Mehmet Ali Birand
 
AVRUPA KIBRIS İÇİN ALARMA GEÇTİ...
 
 


AVRUPA KIBRIS İÇİN

ALARMA GEÇTİ...


Güney Kıbrıs'ın, İsrail ile birlikte Akdeniz'de petrol ve doğalgaz aramasına Türkiye'nin gösterdiği tepki, Avrupa Birliği Komisyonu’nu ayaklandırdı. Hafta içinde Strasbourg'da bu konuda nasıl bir tutum alınması gerektiğinin tartışıldığı bir toplantı yapıldı. Hem Kıbrıslı Rumlara hem de Türkiye'ye sükünet tavsiye kararı alındı.

Önce İsrail ile şimdi de Kıbrıs Rumlarıyla sertleşen Türkiye, Avrupa’nın alarma geçmesine neden oldu. Avrupa Komisyonu hafta içinde Strasbourg'da üst düzey bir toplantı yaptı. Türkiye'nin ne yapmak istediği ve ne yapabileceği tartışıldı. Bu toplantıya katılan bir yetkiliyle konuştum. "Türkiye de İsrail'in Marmara gemisine yaptığı gibi bir baskın yapar ve kimseyi öldürmeden araştırma yapanları önleyebilir, sonucuna varıldı”  yanıtını aldım.

 

Aslında Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ın bu girişimine müdahalesi tamamen KKTC'nin hakkını aramaya yönelik. Eğer Rumlar denizdeki zenginlikleri tespit edip bunu çıkarmak için harekete geçerlerse, Türk toplumunun da sahibi olduğu bir zenginlikten sadece kendileri yararlanmış olacaklar.

 

Rumlar her ne kadar denizdeki zenginliğin “Federe Devlet”e ait olduğunu açıklamış olsalar da Ankara  Rumların kısa zamanda sözlerinden geri döneceklerine inanıyor. Bundan dolayı da kesin bir çözüm bulunmadan Akdenizin bu parçasındaki tüm araştırmaya karşı çıkıyor.

 

Avrupa Birliği Komisyonu, ortaya çıkacak bir sürtüşmenin, hem Kıbrıs görüşmelerine büyük zarar vereceğine hem de Türkiye-AB ilişkilerini daha da gereceğini görüyor. Bundan dolayı da üye ülke olamasına rağmen, Türkiye'yi "sürtüşmeye girmemesi"için uyarmaya çalışıyor. Ancak, Ankara üstündeki tüm siyasi etkinliğini kaybeden Avrupa' nın sesini dinleyen yok. AB artık hiçbir siyasi hesapta dikkate alınmıyor.Türkiye, Kıbrıs üzerinden Avrupa' yı görmezden geldiği mesajını veriyor.

 


HRANT DİNK ÖDÜLÜ AHMET

ALTAN'A  VERİLDİ...

 

Perşembe akşamı, Hrant Dink' i andık.

 

Hem doğum günüydü hem de Hrant Dink ödülü sahiplerini buldu: Ödül, Ahmet Altan ve Meksikalı gazeteci ve kadın hakları savunucusu Lydia Cacho'ya verildi.

 

Hrant yaşasaydı 57 yaşında olacaktı.

 

Onu koruyamadık, yaşatmadık.

 

Ödül sahibi Ahmet Altan'ın dediği gibi, hepimiz suçluyuz.

 

Suçları  ve bu cinayette sorumluluğu olanları da bulamadık.

 

Ödüller çok doğru isimlere gitti. Tören de çok hoştu. Tıklım tıklım bir salonda, alkışlar arasında son derece ciddi bir organizasyondu.

 

Hrant Dink’e layık bir gece yaşadık...

 

ARKADAŞLARINDAN

     BAŞBAKAN’A MEKTUP VAR...

 

“Sayın Başbakan,

 

Arkadaşımız Hrant Dink’i öldürdüler.

 

Beşinci yılına yaklaşan adalet arayışımız kadük kalmıştır.

 

Dilekçe verdiğimiz topyekün devlet, kendini katile yakın gördü.

 

Zaten katil, polis, bayrak ve muzaffer gülümseme kahramanlık posterinde poz vermişti.

Bir türlü ilamını  malum edemediğiniz o kalabalık güruh, elbirliği ile kıstırmışlar, hain pusuda kurşun sıkmışlar, kaçmışlar, saklanmışlardı.

 

Şikâyetçiyiz.

 

“Adalet, namus sözümdür” diye ölü evinde ant içtiğiniz halde, Hrant Dink’i işaret parmağıyla gösterip “Bunu” diyen yardımcınızı “Meclis Başkanı”, resmi makamda adamları resmen “Yakarız canını bak” diyen valinizi vekil, emanet edilen canı kollamayan Emniyet Müdürü’nüzü vali, 17 yaşındaki O.S.’yi kocaman Ogün Samastettiniz.

 

Kan adaletle susar. Şikâyetçiyiz.

 

İsim verdik soruşturun diye, İçişleri Bakanı’nız, “Olmaz, onlar bizim çocuklar” dedi.

