Mehmet Ali Birand
 
Benim gibi birçok Galatasaraylıya bakıp "Siz delirmişiniz ..." diyebilirsiniz. Evet...
 
 

Bu akşam inadına maça gidiyorum…

Benim gibi birçok Galatasaraylıya bakıp "Siz delirmişiniz ..." diyebilirsiniz. Evet, belki de deliyiz. Ancak böyle bir Galatasaraylı olmayacaksanız, evinize kapanıp, gözlerinizi yumun veya gidip başka bir takım tutun. Acısıyla, ümidiyle bu akşam Arslantepe' deyiz. Bakalım, gerçek futbolcularımız da olacaklar mı?

Benim gibilerine  “delirmişiniz”, diyebilirsiniz.

           

Kendi kendimize acı çektirmekten zevk mi alıyoruz?

           

Hayır, bence cesur birer GS' liyseniz bu akşam tribünleri dolduralım.

           

Eğer biraz korkak bir Galatasaray taraftarı iseniz, o zaman bu gecemutlaka evinizde kalın.

           

Yan gözle ve sinir içinde, televizyonunuzu izleyin.

           

Baktınız olmuyor, hemen kapatın ve bildiğiniz tüm kötü kelimelerisıralayıp, kulübün yönetimine ve futbolcularına etmediğiniz lafı bırakmayın.

           

Ben aksini yapmak istiyorum.

           

İçim rahat olduğundan, takımımdan emin olduğumdan dolayıdeğil...

 

Karşımızdaki Fenerbahçe ' nin oynadığı futbola bakıp, bizim ekiplekarşılaştırdığımızda, hiç de ümitlenilecek bir durum yok.

           

Arslantepe' de paramparça olabiliriz.

           

Ben yine de orada olacağım.

           

Takımıma destek vereceğim.

           

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, eğer bu takım koşarsa, eğer akıllı oynar ve kalbini ortaya koyarsa, Fenerbahçe' yi Arslantepe' yegömebilir.

           

Yeter ki, bizimkiler de orada olsunlar.

           

Yeter ki, zamanında hepsini sırtımızda taşıdığımız Arslanlar dasahada gerçekten arslanlaşsınlar.

           

O tribünlerin onlardan neler beklediklerini anlasınlar. Her şeyleriniortaya koysunlar.

Bu yıl rezil oldu... Şimdiye kadar böylesine kötü, böylesineküçültücü bir dönem yaşanmadı. Başarısızlık hepimizi kararttı.Şimdi geriye bir tek beklentimiz var...

           

Siz Fenerbahçe' yi yenin, gerisini unutun.

           

Biz unuttuk ve baltalarımızı gömmeye dahi hazırız.

           

Yeter ki, bu akşam bizim yüzümüzü güldürün.

           

Aldığınız parayı hak ettiğinizi gösterin.

           

Bu akşamki olası bir başarı, her şeyi değiştirmeyecek. Ertesi güntam bir meydan savaşına girilecek, ancak bu iç konular sonradevreye girecek. Siz bunları unutun ve sadece bir geceliğine milyonlarca GS' liye derin bir oh çektirin...

           

Ne yapacaksanız yapın, ancak yüzümüzü güldürün...


                                               *                                *                                 *

ANKARA’NIN MOSKOVA’YA İNANILMAZ  JESTİ

 

Başbakan’ın Moskova gezisinde bence, atılan en önemli adım, böyle bir ortamda,Akkuyu Nükleer Santral Projesi konusunda, en ufak tereddüte imkan bırakmayacak bir tutum sergilemeleriydi.

 

Doğrusu, kamuoyu ile iletişim açısından bakılınca, her iki liderin de, son derece cesur, hatta riskli bir yaklaşımı benimsediklerini söyleyebiliriz.

 

Tabii, görüşmeler sırasında neler konuşulduğunu bilemiyoruz. Sadece basın toplantısındaki yaklaşımlara bakarak bir değerlendirme yapıyorum.

 

Aslında Türkiye’nin Rusya’ya, kolay kolay başka hiçbir ülkenin -Japonya’da nükleer bir facia yaşanırken- göstermeyeceği, inanılmaz bir güven jesti yaptığını söylememiz gerekir.

MOSKOVA, GİRDİĞİ SORUMLULUĞUN FARKINDA MI?

 

Düşünebiliyor musunuz?

 

Rusya gibi, Çernobil faciası yaşamış, teknolojisi olsun, nükleer disiplini ve kadroları konusunda olsun, büyük uluslararası güvenirliği olmayan bir ülkeye, Türkiye açıkça “Neolursa olsun, ben sana güveniyorum ve projeye devam ediyorum...” diyor.

 

Dünya ayaklanmış, Japonya gibi her şeyi ile tam not alan bir ülkedeki durumu sorgularken, Ankara’dan böylesine bir destek geliyor.

 

Erdoğan Rus nükleer sanayiine altın değerinde bir hediye veriyor. Mutlaka ilerde ekstragüvenceler aranacak, yeni pazarlıklar yapılacaktır. Ancak bu jestin şimdi ortayakonmasının anlamı, bambaşkadır.

