Mehmet Ali Birand
 
BAŞBAKAN, KIRAÇ KÜLTÜR MERKEZİNE ONAYINI VERDİ...
 
 

BAŞBAKAN, KIRAÇ KÜLTÜR

MERKEZİNE ONAYINI VERDİ...


Gerçekleşmesi için yıllardır beklenen ve TRT bürokrasisinden bir türlü çıkarılamayan, Suna Kıraç Kültür Merkezi projesi artık son aşamaya geldi sayılır.

İstanbul Belediye Başkanı Topbaş’ın girişimiyle bataktan kurtarılan 200 milyon dolarlık proje- birkaç gün önce yazmıştım- TRT Genel Müdürünün, Başbakan ile görüşüp onun onayını almasına kalmıştı. Eğer Başbakan, TRT Genel Müdürüne randevu verirse, sonuçlanacak, eğer randevu işi uzarsa, proje de gecikecekti.

İyi haber Perşembe günü geldi.

Başbakan, İnan Kıraç’ı kabul etmiş ve “Haydi artık hareketlenin ve biran önce projeyi gerçekleştirin” demiş. TRT Genel Müdürünü de arayıp, acele edilmesini istemiş.

Büyük olasılıkla bugün veya önümüzdeki hafta veya haftalarda Başbakanlık ile TRT arasındaki görüşme de tamamlanacak.

İnan Kıraç, projeyi yeniden canlandırabilmek için, mimar Frank Gehry’e elinde tapuyla gitmesi gerekiyor. Zira şimdiye kadar adam o kadar çok oyalandı ve her defasında ertelendi ki, artık kimsenin yüzü kalmadı.

Başbakan yeşil ışığı yakınca, anlaşılan TRT bürokrasisi direnemedi.

İstanbul da bu sayede, inanılmaz güzellikte bir kültür merkezine sahip olacak.






MELTEM YUVADAN

UÇTU GİTTİ...


Meltem Acar ile ilk defa karşılaştığımda 18 yaşındaydı. En büyük arzusu da televizyon muhabiri olmaktı.


Bir insan bir işi bu kadar ister,  söküp alana kadar böylesine asılır ve daha da önemlisi en iyilerinden biri olursa, onun adı Meltem Acar olur.  Çok kişiyle çalıştım, Meltem kadar ne istediğini bilen, hırslı ve disiplinlisine az rastladım.


Kanal D’nin star muhabirlerinden  oldu, ancak güzel rastlantılar onu, Türkiye’nin en başarılı nöroloji doktorlarından Kemal  Yücesoy ile karşılaştırdı.


Geçen hafta bizim Meltem’imiz hem ana-baba evinden, hem de bizim yuvamızdan uçtu.


Sizler şimdilik Meltem’i daha çok tanıyorsunuz. Ancak haber vereyim, Doç. Dr. Kemal ‘in  adını başarılarından dolayı önümüzdeki yıllarda daha da fazla duyacaksınız.  Mutlu olsunlar yeter.






HASAN DOĞAN’I NEDEN

BU KADAR ÇOK SEVDİK ?


En merak ettiğim sorulardan biri bu.

Hasan Doğan’ın ani ölümü Türkiye’yi altüst ediverdi.

Neden?

52 yaşında, gencecik bir döneminde göçmesine mi üzülmüştük ?

Hayır, kamuoyunda tanınan nice genç insanlar kaybediliyor, ancak böylesine bir yankılanma olmuyordu. Üstelik öylesine tanınmış bir insan da değildi. 

Futbol Federasyonunun başına daha yeni seçilmiş bir isimdi. O zamana kadar da adı sanı bilinmezdi. Resim olarak hafızalarımıza henüz girmemişti. Federasyon başkanı olduktan sonra da, öyle pek TV meraklısı olmadığından dolayı, bazıları gibi her dakika evimizde de görmezdik. Medya’nın ikonu değildi.

Büyük kamuoyunun onunla  tanışması, asıl Avrupa Kupası maçları sırasında oldu. Herkesi hayretlere boğan ve herkesin kalbini kazandıran resim de, başı örtülü eşiydi. Türkiye’yi ayağa kaldıran o son dakikalardaki mucize golleri var ya, işte o her golden sonra ayaklara fırlayan, kimi zaman Başbakanın boynuna sarılan, çoğunlukla da eşini kucaklayan Bayan Aysel  Doğan.

