Mehmet Ali Birand
 
AVRUPA İLE HER TOPLANTI KRİZLİ GEÇTİ.
 
 

 

                                                  HAYATIMIZ KRİZLE GEÇTİ.

 

Türkiye’nin Avrupa Birliği ( AB) ile ilişkileri sürekli krizler içinde geçti. Nereden nereye gelindiğine baktığımız zaman, hemen hemen her atılan adımın ne kadar zor olduğu çok daha iyi anlaşılıyor. Bunun nedeni de, Türkiye’nin büyüklüğü.Bu süreç, AB’nin Türkiye’yi içine almakta ne kadar zorlandığının en tipik örnekleriyle dolu.

           

1987’de Başbakan Özal, Türkiye’nin resmi Tam Üyelik başvurusunu (Roma Antlaşmasının 137’inci maddeye dayanarak) ilk defa açıkladığında, Avrupa, olayı pek ciddiye almamıştı. O dönemlerde Türkiye çok uzaktaki bir ülke olarak görülüyordu. Ne ekonomik, ne de Kopenhag Kriterleri açısından hazırdı. Avrupa ile aramızda büyük mesafe vardı.Buna rağmen, AB ülkeleri Türkiye’yi başvurudan vazgeçirmek için çok uğraştılar. Hatta dönem başkanlığını elinde tutan Belçika Dışişleri Bakanı Tindermans’ın bu başvuruyu kabul etmemesi gerektiğini belirten Yunanistan, itiraz etti. Tindermans‘ın Türk başvurusunu dönem başkanlığı adına kabul etmesi, büyük mücadeleler sonunda gerçekleşti. Ardından, Kıbrıs koşulu konmak istendi ve  Mesut Yılmaz- Dietrich Gencher arasındaki ünlü kavga yaşandı.

 

KOMİSYONDA KAVGA ÇIKTI...

 

1989’da Avrupa Komisyonu Türkiye’nin başvurusuna verdiği yanıt, Komiserleri böldü.Bir bölümü başvurunun reddedilmesini, diğer bölümü kabul edilmesini istediler. Sonunda bir ara yol bulundu ve Türkiye’ye bir hazırlanma süreci tanındı.Komisyon Türkiye’nin Tam Üyeliğe EHİL ÜLKE olduğuna karar verdi.

 

GÜMRÜK BİRLİĞİNE ALMAN İTİRAZI

 

1995’te Türkiye Gümrük Birliğine alınması için başvuruda bulundu ve AB içinde kıyametler koptu. Özellikle Almanya, bu adımın ilerde Tam Üyelik kapılarının açılması anlamına geleceğini savunarak, bu fikre karşı çıktı. Alman Hristiyan Demokratların tüm itirazlarına rağmen, Türkiye istediğini elde etti. Karşılığında da, terörle mücadele yasasındaki son derece kısıtlayıcı bazı maddeleri kaldırmak zorunda kaldı. Yunanistan, Türkiye’ye yeşil ışık yakarken, AB ülkeleriyle Kıbrıs’ın tam üyelik sürecinin başlatılması sözünü aldı. Türkiye’ye Gümrük Birliği verilirken, karşılığında da Kıbrıs’ın tam üyeliği güvenceye alındı.

                                              

LÜKSEMBUG KRİZİ

 

1997’de Lüksemburg doruğunda Türkiye’nin “Tam Üye ülke adayı” statüsüne geçmesi isteği, son derece uzun bir krizli bir zirve toplantısı sonunda reddedildi.Gerekçesi, Türkiye’nin Kopenhag Kriterlerinden hiçbirine henüz uymadığı gösterildi. Türkiye bu red kararına büyük tepki gösterdi. Siyasi diyalog kesildi. Mesut Yılmaz, Kohl’ü ırkçılıkla suçladı.

 

HELSİNKİ KAVGASI

 

1999’ da ABD’nin Türkiye adına giriştiği büyük lobi çalışması sonuç verdi. İki yıl aradan sonra AB doruğu Türk başvurusunu yeniden ele aldı. Bu konudaki tutum değişikliğinin başlıca nedeni, Almanya’daki seçimlerde Hristiyan Demokratlar’ın (Kohl) kaybetmesi ve Sosyal Demokratların (Schroeder) kazanması yol oynadı. Dengeler değişti. Ecevit, yeni Alman Başbakanına Güney Doğu’daki olağanüstü halin kaldırılacağına dair mektup yazınca, Berlin de yeşil ışığını yaktı. Buna rağmen, yine de üye ülkeler arasında büyük tartışma çıktı. 12 saate varan bir pazarlık sonucunda, Türkiye’ye önerilecek metin çıkarılabildi. AB Dışilişkilerden sorumlu kişisi Solana, bu metni özel uçakla ve gece yarısı ulaşabildiği Ankara’da Başbakan Ecevit’e anlattı. Özellikle Kıbrıs konusundaki cümleler sorun yaratmıştı. Ecevit, Cumhurbaşkanı Demirel’in de desteğiyle Helsinki metnini kabul etti ve son dakikada Finlandiya Başkentine gelip, Türkiye’nin adaylığı seremonisine katıldı.