 

Dışişleri Bakanı’nız AİHM savunmasında bu toprakların yiğit evladına “Nazi” dedi.

 

Çevik kuvvetleriniz Rakel Dink önlerinden geçerken katillere yazılan methiye türkülerini mırıldanarak Beşiktaş Adliyesi’nde koro yapıverdiler.

 

Katillerimizi adalet evine getiren jandarma, cezaevi aracına “Ya sev ya terk et” diye yapıştırma asmıştı.

 

Sayın Başbakan,

 

Nedir daha derine inmeyi engelleyen o “büyük kasabanın sırrı?”

 

Azınlıklardan gasp edilenin birazını geri vermeniz sebebiyle seslendirdiğiniz nutukta “Bu ülkede hiç kimse ruh tedirginliğiyle yaşamayacak artık” diyordunuz Hrant’ın veda mektubuna atfen…

 

İnanın, tedirginliğimiz her zamankinden büyüktür.

 

Sayın Başbakan,

 

Mala gelenin telafisi bulunur.

 

Cana gelene de davranınız.

 

Anadolu toprağından Hrant Dink’in payına bir metrekare toprak düştü.

 

O da mezarıdır!

 

Kamera denilen vaka nüvis silinmiş, bize kalan 19 Ocak 2007 tarihli seyirliğinde 5 kişi saydık Hrant’a pusu kuranlardan…

 

Kim bunlar Sayın Başbakan?

 

Görüneni, görünmeyeni, katillerimizi istiyoruz. Adalet olsun, hak hâkim olsun diye.

Bizim hakkımız bizde saklı duruyor. Helalleşmekten başka çarenin kalmadığı savaş yorgunu memleketimizde…

 

Suallerimiz cevapsız!

 

Adalet nöbetçisi “Hepimiz Hrant’ız” diyen yüz binlerin eli hâlâ vicdanında…

 

Cevaplarımızı almadan susmayacağız.

 

Sormaya devam edeceğiz.

 

Hrant için, adalet için!

 

Hrant’ın Arkadaşları” 

 

Bu kutuya Soner Yalçın, Nedim Şener, Ahmet Şık, Prof. Yalçın Küçük, Doğan Yurdakul birlikte kolaj yapalım.

 

ODA TV İDDİANAMESİ

TATMİN ETMİYOR...

 

Oda Tv iddianamesini, Sedat Ergin gibi ben de satır satır okudum. Onun gibi ben de sorular ve kuşkularla doluyum.

 

Gözüme çarpan en belirgin noktası, benim gibi kişilşerle savcının bakışı arasında dağlar kadar büyük farkların olduğu.

 

Bizlerin “fikir özgürlüğü” olarak gördüğümüzü, savcı terör örgütüyle işbirliği olarak niteleyebiliyor.

 

Bizlerin bir yayın kurumunda son derece doğal gördüğümüz birçok konuşma veya tutum, savcı tarafından “gizli bir işbirliği” şeklinde nitelenebiliyor. Birçok telefon konuşmasını veya haber merkezine verilen direktifleri kuşkulu olarak görebiliyor.

 

İddianamenin, PKK terör örgütüyle işbirliği yapıldığının kanıtı olarak verdiği bilgi ve belgeler de tatmin edici değil. Haber merkezindeki toplantılarda bizim gibi yöneticiler hemen hergün aynı konuşmaları yapıyor, aynı uygulamaları gerçekleştiriyor.

 

İddianameyi okudukça, kendimden korktum. Savcının bu yaklaşımla tüm medya yöneticilerine karşı dava açabileceği sonucuna vardım. Adeta “Gazetecilik sizin gibi değil, bizim dediğimiz gibi yapılmalı” deniyor.

 

İddianame hakkında son kararı gayet tabii yargıçlar verecek. Kimsenin de bu konuda söyleyebileceği birşey yok. Ancak basit bir vatandaş olarak okuduğumuzda dahi bu iddianame, Soner Yalçın başta olmak üzere, Doğan Yurdakul, Nedim Şener, Ahmet Şık, hele hele Prof. Yalçın Küçük’ün terör örgütü kurduklarını veya yataklık yaptıklarını veya terör örgütünün talimatlarına göre hareket ettiklerini inandırıcı şekilde ortaya koyamıyor. Aksine, bu insanların “muhalif gazetecilik” yapmaktan ileri gitmedikleri açıkça görülüyor.

 

Oda Tv davası bu açıdan çok önemli.

 

Basın özgürlüğü ve fikir özgürlüğünün sınırlarını yargı mı çizecek yoksa?

 

Hele bu iddianameyi beklemek için bu insanların 176 gün hapiste tutulmalarının da kabul edilecek hiçbir yanı yok. Bu konudaki duyarlığımın sadece gazeteci tutuklularla sınırlı olmadığının da altını çizmek isterim. Uzun tutukluluk süresi, bence yargının değil, siyasetin bir ayıbıdır. İktidar istese, bu ayıbı çok kısa sürede yok edebilir.