Doğan ailesi çok bizdendi.

Şeref tribününde, asık suratla oturup hiçbir heyecan izi göstermeyen, Sovyetlerin politbüro toplantılarını andıran asık suratlarla maç izleyenlerden değillerdi. Gol oldu mu ayağa fırlıyorlar, birbirleriyle kucaklaşabiliyorlardı. Başı kapalıları, yerlerinden kıpırdamayan, hele erkeklerle sarmaş dolaş olmayan kadınlar olarak tanırdık. Bayan Doğan bu tabuyu da yıktı. Başı kapalıların da bizler gibi olabileceklerini gösterdi.

Bir diğer unsur da, Doğan’ın genel yaklaşımıydı.

Milli Takım şampiyonlar gibi eller üstünde taşınırken, o kenarda kalmasını bildi. Fırsat fırsattır diye, ekranların önüne atlamadı.

Fatih Terim krizini de uzlaşıyla aşmasını bildi.

Kavgaya girmedi. Başbakan’ın yakın arkadaşı olmasına rağmen, bulunduğu pozisyonu istediği gibi kullanabilecek olanağı varken, tenezzül etmedi.

İşte bütün bunlardan dolayı, Hasan Doğan’ı Türkiye kısa sürede çok sevdi ve ani kaybına çok üzüldü…



ALGI VERGİ VE MİZAH…


Şükrü Kızılot’u köşe yazılarından tanırsınız. Ekonomi ve vergi ile ilgili en anlaşılmaz konuları bile Ayşe Teyze, İbrahim Bey der güzel güzel anlatır. Okuyanın da en ağır hesap kitap işleri aklına yatar. Hatta biz de, Kanal D Haber’de ekonomi haberi yapacağımız zaman kendisine danışırız. En karmaşık konuları en basit şeklinde anlatmakta üstüne yoktur. Şimdi de iş dünyası için eğlenceli vergi öykülerinden oluşan bir kitabı var elimde. Adı; Palyaçonun Gözyaşları. Yaklaşım Yayıncılık (0 312 439 43 43) iyi bir iş yapmış bu kitabı basmakla. Kitabın adı aslında içeriğinin ipucu, algıdan vergiden çok iyi bir mizah kitabı bu. Ağlanacak halimize gülmek isteyenlere.




Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- Yiyin efendiler...
- BUGÜN HEM POLİS, HEM PKK SINAVDAN GEÇECEK
- MHP'nin Türkiye'ye verdiği büyük zarar
- Artık, birbirimize yalan söylemeyelim...
- Türkiye yıllardır AB’nin vize uygulamasına itiraz edip durur. 1974’te Almanya’nın başlattığı ve 36 yıldır sürdürülen vize anlayışı çoktan değişti.
- Cemaat, efsaneleşen gücü’nün esiri oluyor…
- MİLLİ GÖRÜŞ, GÜLEN’İ GÖLGELEDİ…
- 12 EYLÜL BELGESELİ BAŞLIYOR…
- 32.Gün ile birlikte büyüdük... Göz açıp kapayana kadar geçmiş. Daha dün Ali Kırca...
- KAVGA BEKLENİYORDU, TAM AKSİ ÇIKTI...
- BİZ NEDEN KIZIYORUZ, ASIL SARKOZY UTANSIN...
- ERDOĞAN’IN AMACI BATI’YA SIRT DÖNMEK DEĞİL...
- CNN TÜRK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARINI TANIYIN…
- Yahudi aleyhtarlığını kışkırtıyoruz…
- Emekli Albay Arif Doğan öyle sözler söylüyor...
- Avrupa, Anayasa değişikliğini yetersiz ancak olumlu görüyor
- 1'inci köprüye karşıydım, bugün ise destekliyorum...
- Ermeniler, bize muhtaç olacak kadar fakir değil…(3)
- ERDOĞAN VE İHH KAZANDI, KAYBEDENLER İSE...
- Yine Ermeni çalışıyor, yine Türk seyrediyor...
- Ermeniler Türkiye'yi, alkışçılara şikayet edecek (2)
- ERDOĞAN, DOĞRUSUNU YAPIYOR...
- Genelkurmay sivile açılıyor
- Sevgili Dostlar,
- Artık PKK’dan çok, genç Kürtler korkutuyor…