Mehmet Ali Birand
 
Özerk Kürdistan açıklaması...
 
 

“Devlet AKP” giderek sertleşiyor

Özerk Kürdistan açıklaması, Ak Parti’nin söylemini değiştirdi. Eskiden Kürt sorununa anlayışlı yaklaşırken, şimdi sertleşmeye başladı. Eskiden kelimelerini seçerken çok dikkat ederdi, şimdi Devlet adına tepki koyan Asker gibi, çok sert konuşuyor. Başbakan susuyor, başkaları görüş açıklıyor. Bu yaklaşımın nedenlerini bilmiyorum, ancak tahmin edebiliyorum.

Geçenlerde, kamuoyunun gözünde, Ak Parti’nin (AKP) giderek Devlet’i temsil eder olduğunu yazmıştım. Eskiden, konuşmalarda “Devlet” dendiğinde herkesin aklına Asker gelirdi. T.C. Devleti'ni, kamunun gözünde Asker temsil ederdi. Siyasi iktidarlar gelirgeçer, Asker ise kalıcıydı.  

Devletin varlığı Asker’e emanet edilmişti. Cumhuriyet kuşaklarına böyle öğretilmişti.

           

Bu durum giderek değişti.

           

Askerin siyaset üstündeki etkinliği azaldıkça, Ak Parti bu boşluğu doldurdu.

           

Artık, hem iktidar ellerinde, hem de Devlet’i temsil ediyorlar. Aslına bakacak olursanız,eski uygulama veya anlayış yanlıştı. Şimdi, dengeler daha çok yerine oturdu.

           

Bu değişimin, şu sıralarda  yeni bir yansımasını yaşıyoruz.

           

Özerk Kürdistan tartışmalarına dikkat edecek olursanız, Ak Parti yaklaşımının nasılfarklılaştığını hemen görürsünüz.

           

AKP, Kürt sorununu çözebilecek tek parti olarak öne çıkmıştı.

 

Gerçekten de, çok cesur adımlar attılar, Kürt konusundaki T.C. Devleti'nin söylemlerinideğiştirdiler.

 

Geçmiş iktidarlara göre, çok daha anlayışlı davrandılar.

 

İyi polis, kötü polis ayrımında, AKP iyi polis rolündeydi. Asker sert çıkar ve Kürtlerin isteklerine tepki gösterirdi.

 

Şimdi, sanki roller değişmiş gibi.

 

Özellikle, Özerk Kürdistan tartışmalarıyla birlikte, Ak Parti’nin duymaya alıştığımız sözleribaşkalaştı. Kürtlerin bu çıkışına en sert tepki, bu defa iktidar partisinden geldi.

 

TBMM Başkanı Şahin, geneldeki yumuşak yaklaşımını bıraktı ve 32.Gün için yaptığımızsöyleşide olsun, diğer sorulara verdiği yanıtlarda olsun, çok ağır konuştu. “Dost acısöyler” diye başladı ve BDP’nin kapatılma olasılığına dahi değindi. “Ya buisteklerinizden vazgeçin veya sonuçlarına katlanın” dedi.

 

Uyarının da ötesine geçti.

 

AKP’nin Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’e ne demeli?

 

Bu konudaki tartışmaları dahi “Demokrasiye suikast” olarak niteledi. Oysa aynı Çelik, partinin en demokrat, en liberal isimlerinden biri olarak bilinirdi.

 

Henüz Başbakan da konuşmadı.

 

İşte bu genel tutum, iktidarın giderek eski T.C. Devleti'nin kimliğine girdiğini, gidereksertleştiğini gösteriyor.

AKP, BU İŞE KIZIYOR, SEÇİMLERE KADAR SIKIŞMAK İSTEMİYOR...

           

En çok merak konusu, Başbakan’ın suskunluğu ve onun yerine partinin diğer ağırtoplarının konuşması. Oysa Başbakan, sevmediği bir konuda tepki göstermekten hiççekinmeyen bir liderdir. Gerektiğinde, gereğinden de sert tepki verir, eleştirilere de hiç aldırmaz.

 

Bu defa suskunluğunu koruyor.

 

Neden acaba?

 

Açıklamaları ve Ak Parti’nin tepeye yakın kişileriyle yaptığımız özel konuşmaları alt altakoyduğumuz zaman bir ipucu çıkarabiliyoruz.

           

Başbakan’ın bu suskunluğunun çok uzun süreceğini sanmıyorum.

           

Şimdiki durumda, tartışmaların nereye gideceğini bekliyor. Toplumun ve muhalefetin nabzını tutuyor. Gelişmelerin şekillenmesi, herkesin eteğindeki taşları dökmesinigözlüyor.