 

KOPENHAG FELAKETİ

 

2002’de Kopenhag doruğunda, Türkiye’nin AB kriterlerine yeterince uyum sağlayamadığı gerekçesiyle, katılma müzakere tarihi verilip verilmemesi yeniden büyük kriz yarattı. Aynı dorukta, Annan planının Türk tarafınca kabul edilip edilmemesi de tartışmaları arttırdı. Rauf Denktaş gelmeyince, Annan planına erken onay suya düştü. Yine sadece Türkiye’ nin tartışıldığı doruk toplantısındaki kriz, bir başka uzlaşı ile sonuçlandı ve Türkiye’ye müzakere tarihinin 2004’te verilmesi kararlaştırıldı.

 

BRÜKSEL ‘DE DANANIN

KUYRUĞUNUN  KOPUŞU...

 

2004’teki (17 Aralık) Brüksel doruğu herhalde son yılların en büyük krizi sayılabilir. Avrupa birbirine girdi. Zira artık iş ciddileşmişti. Bu defa Fransa, Hollanda, Avusturya ayaklandı. Türkiye birçok AB ülkesinin iç politika sorununa dönüştü. Doruk’taki sorun ise, yine Kıbrıs nedeniyle çıktı.Kıbrıs’ın Annan planına HAYIR demesine rağmen tam üyeliğe girmesi, konumunu güçlendirmişti. Bu güçlü durumdan yararlanan Kıbrıs, Türkiye tarafından tanınmak istedi. Çıkan kriz, kapıların vurulması, Tayyip Erdoğan’ın toplantı salonunu terketmesine kadar giden dramatik bir sürecin yaşanmasına yol açtı.Ancak İngiltere ve Almanya’nın desteği ile,yaklaşık iki gün süren kriz sonunda müzakerelerin 3 ekim 2005’te başlaması kararlaştırıldı.

 

LÜKSEMBURG’DA ZORLU

BAŞLANGIÇ...

2005’in 3 ekiminde, Lüksemburg’da da dram yaşandı. Bu defa başı Avusturya çekti. Türkiye’ye tam üyelik yerine imtiyazlı üyelik verilmesi için bastırdılar. Toplam 15 saatlik krizin sonunda Avusturya geri adım attı. Türkiye’ nin Kıbrıs ile ilgili (NATO’daki veto hakkını kullanmamasıyla ilgili) itirazı ise kabul edilmedi.

 

Türkiye Cumhuriyeti yakın tarihinin en önemli adımı işte böylesine kriz dolu dönemlerden geçerek atıldı.Bundan sonra da yine krizler yaşanacak, kapılar vurulacak, ancak sonunda Türkiye Avrupa Birliğine tam üye olacak.

 

                                  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- Yiyin efendiler...
- BUGÜN HEM POLİS, HEM PKK SINAVDAN GEÇECEK
- MHP'nin Türkiye'ye verdiği büyük zarar
- Artık, birbirimize yalan söylemeyelim...
- Türkiye yıllardır AB’nin vize uygulamasına itiraz edip durur. 1974’te Almanya’nın başlattığı ve 36 yıldır sürdürülen vize anlayışı çoktan değişti.
- Cemaat, efsaneleşen gücü’nün esiri oluyor…
- MİLLİ GÖRÜŞ, GÜLEN’İ GÖLGELEDİ…
- 12 EYLÜL BELGESELİ BAŞLIYOR…
- 32.Gün ile birlikte büyüdük... Göz açıp kapayana kadar geçmiş. Daha dün Ali Kırca...
- KAVGA BEKLENİYORDU, TAM AKSİ ÇIKTI...
- BİZ NEDEN KIZIYORUZ, ASIL SARKOZY UTANSIN...
- ERDOĞAN’IN AMACI BATI’YA SIRT DÖNMEK DEĞİL...
- CNN TÜRK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARINI TANIYIN…
- Yahudi aleyhtarlığını kışkırtıyoruz…
- Emekli Albay Arif Doğan öyle sözler söylüyor...
- Avrupa, Anayasa değişikliğini yetersiz ancak olumlu görüyor
- 1'inci köprüye karşıydım, bugün ise destekliyorum...
- Ermeniler, bize muhtaç olacak kadar fakir değil…(3)
- ERDOĞAN VE İHH KAZANDI, KAYBEDENLER İSE...
- Yine Ermeni çalışıyor, yine Türk seyrediyor...
- Ermeniler Türkiye'yi, alkışçılara şikayet edecek (2)
- ERDOĞAN, DOĞRUSUNU YAPIYOR...
- Genelkurmay sivile açılıyor
- Sevgili Dostlar,
- Artık PKK’dan çok, genç Kürtler korkutuyor…