Mehmet Ali Birand
 
DAİMA SAYGI DUYDUM
 
 

DAİMA SAYGI DUYDUM

 

Çarşamba günü Hürriyet Gazetesinde yayınlanan bu fotoğrafı Rauf Denktaş çekti., gazetede resim altını yazanlar “hem eelştiriyor, hem de samimiler” gibilerinden, eleştiri mi mizah mı pek anlaşılamayan şeyler yazmışlar. Ben hem Denktaş’ı , hem de Soysal’ı sert şekilde eleştirdim. Gerektiğinde yine de eleştiririm. Onlar da beni eleştirirler. Ancak daima  birbirimize saygı duyarız. Belki bazıları, her eleştirilen kişiyle saç saça kavga edildiğini sanırlar. Oysa biz uygar insanlarız. Her karşılaştığımızda birbirimizi iğneleriz, espri yaparız. Uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz olduğu için, zaman zaman birbirimize çok kızsak dahi, karşılaşınca hemen buzlar erir. İşte bu resmin hikayesi de sadece budur. Birbirini eleştiren dostların bir araya gelince, unutabildikleri sevgilerini nasıl tekrar keşfettiklerinin resmidir. Sonra tekrar eleştirilere dönülse dahi, Soysal-Denktaş sevgi ve saygımı kaybetmediğim ve kaybetmeyeceğim iki insandır.

 

DENKTAŞ VE SOYSAL

KİMSEYE HAKARET ETMEDİLER

 

Gazetecilikle ilgisi olmamasına rağmen, sırf basın kartı taşıyabilmek için Washington’dan Türkiye’deki bir medya kuruluşuna muhbirlik yapan bir çocuk, kişisel sitesinde bana kin kusmuş.

 

Bu çocuğun yazdıklarını ciddiye almadım. Ancak yalan yanlış bilgilerin içinde, Rauf  Denktaş’ın ben dahil bazı gazetecilere hakaret ettiği, Mümtaz Soysal’ın üç parmağıyla  (!) ayıp bir işaret yaptığı gibi yalanları okuyunca, bir düzeltme yapma ihtiyacı duydum. Sayın Denktaş “o.... çocukları” deyip demediğini, Soysal ayıp hareket yapıp yapmadığını isterlerse (bunca gündem içinde böylesine bir minüskül yalana zaman ayırırlar mı, ayırmazlar mı bilemem tabii)  açıklayabilirler. Ancak ben, Türk heyeti ile gazeteciler arasındaki bol esprili, birbirine takılmanın ötesine giden bir hakaretleşmenin   yaşanmadığını açıklamayı bir görev  bilirim. Sözü edilen iki kişinin, ne kadar farklı görüşte olursa olsunlar, kimseye hakaret ettiklerini de son 35  yıldır hiç görmedim.

 

 

 

 

 

AKP, ASIL ŞİMDİ

İKTİDAR OLDU...

 

Kıbrıs sorunu gerçekten çözülebilir veya başka nedenlerle çözümlenemeyebilir. Artık önemi yok.

 

Önemli olan, Türkiye’nin New York görüşmelerinde attığı  adımdır. Taraflar arasında bir anlaşma olmadığı taktirde, BM Genel Sekreterinin boşlukları  doldurmasına yeşil ışık yakmak, başka deyimle Kofi Annan’a açık çek vermek, bir hükümet için gerçekçen cesaret gerektiren bir adımdır.

 

Heç birimiz Kıbrıs osrununun çözülebileceğine inanmıyorduk. Birilerinin, eninde sonunda  ayak koyacaklarına ve gidişi  durduracaklarına inanıyorduk.

 

Dektaş olmazsa askerlerin etkileyeceklerini sanıyorduk. Geriye dönüp  bir bakalım...

 

En cesuru, en başarılısı, “Kıbrıs fatihi” diye adlandırılan Ecevit dahi, zamanında bu engelleri yaşamamıştı.

 

“Yavru Vatan”  ve “çakıltaşı dahi verilmez” edebiyatı 30 yıldır kafalarımıza işlenmişti. Nice girişimler, nice takvimler görmüştük. Ancak hiçbirinden  sonuç alınamadı. Bir defasında Türk tarafı engellediyse, öbüründe Rumlar engellediler.

