Mehmet Ali Birand
 
MÜZAKERELER 2005’TE BAŞLIYOR
 
 

MÜZAKERELER

2005’TE BAŞLIYOR

 

Felaket tellalları sürekli aynı  şeyleri tekrarlardı. Kaşlarını çatarlar “Ne yaparsak yapalım, AB tarih vermeyecek, müzakereleri başlatmayacak” derlerdi.  Onlara (!) kötü  bir haberim var. AB Komisyonunda hazırlıklar çok farklı...

 

Kısa bir süre öncesine kadar  AB Komisyonunun;

 

  1. Türkiye’nin bir röntgenini veya resmini çekmekle yetineceği ve son kararı verecek olan AB Konseyine (Hükümet ve Devlet Başkanları)  somut bir öneride bulunmayıp, kararı tümüyle onlara bırakacağı idi...
  2. Bir müzakere tarihi verse dahi, bunu 2006 sonu, 2007’lere sarkıtacağı ve yeniden bir karar toplantısı önereceği şeklinde idi...

 

Bu kuşku ve kaygılar artık yersiz.

 

Geçen haftaki  AB doruğu münasebetiyle, Brüksel’de  AB Komisyonu yetkilileriyle uzunca görüşme imkanı buldum. Aynı şekilde, Başbakan Erdoğan başta, Türk yetkililerinde nabzını tuttum. Bambaşka bir manzara ile karşı karşıya kaldım.

 

Komisyon’daki genel izlenim, üst düzey bir yetkilinin deyişiyle “... Türkiye bugün, İsveç ve Danimarka toplumunun çizgisine gelmedi belki, ancak müzakarelere başlayabilecek bir noktaya ulaştı. Yasalar açısından, Kopenhag kriterlerine büyük oranda yetişti... Uygulamalarda aksamalar var, ancak bu da yıllar içinde –yani müzakereler sırasında- rayına oturacaktır... Özetle, Türkiye ile katılma müzekerelerini başlatmamızı engelleyecek önemli bir gerekçe kalmamıştır.”

 

Türk toplumunun Avrupalılar gibi düşünüp hareket etmediği biliniyor. Ancak bunun da birkaç  yılda gerçekleşeceği kabul ediliyor.

 

“Türkiye’ye hayır diyecek veya bir süre daha yeni bir ertelemeye gidecek gerekçe kalmadı” diyen AB yetkilileri açıkça, Komsiyonun resim çekmekle  yetinmeyeceğini, Devlet ve Hükümet başkanları doruğuna net bir tavsiyede bulunacağını söylüyorlar.

 

Bu öneri de, yukarıda anlattığım gibi, Türkiye ile müzakerelerin başlaması yönünde olacak.

 

BİRÇOK KOŞUL VE

TATSIZ LAFTA OLACAK

 

Komisyonun, Türkiye hakkında  Ekim raporunda müzakerelerin başlatılması önerisi yanısıra, bir çoğumuzun hoşuna gitmeyecek bir sürü koşul ve kendi kamuoylarını tatmin etmeye yönelik saptamalar da olacak.

 

AB kamuoyundaki “Eyvah, Türkler birkaç yıl içinde tam üye olacaklar” korkusunu giderebilmek için, örneğin “müzakerelerin açılmasının, bir ülkenin tam üye olması anlamına gelmeyeceği” belirtilebilecek.

 

Kopenhag kriterleri çerçevesinde, yasalarda gereken değişiklik ve uygulama  eksikliklerinin giderilmesi koşullar arasında sayılacak.

 

Ancak bütün bunların yanısıra AB, Türkiye açısından en önemli unsur sayılan müzakereleri başlatacağı için,  koşullar veya uygulama beklentilerinin engelleyici  hiçbir etkisi olmayacak.

 

MÜZAKERE

TARİHİ NE?

 

Geriye, müzakerelerin  başlama tarihi kalıyor.

 

Bana, AB Komisyonunun en tepesindeki  kişilerden, bürokratların en mütevazisine kadar  söylenen tarih, 2005 yılının Temmuz-Ekim dönemiydi.