           

Sonra harekete geçecek.

           

Aslında, Başbakan’ın sinirlendiği belli oluyor.

           

Seçimler öncesinde böyle bir konunun ortaya atılması, ister istemez iktidar partisini zorluyor. Tam MHP’yi eritmeye başladığı bir sırada, bu partinin dirilmesine yol açabilecekböyle bir açıklama, AKP’nin canını sıkıyor. Tercihi, bu konunun seçimlerden sonragündeme gelmesi olurdu, ancak Öcalan beklemedi.

           

Erdoğan ne yapsa, riski var.

           

Suskun kalamaz.

           

Susarsa, muhalefete prim verecek.

           

Sertleşirse, Kürt oylarını kaybedecek. Üstelik, bu defa sertlikle, askeri güçle durdurulamayacak bir gelişme yaşanıyor.

           

Türkiye’nin kaderini etkileyecek bir sürece girildi.

           

Siyasetçilerin atacakları  adımlar, bu ülkenin büyümesine veya bölünmesine yol açacak.

YASSIADA’YI KURTARALIM...

 

İstanbul’un yanı başında, Marmara Denizi’nin incilerinden biri olan Yassıada içindevletten  ne beklersiniz?

 

“Aman Ada’yı turizm’e açalım, değerlendirelim. Bir butik otel, parklar, bahçeler yapalım, bir-iki lokanta koyalım, bir de plaj. Bir küçük müze. Yassıada mahkemeleri ile ilgili, ama esasında Singapur’un yanındaki eskiden üzerinde hiç birşey olmayan, bugün ise başlı başına bir tatil yeri olan Sentosa adasına dönüştürelim” demezmisiniz?

 

Hayır, biz ıslahhane ve sürgün yeri olarak kullanmayı düşündük. Terk edilmiş, utançduvarı olarak 49 yıl öylesine karşımızda durmasına ses  çıkarmadık.

 

Artık yeter...

 

Sanki 1950’lerden beri, bu canım adayı bir askeri kışla olarak kullandığımız yetmiyormuş gibi, şimdi bir mezbele halinde tutuyoruz.

 

Gelin, Yassıada’yı artık kurtaralım ve orayı bir turistik cennete dönüştürelim.

LH GİDEREK DÜZELİYOR...

 

Lufthansa’ya bir süredir binmiyor, THY’nı tercih ediyordum. Almanların servisi bozulmuş,muameleleri kötülemişti. Geçenlerde  Frankfurt üzerinden  üzerinden  New York’a Lufthansa ile  gittim ve şaşırdım. Zira çok değişmiş, eski hoyratlıkları yok olmuş.Yeşilköy’den kalkış güç oldu. Hava trafiği sıkışıklığı nedeniyle 1 saat beklemek zorunda kaldık.

 

Bir an bile “niye, ne oluyor?” diye sormadım zira pilot durumu anlattı, “Korkmayınbağlantı uçuşlarınızı kaçırmamanız için elimden geleni yapacağım” dedi.  Derken F.Hofmeister adında bir kabin görevlisi yol boyunca gitti, geldi, ikram etti, şakalar yaptı.İsmini nereden mi biliyorum?  Yakasında yazıyordu ve inanır mısınız business class da bulunan yolcuların hemen hemen hepsine ismiyle hitap etti. İşte profesyonellik budur.

SİGARA YASAĞI İSTANBUL'DA TUTMADI...

 

Kim ne derse desin, sigara yasağı, özellikle İstanbul lokantalarında yavaş yavaş eriyor. Hem de sosyetenin gittiği yerlerde artık püfür püfür sigara içiliyor. Üstelik, abuk sabuk gerekçelerle. Kimi tavana pencere yapmış, “üstü açık yerde sigara içiliyor” diyor, kimibirkaç pencere açmış işini idare ediyor.

 

Hemen hemen bütün restoranlarda durum böyle.

           

Hele bir de içkili yerlere girin, durum eskisine dönmek üzere.

           

Bunun denetimini kim yapıyor?

           

Topbaş’ın ekipleri mi, yoksa polis mi?

           

Kime şikayet etmek gerekiyor, o da belli değil.

           

İşin daha da kötüsü, lüks veya sosyetik restoranlardaki sigara içenlerin önemli birbölümü de, çok yakından tanıdığımız kişiler. Şikayet edemiyorsunuz. Restoran sahiplerinin dikkatini çekiyorsunuz, çaresiz “Baksanıza, nasıl bunlara itiraz edebilirimki...” yanıtı alıyorsunuz.

