Mehmet Ali Birand
 
Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?
 
 
Van

Güneydoğu'da dolaşırken, Ankara'daki tartışmaların ne kadar boş olduğunu, bölgenin geleceğinin HADEP ve Devlet'in elinde olduğunu hemen görüveriyorsunuz.


Güneydoğu'da 5-6 yıl öncesine oranla bambaşka bir hava esiyor. Genelde büyük bir rahatlama var. Gerilim bitmiş, çatışmalar azalmış. Olanlarda kırsal alanlarda görülüyor. Artık, hava karardıktan sonra sokağa çıkma riski veya kapanan yollara rastlanmıyor.

Bütün bu göstergelere bakıp, sorunun artık bittiği sonucuna varmak ise yanıltıcı olur. Zira genel bir beklenti ortamı var. İnsanların temel sorunu artık aş ve iş. İşsizlik inanılmaz boyutlarda. 15 yıl süreyle bölgeyi paramparça etmiş olan terörün de etkisiyle, fakirlik diz boyu. PKK baskısı bitmiş ancak bu defa daha da tehlikelisi, fakirlik baskısı var. Ekonomik kriz, Devlet'in buralara kaynak aktarmasını engellediği için, ümitsizlik de giderek artıyor.

OHAL'in kalkması yerel halkı memnun etmiş. Ancak, resmi veya resmi olmayan görevliler hiç memnun değil. Bazı akademisyenlerin dahi, OHAL ile birlikte kalkacak ek ödemelerinden nasıl rahatsızlık hissettiklerini kulaklarımla duydum. Terör yıllarında, bölgeye akan kaynaktan pay alan tüm çevreler, şimdi bu açığı nasıl kapatabileceklerinin hesabını yapıyorlar.

Kimileri eski günleri özlüyor. Özleyenler arasında, hem örgüt elemanları, hem de Devlet veya Devlete yardım kisvesi altında faaliyet gösteren güçler ve mayfa'da var.

HADEP bölgeye tümüyle hakim. Aslında, verdikleri hizmet, bir bölümü kaynak yetersizliğinden, diğer bir bölümü de yeteneksiz kadrolar nedeniyle, son derece yetersiz. Ancak kimse ses çıkartmıyor. Kendilerine yakın hissettikleri insanlar tarafından yönetilmiş olmaktan kaynaklanan bir hoşgörü var.

HADEP'İ KİM ETKİLİYOR?

HADEP'in kadrolarına baktığınız zaman, genelde yetersizlik ve yeteneksizliklerle karşılaşıyorsunuz. Belediye başkanları genelde, bir Kürt-Türk ayırımı yapmamaya çalışıyorlar. Ancak bazı belediyelerde durum farklı. İhale dağıtımı veya işe alma konularında epey şikayet var. Korkulan en önemli gelişme, böyle bir sürecin, bölgede Türk Milliyetçiliğini kamçılaması ve ilerde bir çatışmaya dönüşmesi.

Dikkatleri çeken bir diğer nokta, HADEP'in parti olarak ne oranda KADEK'in etkisi altında olduğu. İster resmi yetkililerle, isterseniz örgüte yakın çevrelerle konuşun, hep yanı yanıtı alıyorsunuz. KADEK'in, HADEP üzerinde önemli derecede hakimiyeti olduğu belirtiliyor. “Buna da şaşırmamak gerekir, zira Kürt sorununu bu noktaya kadar getirmiş olan örgüt, herşeyi HADEP'in ellerine bırakmak istemiyor” diyen, KÜRT kökenli bir sivil toplum örgütü yöneticisi, sözlerine şöyle devam etti: “Nasıl, Devlet kadrolarında sertlikten yana olanlarla uzlaşıcılar varsa, KADEK'de ikiye bölünmüş durumda. Onların içinde de sert tutum benimseyenler, HADEP Belediyelerini tamamen Kürtleştirmek isteyenler ve uzlaşmadan yana olanlar var. Bu iki akım arasında tartışma sürüyor. Daha uzun zaman da devam edecek.”

TC HADEP'E NASIL BAKIYOR?

15 yıl boyunca terörle mücadele etmiş resmi yetkililerin bölgedeki gelişmelere bakışları hala son derece kuşkulu.

HADEP belediyeleri ile resmi devlet temsilcileri arasındaki ilişkiler gergin. Bir bölümü, HADEP'i benimseyemediklerini, partinin Kürtçülük yaptığını ileri sürüyor. Bir diğer bölümü ise, daha uzlaşıcı bir yaklaşımda. “Bunlar da bizim insanlarımız. Eğer Kaymakam Belediye başkanına sırt çevirirse, Komutan törenlere davet etmezse, sürekli dışlarsak ne olur? Bir süre sonra bu ülkeyi kendi elimizle böleriz” diyen bir yetkili, karşılıklı kuşkuların biran önce giderilmesi gerektiğini söyledi.

Bulge'de barış ve istikrar “baskı ve korkuya” dayandırılamaz. Arntık bu dönem kapandı. Belki bazıları yine eskiye dönmek istiyor olabilir, ancak ülkemizin çıkarın, hem HADEP'in hem de Devlet'in uzun vadeli bir politika saptamalarını gerektiriyor.

HADEP, sadece kürt kökenlilerin değil, bütün bölge halkının, Türkiye'nin partisi olmak zorundadır.

T.C. Devleti de, aksi ispat edilene kadar, dışlayıcı değil, uzlaşıcı olmak zorundadır. Teröre karşı önlemler sürdürülmeli, ancak her kürt'ü de terörist olarak görmemelidir.

Güzel günleri sürdürmek bizlerin elinde.


Bu yazılara cnnturk.com'dan da erişebilirsiniz.
 
 
BU KATEGORİDEKİ EN ÇOK OKUNAN 25 YAZI
- CEMAAT, AK PARTİ'DEN DESTEĞİNİ ÇEKEMEZ...
- Alper Görmüş koskoca iki cilt kitap yazmış. Okudukça yüzüm kızardı...
- PKK İLE SERT BİR SAVAŞ DÖNEMİNE GİRİLİYOR...
- CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA NE FARK VAR?
- Öcalan...
- ÖCALAN SIRADAN BİR MAHKUM DEĞİL Kİ...
- Rüya görmeyelim. PKK böyle tasfiye edilmez
- Davutoğlu efsanesi gerçek mi, yoksa balon mu?
- PKK İKİYE BÖLÜNÜYOR
- RUSYA GÜNDEMİNDE, PKK-ÇEÇEN VE GAZ VAR
- Türkiye artık kararını vermeli…
- TÜRKİYE’DEKİ, 70 BİN ERMENİYİ VATANDAŞ YAPIN...
- Referandumda neden “Evet” oyu kullanacağım?
- MEDYA TERÖRE HİZMET Mİ EDİYOR?
- Hadi bir defa başladık...
- BAŞBAKAN BM'DE "DİZEL MOTORU" GİBİYDİ...
- PKK VURUYOR, ANCAK KIŞKIRTAMIYOR...
- Siyaset karşı saldırıya geçti
- BİZE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR...
- Önceki günkü “darbecilik genlerimizde vardı” başlıklı yazım çok yankı yaptı. Aslında...
- Başbuğ, Kozmik odayı açarak doğrusunu yaptı…
- Başbakan için hepimizin farklı görüşü var. Kimimiz için bir devrimci...
- İRAN REJİMİ, KENDİNİ KURTARACAK MI?
- ÖCALAN DAVASINDA, DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER…
- "KANSER DEĞİLİM..."