 

Tayyip Erdoğan- Abdullah Gül  ikilisi , 1960’ta Menderes-Zorlu gibi cesaretle ortaya atıldılar. Eleştirilere  göğüs gerdiler, derin devletin tehditlerine aldırmadılar. Çözüm için gereken en hayati adımı (BM Genel Sekreterini hakem seçmek) attılar.

 

Başta da dediğim gibi, sorun çözülür veya çözülmez, arıtk önemli değil. Önemli olan, AKP’nin bu eşiği geçmiş olmasıdır. Yıllardır kemikleşmiş, ancak artık hiçbir işe yaramayan stratejik gerekçelerin, Helenizmin, Anadoluyu kuşattığı teorilerinin ve yavru vatan  tabusunun yıkılmasıdır.

 

Bu aşamaya geldikten sonra, AKP Kıbrıs’ı mutlaka çözer. Rumlar direnseler dahi çözüm bulunur. Zira en güç adım atılmıştır.

 

Askeri yönden en önemli bir konuda son kararı siyasi iktidar vermiştir.

 

Bugün AKP gerçekten iktidar olmuştur

 

 

 

 

THY UÇAKLARI

DÖKÜLMEYE BAŞLADI

 

Benim gibi çok uçak seyhati yaparlardansanız, eminim sizlerin de gözüne batmıştır. Türk Hava Yolları filosunun, özellikle dış hatlarında kullandığı uçaklardan bir bölümü, kelimenin tam anlamıyla dökülüyor.

 

New York gibi en gözde hatlardan söz etmiyorum. Örnek vereyim, bayram tatilinde Yeni Delhi’ye uçtum. Eğer yanılmıyorsam A310 tipi uçaklarla gidip geldim. Diğer başka hatlarda karşılaştığım uçaklarda da hemen hemen aynı manzaraları yaşadım.

           

Koltuklar perişan durumda. Eskimiş olan hiçbir şey değiştirilmemiş. Aksine, üstü örtülmekle yetinilmiş. Özellikle 5-7 saat’lik uzun uçuşlarda servis kalitesi giderek düşüyor. Oynatılan filmlerin görüntü kalitesi çok kötü. Business Class kabinindeki koltukların ayakları kalkmıyor.

           

Meydanda servis veren yer ekibi ile yolcular arasında sürekli bir gerilim, zaman zaman da kavgalar yaşanıyor. Bazı merkezlerde nedense meydan müdürleri -herhalde yolcu ile muhatap olmamak için- ortada görünmemeye özen gösteriyorlar ve THY’a servis veren yerel memurlarla yolcuyu başbaşa bırakıyorlar.

           

Rötarlar, nedenleri ve ne zaman hareket edilebileceği konuları yeterince duyurulmuyor. Yolcuya bilgi vermeme modası tekrar hortlamaya başladı.

           

Özetlemek gerekirse, geçtiğimiz yıllardaki THY görüntüsü artık yok.

           

Her filonun yaşlanması doğaldır. Hele Türk yolcuların genelde herşeyi hoyratça kullanma alışkanlıkları da dikkate alınırsa, THY’ nın daha da çabuk aşınması normaldir. Ancak önemli olan, gereken önlemlerin önceden alınmasıdır.

           

Hele  Genel Müdürlükteki görev değişiminden sonra, yeni yönetimin yeterince özen göstermediği izleniminin doğması hiçte hoş değil.

 

 

 

 

 

 

KİTAP KÖŞESİ

 

 

Kazmacı'nın Arızalı Erkekler'i

 

Daha önce TV spikeri ve köşeyazarı olarak tanınan Güler Kazmacı yazarlığa soyunarak "Arızalı Erkekler" isimli bir kitap çıkarttı. Nokta Yayınları'ndan çıkan kitapta doğru adamı bulduğunu zanneden ama onunla birlikte olduktan sonra fikrini değiştiren kadınların öykülerini anlatılıyor. Kazmacı'nın kitabında anlattıklarının gerçek olaylar olduğunu açıklamasıyla kitabındaki ünlü “Arızalı Erkekler” merak konusu oldu. Kitaptaki öykülerin ana karakterlerini orta yaşlı, kariyeri bitme noktasına gelen kadınlar ve onlarla ilişkiye giren ruhsal problemli erkekler oluşturuyor.