 

Bu dönem, İngiltere’nin dönem başkanlığına rastlıyor. İngilizlerin Türkiye’yi ne kadar   desteklediklerini düşünürseniz, AB Komisyonunun Blair’i memnun etmeyi hedeflediği hemen anlaşılır.

 

Bu tarih ile (özellikle 2005 Temmuz)  AB Komisyonu  Almanya ve Fransa’ya da bir çiçek atıyor. Hatırlarsanız, Kopehnag doruğunda Alman-Fransız önerisi Türkiye ile  müzakereler için 2005 Temmuz’da son kararın alınması  şeklindeydi. Türkiye bastırdığı için,  karar 2004 Aralığına alınmıştı.

 

Komisyon içinde şu andaki genel ortak görüş, Türkiye  müzakerelerinin  2005 Temmuzunda  başlatılması.

 

Buna karşılık,  Türkiye 2005 yılının en geç Mart ayı  sonuna kadar başlatılması için baskı  yapıyor.

 

Nedeni önemli.

 

Daha önceki müzakerelerin, (Lüksemburg ve Helsinki kararlarına göre) hep Şubat-Mart  döneminde başlatılmış olması.

 

KONSEY BU GİDİŞİ

DURDURABİLİR Mİ?

 

Şimdi hepimizin sorduğu soru aynı:

 

AB Komisyonundaki bu hava tersine dönebilir mi?

 

AB Konseyi (siyasi kararı verip son sözü söyleyecek olan 25 hükümet ve devlet başkanı) Komisyon’un tavsiyesine  uymamazlık edebilir mi? Herşeye rağmen Türkiye’yi reddedebilir mi?

 

Hayır ve hayır...

 

Bugünkü gidişi bir tek bizler tersyüz edebiliriz. Öyle gelişmeler, öyle kavgalar yaratır, bindiğimiz dalı öylesine keseriz ki, Türkiye’yi istemeyenlerin ellerine koz verebiliriz.  Yani bu süreci artık sadece biz engelleyebiliriz.(!)



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- Yiyin efendiler...
- BUGÜN HEM POLİS, HEM PKK SINAVDAN GEÇECEK
- MHP'nin Türkiye'ye verdiği büyük zarar
- Artık, birbirimize yalan söylemeyelim...
- Türkiye yıllardır AB’nin vize uygulamasına itiraz edip durur. 1974’te Almanya’nın başlattığı ve 36 yıldır sürdürülen vize anlayışı çoktan değişti.
- Cemaat, efsaneleşen gücü’nün esiri oluyor…
- MİLLİ GÖRÜŞ, GÜLEN’İ GÖLGELEDİ…
- 12 EYLÜL BELGESELİ BAŞLIYOR…
- 32.Gün ile birlikte büyüdük... Göz açıp kapayana kadar geçmiş. Daha dün Ali Kırca...
- KAVGA BEKLENİYORDU, TAM AKSİ ÇIKTI...
- BİZ NEDEN KIZIYORUZ, ASIL SARKOZY UTANSIN...
- ERDOĞAN’IN AMACI BATI’YA SIRT DÖNMEK DEĞİL...
- CNN TÜRK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARINI TANIYIN…
- Yahudi aleyhtarlığını kışkırtıyoruz…
- Emekli Albay Arif Doğan öyle sözler söylüyor...
- Avrupa, Anayasa değişikliğini yetersiz ancak olumlu görüyor
- 1'inci köprüye karşıydım, bugün ise destekliyorum...
- Ermeniler, bize muhtaç olacak kadar fakir değil…(3)
- ERDOĞAN VE İHH KAZANDI, KAYBEDENLER İSE...
- Yine Ermeni çalışıyor, yine Türk seyrediyor...
- Ermeniler Türkiye'yi, alkışçılara şikayet edecek (2)
- ERDOĞAN, DOĞRUSUNU YAPIYOR...
- Genelkurmay sivile açılıyor
- Sevgili Dostlar,
- Artık PKK’dan çok, genç Kürtler korkutuyor…