 

Kendi kendime “Acaba Ruslar, yüklenmekte oldukları dev sorumluluğun bilincindelermi?”

diye sormadan  edemiyorum.

 

 

Erdoğan istese, kendini fazla bağlamaz, “Son gelişmeler karşısında yenideğerlendirmeler yapacağız” diyebilirdi.

 

Yapmadı...

 

Aksine, Rus projesinin arkasında durdu. Ancak unutmamak gerekir, Erdoğan da kendikamuoyunun nabzına çok önem veren bir siyasetçidir. Bu işlerde de “dost-ahbap ilişkisi yoktur”

 

Benim gözüm bundan böyle, Moskova’nın üstünde olacak. Bu jestin karşılığında,Ankara’nın sırtını sıvazlayacak mı?

 

Örneğin, ısrarla karşı çıktığı doğal gaz faturasında destek verecek mi?

 

Kıbrıs konusundaki katı tutumunu esnekleştirecek mi?

 

Eee, dünya böyle döner.

 

Sen benim sırtımı sıvazla, ben de senin sırtını sıvazlayayım...

NELER YAPMADIK ŞU VATAN İÇİN?

 

Milliyet Gazetesi'nin başarılı muhabiri Şükran Pakkan' ın ilk kitabı “Neler Yapmadık Şu Vatan İçin” Postiga Yayınları'ndan çıktı. Pakkan, hem gazeteciliği hem de akademisyen yanıyla çok farklı bakış açısına sahip güzel bir çalışma hazırlamış. Kitap bize gazeteci suikastlarından yola çıkarak, Türkiye'deki milliyetçilik ve medyayı anlatıyor. Pakkan, Türkiye'de bu zamana kadar katledilen 63 gazetecinin nasıl öldürüldüğünü anlatıyor. Her cinayeti araştırırken fark ettiği “gazeteci susturma içgüdüsüne” vurgu yapıyor. Mutlaka edinilmesi gereken çok özel bir çalışma. (Postiga Yayınları:0212 501 51 07)    

“SULARIN GETİRDİĞİ PADİŞAH” 

 

Cahit Ülkü'nün son romanı “Suların Getirdiği Padişah – 2. Selim” Sayfa 6 Yayınları'ndan çıktı. Ülkü, Osmanlı'nın en güçlü dönemlerinde başa geçen 2. Selim'inhayatını, anlatıyor. Sadece hayatını anlatmakla kalmıyor, şimdilerde televizyon dizilerindebolca gördüğümüz saray entrikalarını da bizlere sunuyor.   Konu padişahlar olunca, biri bir şey der, diğeri başka bir şey. Ülkü, 2. Selim'im hayatına dair bazı sorulara da “resmitarihe” karşı çıkarak cevap veriyor.  2. Selim sarhoş, sefih birisi miydi; yoksa Osmanlıtarihinin en büyük strateji dehası mı? Meraklısı için “Tarihin Romanı”nı okuyun derim.(www.sayfa6.com)



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- Yiyin efendiler...
- BUGÜN HEM POLİS, HEM PKK SINAVDAN GEÇECEK
- MHP'nin Türkiye'ye verdiği büyük zarar
- Artık, birbirimize yalan söylemeyelim...
- Türkiye yıllardır AB’nin vize uygulamasına itiraz edip durur. 1974’te Almanya’nın başlattığı ve 36 yıldır sürdürülen vize anlayışı çoktan değişti.
- Cemaat, efsaneleşen gücü’nün esiri oluyor…
- MİLLİ GÖRÜŞ, GÜLEN’İ GÖLGELEDİ…
- 12 EYLÜL BELGESELİ BAŞLIYOR…
- 32.Gün ile birlikte büyüdük... Göz açıp kapayana kadar geçmiş. Daha dün Ali Kırca...
- KAVGA BEKLENİYORDU, TAM AKSİ ÇIKTI...
- BİZ NEDEN KIZIYORUZ, ASIL SARKOZY UTANSIN...
- ERDOĞAN’IN AMACI BATI’YA SIRT DÖNMEK DEĞİL...
- CNN TÜRK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARINI TANIYIN…
- Yahudi aleyhtarlığını kışkırtıyoruz…
- Emekli Albay Arif Doğan öyle sözler söylüyor...
- Avrupa, Anayasa değişikliğini yetersiz ancak olumlu görüyor
- 1'inci köprüye karşıydım, bugün ise destekliyorum...
- Ermeniler, bize muhtaç olacak kadar fakir değil…(3)
- ERDOĞAN VE İHH KAZANDI, KAYBEDENLER İSE...
- Yine Ermeni çalışıyor, yine Türk seyrediyor...
- Ermeniler Türkiye'yi, alkışçılara şikayet edecek (2)
- ERDOĞAN, DOĞRUSUNU YAPIYOR...
- Genelkurmay sivile açılıyor
- Sevgili Dostlar,
- Artık PKK’dan çok, genç Kürtler korkutuyor…