 

                                               *                      *                      *

 

İsmail Çöl çıkardığı iki kitabıyla okuyucularıyla buluşuyor

 

Uzun yıllar İşçi Postası isimli gazetede köşe yazarlığı yapan, Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde sendikacılık ve sosyalizm hakkında yazılar yazan İsmail Çöl  iki kitap çıkarttı. Bunlarda biri yazdığı son dönemde tüm şiirlerini içinde topladığı "Şiirle Yaşamak" diğeride "Maçka Saray Cinayeti" isimli roman... "Şiirle Yaşamak" şiirseverler için mutlaka okunması bir kitap, eğer macera kitaplarını okumaktan hoşlnıyorum diyorsanız o zaman tercihiniz  "Maçka Saray Cinayeti" olmalı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

KIBRIS’TA ÇAKIL

TAŞIM DAHİ YOK

 

Bazı sitelerde benim Kıbrıs’ta gayrimenkulüm olduğu, gizli vatandaş statüsünde olduğum ve bundan dolayı çözüm için özel bir çaba harcadığım iddiaları dolaşıyor.

 

Tümüyle yalan bir söylenti.

 

Kıbrıs’ta bir tek gayrimenkul veya menkul veya siz nasıl adlandırırsanız adlandırın bir malım yok. Hiçbir zaman olmadı. Hiçbir zaman da olmayacak.

 

Bu tip pislikler atanlar iddialarını devam ettirebilirler, ancak benim okurlarımın doğruyu duymalarını istedim.

 

Ayrıca, Ada’da gayrimenkulü olan herhangi bir gazetecinin konuyla ilgili tutum almasının etik değerlere uymadığı şeklindeki yaklaşımı da doğrusu garip karşılıyorum. Eğer bu mantıktan çıkacak olarsak o zaman Türkiye’de malı olan gazetecinin örneğin gayrimenkul vergileri veya buna ilişkin konularda hiçbir fikir öne sürmemesi hiçbir şey yazmaması gerekir ki bu da kendi içinde saçmalığın dik alasıdır.



Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- Yiyin efendiler...
- BUGÜN HEM POLİS, HEM PKK SINAVDAN GEÇECEK
- MHP'nin Türkiye'ye verdiği büyük zarar
- Artık, birbirimize yalan söylemeyelim...
- Türkiye yıllardır AB’nin vize uygulamasına itiraz edip durur. 1974’te Almanya’nın başlattığı ve 36 yıldır sürdürülen vize anlayışı çoktan değişti.
- Cemaat, efsaneleşen gücü’nün esiri oluyor…
- MİLLİ GÖRÜŞ, GÜLEN’İ GÖLGELEDİ…
- 12 EYLÜL BELGESELİ BAŞLIYOR…
- 32.Gün ile birlikte büyüdük... Göz açıp kapayana kadar geçmiş. Daha dün Ali Kırca...
- KAVGA BEKLENİYORDU, TAM AKSİ ÇIKTI...
- BİZ NEDEN KIZIYORUZ, ASIL SARKOZY UTANSIN...
- ERDOĞAN’IN AMACI BATI’YA SIRT DÖNMEK DEĞİL...
- CNN TÜRK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARINI TANIYIN…
- Yahudi aleyhtarlığını kışkırtıyoruz…
- Emekli Albay Arif Doğan öyle sözler söylüyor...
- Avrupa, Anayasa değişikliğini yetersiz ancak olumlu görüyor
- 1'inci köprüye karşıydım, bugün ise destekliyorum...
- Ermeniler, bize muhtaç olacak kadar fakir değil…(3)
- ERDOĞAN VE İHH KAZANDI, KAYBEDENLER İSE...
- Yine Ermeni çalışıyor, yine Türk seyrediyor...
- Ermeniler Türkiye'yi, alkışçılara şikayet edecek (2)
- ERDOĞAN, DOĞRUSUNU YAPIYOR...
- Genelkurmay sivile açılıyor
- Sevgili Dostlar,
- Artık PKK’dan çok, genç Kürtler korkutuyor…