           

Özetlemek gerekirse, şikayetçiyiz.

           

Büyükşehir Belediye Başkanı mı yoksa  Sağlık Bakanı mı, kim bu konuyla ilgileniyorsa, bilsinler ki Başbakan’ın son derece önem verdiği sigara yasağı delinmiş durumda. Eğer budurumu duyarsa çok kızar (!)

           

Sonrasının ne olacağını kimse bilemez...

KIZMAYIN, PAYLAMAYIN  PROJELERİNİZİ  İYİ ANLATIN...

           

Ak Parti iktidarının garip bir alışkanlığı var. Uygulamaya soktukları projeler eleştirildi mi,fena halde kızıyorlar. Eleştirenleri paylıyor, hemen  AKP düşmanlığıyla suçluyorlar.

           

Bunun  iki örneğini kısa bir süre önce yaşadık. Biri yeni silah yasası, diğeri de  HES (HidroElektrik Santrali) Projeleri

           

Baktım, HES konusunda  Çevre Bakanı fırtınalar kopardı. Demediğini bırakmadı. Aynışekilde Hüseyin Çelik’te, silah yasası nedeniyle ileri sürülen eleştirileri çok sert şekilde yanıtladı.

           

Başbakan da fırsat buldukça, aynı konudaki eleştirilere sert tepki gösteriyor.

           

Neden?

           

İktidar neden bu kadar tepkili anlayabilmiş değilim.

           

Bunun yerine, silah yasası veya  HES’lere neden ihtiyaç olduğunu doğru dürüst anlatsalar daha doğru olmaz mı? Sadece birkaç TV programına çıkarak değil, üniversitelerde konferanslarla, medya mensuplarına brifinglerle, broşürler hazırlayarakkamuoyunu bilgilendirseler ya... İstediklerinde müthiş bir bilgilendirme kampanyasıdüzenlemeyi biliyorlar. Son referandum bunun en son örneğidir.

           

İletişimde geri kalıyorlar, iyi anlatamıyorlar.

           

Eleştiri gelince,  sert yanıt, hemen tepki...

           

Eski alışkanlıklardan hala kurtulamıyoruz.

           

Hala, “Devlet” ne yaparsa doğrudur. Ne derse kabul edilmelidir. Hala, her şeyin iyisini iktidarlar bilir, halk da ona sunulan her şeyi kabullenmelidir, anlayışı...

           

Oysa, bu yaklaşımın bittiğini sanıyorduk, ne oldu...



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- Yiyin efendiler...
- BUGÜN HEM POLİS, HEM PKK SINAVDAN GEÇECEK
- MHP'nin Türkiye'ye verdiği büyük zarar
- Artık, birbirimize yalan söylemeyelim...
- Türkiye yıllardır AB’nin vize uygulamasına itiraz edip durur. 1974’te Almanya’nın başlattığı ve 36 yıldır sürdürülen vize anlayışı çoktan değişti.
- Cemaat, efsaneleşen gücü’nün esiri oluyor…
- MİLLİ GÖRÜŞ, GÜLEN’İ GÖLGELEDİ…
- 12 EYLÜL BELGESELİ BAŞLIYOR…
- 32.Gün ile birlikte büyüdük... Göz açıp kapayana kadar geçmiş. Daha dün Ali Kırca...
- KAVGA BEKLENİYORDU, TAM AKSİ ÇIKTI...
- BİZ NEDEN KIZIYORUZ, ASIL SARKOZY UTANSIN...
- ERDOĞAN’IN AMACI BATI’YA SIRT DÖNMEK DEĞİL...
- CNN TÜRK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARINI TANIYIN…
- Yahudi aleyhtarlığını kışkırtıyoruz…
- Emekli Albay Arif Doğan öyle sözler söylüyor...
- Avrupa, Anayasa değişikliğini yetersiz ancak olumlu görüyor
- 1'inci köprüye karşıydım, bugün ise destekliyorum...
- Ermeniler, bize muhtaç olacak kadar fakir değil…(3)
- ERDOĞAN VE İHH KAZANDI, KAYBEDENLER İSE...
- Yine Ermeni çalışıyor, yine Türk seyrediyor...
- Ermeniler Türkiye'yi, alkışçılara şikayet edecek (2)
- ERDOĞAN, DOĞRUSUNU YAPIYOR...
- Genelkurmay sivile açılıyor
- Sevgili Dostlar,
- Artık PKK’dan çok, genç Kürtler korkutuyor…