedasız yayınlanıyor. Ardan Zentürk’ün Genel Koordinatörlüğünde, Ali Işıngör-Murak Sökel-Feyzi Öktem’li kadro çok ilginç konuları ele alıyorlar.


Aralarında Em.B.Elçi Turgut Tülümen, Prof. Narlı, Prof. Okman, Prof. Duman gibi isimlerinde bulunduğu danışma kurulu, stratejik konulara farklı görüşler getiriyor. İlgileniyorsanız,  HYPERLINK "http://www.m5strategy.com" www.m5strategy.com  adresine girip bakın...



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- BAŞKA BİR DÜNYAYA GİTTİM VE BAKIN NELER GÖRDÜM…
- Levent telgrafçıları başta, hepinize teşekkür ederim
- Dürrüşehvar Sultan’da öldü...
- 12 EYLÜL BELGESELİ BENDEN İZİNSİZ SATILIYOR
- TARKAN’A ÇÖZÜM BULSAK KÖTÜ MÜ OLURDU?
- POWER FM’İN GÜCÜ…
- Kuşadası toparlanıyor...
- BURSA CEZAEVİNDEN MESAJ VAR…
- Ülkenin gündemini en çok iki lider yönlendiriyor. Büyük oranda Başbakan Erdoğan...
- Bodrum belediyeleri: Altın yumurtlayan kazları kaçırmak üzeresiniz
- Lig şimdi yeniden başlıyor...
- Teşekkürler...
- EMİNİM, MÜFTÜ ŞAKA YAPMIŞTIR
- Artık kime inanacağımızı şaşırdık
- Beş gün başka bir dünya'da yaşadım…
- "... Sesimi duyan var mı?"
- Türk kaptanı, Kenyalı rehber kadar olamıyor…
- Ya program ya da koalisyon çökecek
- Kırmızı ışıkta durmayan
- Bilmem farkında mısınız...
- Bu kupa kime ne kadar kazandırdı…
- ALATON’UN KATKILARI
- GS ligden, kendi kararıyla çekilmeli
- Türkiye, Süper Lig mücadelesinde
- Dayatma olmadan hareket edemiyoruz