 

MENDERES BU AKŞAM

50. DEFA ASILDI...

 

Türkiye’nin siyasi geçmişinin en acı ve utanç dolu olayının 50. yıldönümünü yaşıyoruz. 27 Mayıs 1960’daki askeri darbe sonucunda, düzmece bir yargılama sonucunda idam edilen DP lideri Menderes, dönemin Dışişleri Bakanı Zorlu ve Maliye BakanıPolatkan’ı andık.

 

Kolay kolay unutulamayacak bir ayıp.

 

Kimsenin siyasi görüşleri veya politik kararlarından dolayı  idam edilemeyeceğini bize öğreten bir olay.

 

50. yıldönümü; sadece DP’ liler tarafından değil, 1960’larda askeri darbeye destek verenler tarafından da anıldı. Bu idamlardan dolayı bugün kimse onur duymuyor. Tam aksine herkes utanç içinde.

 

Menderes dün gece 50. defa asıldı.

 

Bu akşam tekrar asılacak. Demirkırat belgeselinin İDAM bölümünü, TRT HABERkanalında bu akşam 20:25 te izleyebilirsiniz. Aynı bölüm yarın akşam yine 20:25’te tekrarlanacak.

 

Bülent Çaplı ve Can Dündar ile birlikte hazırladığımız DEMİRKIRAT’ı izlerken eminim tüyleriniz diken diken olmuştur. Bir siyasi liderin, milyonlarca insanın oy verdiği bir kişinin bağırta bağırta asılmasının acısını hissetmişsinizdir.

 

DEMİRKIRAT belgeselini Lütfen izleyin. (Doğan Kitap tarafından yayınlanan kitap-CD’ sini alabilirsiniz.) Varsa çocuğunuza, torunlarınıza veya arkadaşlarınıza izletin de ders olsun.

 

Bir daha böyle ayıplarla karşılaşmayalım.


“DUVAR” BELGESELİ 
İZ TV’DE

Belgesel ekibimizden Günel Cantak’ın hazırladığı 5 bölümden oluşan, “Duvar” belgeseli geçtiğimiz hafta İZ TV’de yayınlandı. Son 3 bölümü ise bu akşam, yarın ve Salı günü yine İZ TV’de olacak. Günel’in, üniversitede okurken hazırladığı ve Türkiye’nin yakın tarihine gazeteci suikastları ekseninden baktığı belgesel serisini ilk izlediğimde çok heyecanlanmıştım. Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Hrant Dink suikastlerini ve Susurluk olayını hem hiç sıkmadan hemde birçok bilgiyi vererek sunmuş. Farklı düşüncelerden kişilerle röportajlar yapmış. Bunların arasında Doğu Perinçek de var, Ruşen Çakır da. Aynı zamanda “Duvar” belgeseli Metin Göktepe Gazetecilik ödülünü aldı. İzlemenizi tavsiye ederim. (İZ TV – Bu akşam 22:55 - 23:38 Yarın: 13:25 - 14:08 Salı: 15:20 - 16:03)



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- Yiyin efendiler...
- BUGÜN HEM POLİS, HEM PKK SINAVDAN GEÇECEK
- MHP'nin Türkiye'ye verdiği büyük zarar
- Artık, birbirimize yalan söylemeyelim...
- Türkiye yıllardır AB’nin vize uygulamasına itiraz edip durur. 1974’te Almanya’nın başlattığı ve 36 yıldır sürdürülen vize anlayışı çoktan değişti.
- Cemaat, efsaneleşen gücü’nün esiri oluyor…
- MİLLİ GÖRÜŞ, GÜLEN’İ GÖLGELEDİ…
- 12 EYLÜL BELGESELİ BAŞLIYOR…
- 32.Gün ile birlikte büyüdük... Göz açıp kapayana kadar geçmiş. Daha dün Ali Kırca...
- KAVGA BEKLENİYORDU, TAM AKSİ ÇIKTI...
- BİZ NEDEN KIZIYORUZ, ASIL SARKOZY UTANSIN...
- ERDOĞAN’IN AMACI BATI’YA SIRT DÖNMEK DEĞİL...
- CNN TÜRK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARINI TANIYIN…
- Yahudi aleyhtarlığını kışkırtıyoruz…
- Emekli Albay Arif Doğan öyle sözler söylüyor...
- Avrupa, Anayasa değişikliğini yetersiz ancak olumlu görüyor
- 1'inci köprüye karşıydım, bugün ise destekliyorum...
- Ermeniler, bize muhtaç olacak kadar fakir değil…(3)
- ERDOĞAN VE İHH KAZANDI, KAYBEDENLER İSE...
- Yine Ermeni çalışıyor, yine Türk seyrediyor...
- Ermeniler Türkiye'yi, alkışçılara şikayet edecek (2)
- ERDOĞAN, DOĞRUSUNU YAPIYOR...
- Genelkurmay sivile açılıyor
- Sevgili Dostlar,
- Artık PKK’dan çok, genç Kürtler korkutuyor…